Reklam
Bilge Bülbül

Yeter ki Engel ’SEN’ Olma!

Yeti yitimi olarak tanımlanan engelli olma durumu, incitici ve rahatsız edici kabul edilen sakat, özürlü gibi kelimelerle de adlandırılmaktadır.

Birçok insan engelli insanlarla empati kurmaya çalışır. Bir an kendilerini engelli insanın yerine koyarlar, ama empati de bir yere kadar…

Gönül ister ki empati yaptıkları o an uzun sürsün ama nerde?

Kişi engelli olmayı bedeninde, ruhunda yaşamıyorsa eğer nasıl olur da engelli bir vatandaşı çok iyi anladığını iddia edebilir? Engelli bir yakını olmayan, engelli bir komşuya dahi sahip olmayan kişilerin zihinleri ne kadar veya nereye kadar empati yapabilir?

Engelli her birey ve yakınları, yaşadıkları sorunları her mecrada anlatmaya özen gösteri. Çünkü bir nebze olsun anlaşılmak ister. Karşınızdaki engelli kişiye itiraf edemiyorsunuz belki ama en azından kendinize karşı dürüst olun! Bizler, onların anlattıklarını yüzeysel olarak anlıyoruz, bir süre ilgileniyoruz, sonrası da malum.

Değişen maalesef pek bir şey yok!

Engelli bireylerin toplumla bütünleşebilmesi için engelsiz bireylerin katkısı şarttır, aynı zamanda da bu bir zorunluluktur.

Engelli bireyleri anlamak, empati kurmak için sayısız kez farkındalık oluşturulmaya çalışıldı ki bu farkındalıklar elbette devam edecek. Etmeli de. Ta ki onları gerçekten anlayınca, onlar için uygun yaşam alanı oluşturuncaya kadar.

Bugüne kadar engelli vatandaşlar için hiçbir şey yapılmadı demiyorum.

Yapıldı, yapılıyor ancak hala çok yetersiz.

Mavi kapak toplama kampanyasını hatırlayanlarınız vardır muhakkak.

Kapaklar toplandı. Bazı engelli vatandaşlar ihtiyaçları olan tekerlekli veya akülü sandalyelerine kavuştu.

Sonra...

Sonrası şöyle;

Bu sandalyeyi rahatça kullanabileceği kaldırımlar yapmamışsan,

Görme engelliler için özel kabartılmış kaldırımın ortasına direk koymuşsan,

Hastane önlerinde engelliler için yapılan rampaların önüne aracını keyfi olarak utanmadan park etmişsen,

Duyarlı bir vatandaş tarafından uyarıldığın halde şahsın yüzüne boş boş hatta umursamaz bir tavırla bakmışsan,

Otoparklarda engelliler için ayrılmış alanlara kendi aracın için yer bulmak yerine aracını koymuşsan,

Otobüse bir engeli binerken ona yardım edeceğin yerde acele etmesi için şoförü paylamışsan,

Engelli birini gördüğünde onu anlamak yerine ona acıyarak bakmışsan,

Engelliler için yapılan asansörü hiçbir rahatsızlığın olmadığı halde sırf yürümeye üşendiğin için meşgul etmişsen,

Işıklarda beklerken araçlar için kırmızı yandığında engelli vatandaşlar için sensör ’karşıya geçebilirsiniz’ dediğinde kural ihlali yaparak aracınla geçmişsen,

Kaldırım uygun olmadığı için yol kenarında ilerlemeye çalışan engelli vatandaşa korna çalmışsan,

Engelli bir vatandaşa yardım etmesini dahi bilemediğin için ona yardım ederken daha çok hırpalamışsan,

Kişisel alanlardan sosyal alanlara varıncaya kadar onları unutmuş ve haklarını ihlal ediyorsan,

Asıl engelli sensin!

Engeliler için yapılmış özel alanları dahi işgal ediyorsan, o zaman o kişilerin engelini de alacaksın, engellerini kaldıracaksın! Engel ’SEN’ olmayacaksın!

Aslında bazen ne düşünüyorum biliyor muyuz?

Her ebeveyn çocuklarını çok iyi yetiştirilmeli. Çok iyi bireyler yetiştirmeli ki; yarın öbür gün mühendis, meclis üyesi, belediye başkanı, kaymakam, başbakan belki de cumhurbaşkanı olduğunda engelli bireyler için nefes alabilecekleri bir ortam oluşturabilsin.

Bilenleriniz vardır elbet. Geçtiğimiz günlerde Beykoz Kaymakamı Ahmet Katırcı ile Beykoz Güncel köşe yazarları olarak bir araya geldik. Göreve başlayalı çok kısa bir süre olmasına rağmen Beykoz için kolları çoktan sıvadığına şahit oldum. Bizler birbiri ardına sorularımızı sıralamadan önce Beykoz ve Beykoz halkı için önceliklerini bizlerle paylaşan Katırcı; ’Benim için en önemli konulardan biri engelli vatandaşlardır. Onların rahat hareket edebileceği bir yaşam merkezi kurmaya çalışıyoruz. Bunun için de yer bile bakmaya başladık’ dedi. Böyle öncelikleri olan, sorunları göz ardı etmeyen ve çözümlemeye çalışan, halkla iç içe, samimi-içten yöneticilerin sayılarının artmasını temenni ediyorum.

Yazıma İsmet Özel’in çok sevdiğim sözleriyle son vermek istedim.

’Hepimiz insanız diyorlar.

Hepimiz insan değiliz, hepimiz beşeriz.

Aramızdan bazıları insan!’

Engelli bireyler için eksik yapılan her şey vicdani bir yaradır ve her gün kanamaya devam etmektedir.

Engelleri hissettirmeyecek, engelsiz bir yaşam dileği ile... 

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...