Reklam
Özer Güneş

7. yılında Muhsin Yazıcıoğlu suikastı

Şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun ve vefatının üzerinden 7 koca yıl 84 hafta 2555 gün geçti… Allah şehitlerimize rahmet eylesin mekânları cennet olsun.

Gelinen noktada Yazıcıoğlu ailesinin ve BBP yetkililerinin davanın sonuca kavuşturulması ile alakalı çalışmaları devam ederken, iktidar kanadının davanın zaman aşımına uğratılarak kapatılması ve delillerin karartılması yönünde çalışmaları da devam ediyor.

Bakın Gülefer Yazıcıoğlu ne diyor ‘Buradan ülkeyi yönetenlere sesleniyorum; Kardeşim demekle kardeş olunmuyor. Seçimden seçime hatırlanan kardeşliği asla kabul etmiyorum. Bir an önce Muhsin Yazıcıoğlu’nun size yaptığı kardeşliğin aynısını bekliyorum. Sizler Muhsin Yazıcıoğlu’nun size nasıl bir kardeşlik yaptığını benden daha iyi biliyorsunuz. Sizler dile getiriyorsunuz bunu. Onun içinde Muhsin Yazıcıoğlu’nun yaptığı din kardeşliğinin aynısını bir an önce bizlere teslim edin lütfen..!’ 

Sizler canınız istediği ve tatlı canlarınız yandığı zaman bir gecede kural, kanun, teâmül vs. bakmaksızın neleri yapabildiğinizi gördük! Lakin verdiğiniz sözleri tutmadığınızı, üzerinize başınıza bulaşan olumsuzluklar olduğunda üç maymunu oynadığınızı da gördük! 

Gelinen aşamada bu ülkede en büyük sorunun “Adalet” mekanizmasının yozlaşması olduğunu, bu müessese yozlaşınca zincirleme olarak tüm değerlerin sırayla yozlaştığı bir gerçek… 

Yaşadığımız bu süreçten sonra hiç kimse bana Türkiye’de adalet var diyemez, beni inandıramaz. Biz bu adaleti kendimiz için değil Türkiye için istedik. Türkiye’de bir daha böyle vahim olaylar gerçekleşmesin diye istedik. Ama siz ne yaptınız? Üstünü örttükçe örtmeye çalıştınız, örttükçe akıllardan ve gönüllerden bu mağduriyetin silineceğini zannettiniz! Önce karla örttünüz, şimdi ise iktidar ve otoritenin size verdiği imkan ve avantajlarla sürecin üzerini örtmeye çalıştınız…

Ülkenin içine düştüğü durumları ve hükümetin dış müdahaleye açık yürüttüğü projelerin doğurduğu kaygılar, boşluğu doldurulamayan Muhsin Yazıcıoğlu’nun kadrini ve kıymetini her geçen gün biraza daha arttırmanın yanında; demek ki boşuna öldürülmemiş ve öldürülmesine üzülmüş gibi yapıp boşuna sessiz kalınmamış gibi manidar tepki ve tespitleri arttırmıştır.

Böyle bir şahsiyetin aziz hatırasını kimsenin şahsi emellerine alet etmeye hakkı yoktur!

Bugün şahsi menfaat ve emelleri için bir gecede “devlet” denen organizasyonu iğdiş edenler; yargıyı, istihbari ve inzibati tüm kurumları yeniden dizayn edenler, maalesef bu yiğide, şehadeti sonrası göstermeleri gereken alaka ve hassasiyeti göstermediler… 

Muhsin Yazıcıoğlu ismini dilediklerince istismar ediyorlar ama ‘Muhsin Yazıcıoğlu’nun Şehadet Süreci’nin aydınlatılması için elinizde imkân olduğu halde neleri yapmadınız? sorusuna cevap veremiyorlar. Neleri yapmadıklarını bizler iyi biliyoruz ama neleri yaptıklarını size özetleyeyim:

Davaya takipsizlik veren savcı ödüllendirilerek başsavcı yaptılar! Takipsizlik kararını bozan başsavcı tenzili rütbe edilerek düz savcı yaptılar! Takipsizlik kararını kaldıran mahkeme başkanı tenzili rütbe edilerek normal hâkim yaptılar! Helikopterden parçaları söken ve olay mahallindeki delilleri karartan 9 tutuklu keçinin dokuzunu da serbest bıraktılar! Olayla alakalı idari mevkide bulunan ihmalleri sabit bürokratların adli ve idari soruşturmaları layıkıyla yapılmasına mani oldular! 

Muhsin Başkan beş vakit randevusunu hiç aksatmadan  şükrünü, aczini, muradını, halini ve dinini ‘yalnızca’ Rabbine adayan ihlâslı bir kul, mücadelesi ve mücahedesi ile büyük bir Alperendi “Zafer” onun için ne iktidar, ne bol sıfırlı bir para, ne de sayısal üstünlük adına niteliğin geri planda bırakıldığı bir anlayıştı. Sevgili Hasan Sağındık ağabeyin dediği gibi “Yarın Ahiret Günü’nde bu dünyada kendimize seçtiğimiz liderlerden sorumlu olacağız... Biz biliyoruz ki, Muhsin Başkan ve hayatı bizim için sıkıntı olmaz.”

Bizde diyoruz ki yok öyle yağma! Muhsin Yazıcıoğlu davası oldu bittilerle kapatılamaz!

Buradan siyasi iktidara sesleniyorum: Haklı-haksız, güçlü-güçsüz denklemi içerisinde kim güçlü ise o haklı gibi görünebilir. Eğer sahip olduğunuz iktidar avantajlarına ve gücüne bir sınır çizmezseniz, oyunun kurallarını beğenmeyince oyunu değiştirmek yerine kural koymaya kalkarsanız, sahip olduğunuz güç ve otorite bir gün sizi esir edebilir! 

İşte o zaman size bugün üzerini örttüğünüz; ‘adalet’, ‘vefa’ gibi değerler, size en çok lazım olanların başında gelir!

Zamanı gelince bu sürecin adil bir şekilde yürütüleceğinden ve üzeri örtülmeye çalışılan gerçekler ile adalet arasında tüm engellerin ortadan kaldırılacağından kimsenin kuşkusu olmasın! 

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...