Reklam
Sadullah Kabahasanoğlu

Lafla Beykozlu olunmaz!

Beykozumuz, birikmiş meseleleriyle zor günler geçirdi. Fabrikaları yani iş kapıları vardı ve kapatıldı. Beykozlular yeşil ile mavinin tam ortasında bahçeli evlerinde mutlu bir yaşam sürerken bir fırtına vurdu ve Beykoz adeta savrulmaya başladı.

Önce işsizlik, sonra mutsuzluk ve belirsizlikten kaynaklanan doğal sonuç karamsarlık…

Beykoz, her şey yolunda giderken farkında olmadan düşürüldüğü zor durumdan nasıl çıkacağını da bilemedi doğrusu.

Yönetime talip olanlar salt kendi partisinin seçim kazanmış olması yerine birlikte Beykoz’u yeniden yükseltmek için çalışsalardı daha farklı olmaz mıydı?

Beykozlu her beş yılda bir sağa bir sola savrulmasaydı durum şimdi nasıl olurdu?

Beykozlu kendi fikri sorulmadan düşürüldüğü zor durumda uzun bir süre bocaladı. Ama sonunda istikrarın ve çözümün tarafında yer aldı. İstikrar mülkiyet gibi köklü sorunlara büyük oranda çözüm getirdi. Böylece yeni bir gelecek inşa etme imkânı doğdu.

Daha önceki yazılarımda “Beykoz’da güzel şeyler oluyor” diye kastettiğim buydu..

Beykoz değişim sürecine girdi.

Zaten zaman her şeyi değiştirmiyor mu? Hem de insanın kendisini, düşüncelerini, hayallerini, hayatını, evini, yurdunu insanın kendi eliyle değiştiriyor.

Geçen zamanlarda Beykoz’da yaşayanların zevk aldığı ve sevdiği pek çok şeyi belki gelecekte yaşama imkânı olmayabilir. Modern şehirleşmenin sonucu olarak yahut insanların yeni öncelikleri gereği eskiye nazaran farklı şeyler düşünmek, yapmak ve yaşamak gerekiyor.

Her yapılanı eski ile kıyaslamak, eskiyi tabulaştırarak yeniyi sorgulamak bizim doğru çözüme ulaşmamızı engelleyebilir. Her yeni şey daha iyisiyle mukayese edilmelidir.

Zaman Beykoz’a özünü koruyarak kendini yenileme fırsatı veriyor. Bunun yanında Beykoz ve Beykozlularla özdeşleşmiş değerler var ki; bu değerler korunarak adeta geçmişle geleceğe köprü olmaları sağlanabilir. Mesela; “Beykozluluk”, “On Çeşmeler”, “Beykoz Çayırı” gibi.

Geçmişle geleceği birbirinden koparmadan modern şehircilik ve mimari anlayışı ile örnek ve vizyonlu yeni bir Beykoz kurulması kaçınılmazdır. Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü ve Beykoz’a kazandıracağı farklı vizyonu da dikkate alırsak durum daha net anlaşılacaktır.

Ancak yıllarca devam edecek bu değişim iyi yönetilmeli…

“Beykozlu Olmak” ortak değer olarak değişim ve yenilenme sürecinin ilham kaynağı olabilir.

Beykozluluk, sadece Beykoz’da doğmak veya büyümek değil, yeşili ve mavisiyle huzurlu, sakin ve seçkin bir yaşam imkânı olarak benimsenmelidir.

“Ben Beykozluyum” bilinci insanların Beykoz’u koruma refleksini geliştirecektir.

Unutmayalım; değişim sürecinin sonunda ya eserimizle gurur duyacağız ya da “biz kendi ellerimizle ne yaptık” diye büyük pişmanlık duyacağız.

Her Beykozlunun Beykoz için yapacağı bir şeyler mutlaka vardır.

Beykozlular salt geçmişi aramak ve değişimi eleştirmek yerine proje üretmeli, fikirlerini yerel ve merkezi yönetimlere taşımalıdır. Dernekler, vakıflar ve sivil toplum dinamikleri Beykoz için çaba sarf etmelidir.

Beykoz’un geleceği için siyasi görüş, etnik veya bölgesel ayrım gözetmeksizin herkes “Beykozluluk” ortak paydasında bir araya gelmeli, birlikte tartışmalı, ortak ve yeni geleceği beraberce inşa etmelidir.

Selam ve saygılarımla…

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...