Bilge Bülbül

Beykoz’un utanç tablosu

Bilindiği üzere Beykoz Güncel Köşe Yazarları olarak Beykoz’da tanınmış simaları ağırlamaya devam etmekteyiz. İlk konuğumuzun Beykoz Kaymakamı Ahmet Katırcı olduğunu sizlerle paylaşmıştım. Sonraki konuğumuz ise Beykoz’da 3 dönemdir Belediye Başkanlığı görevini yürütmekte olan Yücel Çelikbilek oldu. Beykoz Güncel ailesine dahil olan tüm yazarların sorduğu soruları uzun uzun cevaplayan Yücel Çelikbilek, önemli gördüğü noktaları da not almayı ihmal etmedi.

Ses kaydının kesinlikle alınmadığı oldukça samimi bir ortamda gerçekleşen etkinlikte benim sorduğum 2 soruyu ve cevaplarıını sizlere de aktarmak istedim.

İlk olarak ’Her gün en az iki kere gördüğünüz ve Beykoz Belediye binası önünde duran Tarihi Paşabahçe Vapuru’nu akıbeti ne olacak’ diye sordum.

Çelikbilek ise vapurun tadilatının oldukça masraflı olduğunun yanı sıra şunları söyledi; "Vapur için şu günlerde devam etmekte olan bir ihale mevcut. Vapuru yerinden kaldırmaya korkuyoruz, çünkü elimizde kalabilir. Daha uygun bir kıyıya götürüp orda muhafazaya etmeye çalışacağız. Ancak vapur dökülüyor ve elimizde patlayabilir. Tadilat için o kadar masraf yapmaya gerek yok. O paraya neredeyse yeni bir vapur yapılabilir".

Tabi ki aynı paraya belki de daha az bütçeyle yeni bir vapur yapılabilir ama tarihi eser niteliği taşır mı veya tarihi eser niteliği taşıyan bir vapurun bu şekilde atıl hale getirilmesi kadar doğru? Buna da sizler karar verin! Gerçi Kars’taki heykele ’UCUBE’ diyen bir Başbakan’a sahiptik. Belki de Çelikbilek haklıdır! Ne de olsa Beykoz Belediyesi’nin yaptığı her yatırım çok doğru! tercihleri içeriyor. Tarihi eser için o kadar para harcamaya ne gerek var!!! Neyse...

Bu arada vapurun tarihine dair uzun uzun bilgiler yazacak değilim. Merak edeniniz olursa küçük çaplı bir araştırma yapıp Beykoz Belediyesi önünde müzeye dönüştürülmek için bekleyen ancak çürümekte olan vapurun sıradan bir vapur olmadığını tarihi eser niteliğini taşıdığını görecektir.

2.sorum ise 3 dönem boyunca yapmak isteyip de yapamadığınız, yaptıysanız bile içinize tam sinmeyen, ukde kalan bir projeniz oldu mu?

Aldığım cevap ise; ’ Nikah sarayını dilediğimiz gibi yapamamıştık. Kanuni Sultan Süleyman Kent Ormanı (Elmalı Kent Ormanı) içerisinde, geleneksel mimari yapılarımıza uygun inşa edilecek bir çalışma başlatmış bulunmaktayız. Beykozlular, oldukça geniş kapasiteye sahip nikah salonuna kısa zaman sonra kavuşacak.

Gönül isterdi ki Beykoz Belediye Başkanı Çelikbilek, Beykoz’da kocaman bir kütüphane yapamadığım için eksikliğini duyuyorum desin! Necmettin Erbakan Kültür Merkezi içinde yer alan ve küçücük bir odadan ibaret olan kütüphane Beykoz’un, Beykoz halkının ve Beykoz Belediyesi’nin utanç tablosundan başka bir şey değildir. Yeni üniversitelerin açıldığı ve açılması da planlandığı Beykoz’a bu kütüphane ne kadar yeterli? Malumunuz Beykoz’u eğitim yuvası haline getirmeye çalıştıklarını her fırsatta dile getiren belediye yönetimi, acaba bu eksikliğin ne kadar farkında?

Betonlaşmaya ’DUR’  de!   

İstanbul’un kargaşasından, boğucu trafiğinden, kalabalığından, korna seslerinden bunalanlar için kaçış noktalarından sadece biri Beykoz-Polonezköy. İstanbul’un akciğerleri konumundaki Beykoz ormanlarının içinde yer alan bu şirin beldede yürüyüş, paintball, binicilik, golf, tenis veya yüzme gibi çeşitli aktivitelere katılıp, doğanın kucağında huzur dolu saatler geçirebilirsiniz. Beykoz merkezine yaklaşık yarım saat mesafedeki, yeşilin her tonuyla bezeli bu cennet köşe insanı kendine hayran bırakıyor. Çok değil birkaç yıl sonra bu şekilde kurduğumuz cümleleri ’bırakıyordu’ diye bitireceğimizi düşünüyorum!

Tıpkı Riva Köyü’nün bir kısmının yıllar önce imara açılmasıyla başlayan beton yığını gibi.

Acarkent ve Acarİstanbul kapsamında beton yığınına dönüşen ve hala dönüşmeye devam eden ormanlık alanları da görmüşsünüzdür muhakkak.

Hatta Molla Gürani Viyadüğü’nden geçerken Acarkent’te iki devasa rezidans kulesinin yapıldığını göreceksiniz.

Güzelim Beykoz’da, başka evler için çivi çakılmasına bile müsaade edilmezken Acarkent’in içinde trilyonlar değerindeki villaların tam önüne dikilen devasa yığına nasıl izin veriliyor anlamış değilim!

Yıllardır mesire alanı olarak kullanılan Kaymak Donduran’ın hemen yanı başındaki ağaç katliamını ise görmemiş olamazsınız!

3. köprüden önce başlayan köprü yapımından sonra da hız kazanan betonlaşma için Beykoz’a çevrilen gözler birçok yatırımcının da iştahını kabartmaya devam ediyor.

Eeee ne de olsa;

Ne kadar çok beton, o kadar çok para...

Orman, yeşillik, doğa kimin umurunda!!!

Tebrik ve Teşekkür;

Kaza geçiren köpeğim Gofretle ilgilenip sağlığına kavuşmasını sağlayan Beykoz Belediyesi Veteriner Hekimi Mücahit Turgut Özdemir ve veteriner ekibine sonsuz teşekkürler.

Beykoz Belediyesi Basın Danışmanlığı görevine getirilen ve bu görevi sonuna kadar hak ettiğine inandığım Muzaffer Topçu’ya da yeni görevinde başarılar.

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...