Reklam
Bilge Bülbül

Beykoz’un logo kaymağını kim yiyecek?

Ahmet Mithat Efendi der ki; "Dünya’nın en güzel şehri İstanbul, İstanbul’un en güzel yeri Beykoz’dur". Beykoz, değişmeyen doğal dokusu ile geçmişini ve geleceğini birlikte yaşamaktadır. Yukarıdaki sözler Beykoz Belediyesi’nin yeni logo arayışındaki reklam metninden alıntıdır.

Ahmet Mithat Efendi yaşasaydı dünyanın en güzel yerini İstanbul, İstanbul’un en güzel yerini de Beykoz ilan eder miydi bilinmez ama bilinen bir şey var ki; çok yakın bir gelecekte Beykoz’un doğal yapısından eser kalmayacak.

Asıl konumuza dönecek olursak;  Beykoz Belediyesi’ni kurum olarak yansıtan, ilçeyle özdeşleşecek, Beykoz’un tarihsel, sosyolojik, fiziksel yapısıyla ilişki kuracak, evrensel değerlerle üretilmiş, işlevsel nitelikte ve akılda kalıcı görsellikte yeni bir logonun tasarlanması için Beykoz Belediyesi kolları sıvadı.

Yaklaşık 33 yıldır balık görüntüsüyle Beykoz’un kalkan balığını, mavisiyle denizini ve yeşiliyle ormanını simgelemekte olan logo için Eylül ayında gerçekleştirilen Belediye Meclisi’nde değiştirilme kararı alındı. Aslında bu karar oldukça yerinde. Malum, yakın bir gelecekte katledilmeye devam edecek olan orman alanlarıyla beraber Beykoz’un yeşilinden eser kalmayacak. Kalkan balığına ise nice balık türünde olduğu gibi Beykozlu hasret. O halde 33 yıllık logo bence de artık Beykoz’u temsil etmekte yetersiz kalıyor. Belediye Meclisi’nde alınan bu kararı destekliyor ve çok isabetli buluyorum.

Duymayan görmeyen kalmamıştır sanırım. Çeşitli noktalardaki billboardlara logoyla ilgili ilanlar asıldı. Seçilecek olan logo için de derecelere göre para ödülleri belirlendi.

Logoyu tasarlayacak arkadaşlara bazı önerilerim olacak. Neticede yarışma ulusal ve uluslar arası tüm katılımcılara açık. Eeee Beykoz’un logosu konusunda da bir Beykozlu olarak tasarımcıları bilgilendirmek de bize düşer.

Mesela Acarblu gibi yüksek binaları düşünüp logo tasarlayabilirsiniz. Ya da Elmalı yolu üzerinde yapılan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın başında bulunduğu ağaçların kesilmesine sebep olan vakfa ait kolej de logo olarak düşünülebilir. Kaderine terk edilmiş olan tarihi Paşabahçe Vapuru’nu logo olarak tasarlayabilirsiniz. Sayenizde tarihi bir eser silinmemiş, unutulmamış olur. Sahil kenarında yapılacağı konuşulan oteli de düşünüp logo tasarlamayı ihmal etmeyiniz. Bence gayet orijinal bir tasarım olacaktır! Yıllardır Beykozlu’nun geçim kaynağı olan ancak uzun yıllardır kullanılmayan, harabe halindeki Atatürk zamanından kalma Şişecam, Deri Kundura ve Tekel Fabrikalarını da unutmamalısınız.

Hatırlatmak isterim ki bir kurumun, belediyenin logosunun değişmesi demek o kadar basit ve maliyeti az bir olay değildir.

Logonun değişmesi demek; Beykoz Belediyesi’nin bütün kurumsal kimlik çalışmalarının değişmesi demek. Daha açık yazacak olursam; kartvizitlerden tutun da antetli kağıtlara, zarflardan dosyalara, tabelalardan kataloglara, amblemin kullanıldığı tüm gereçlerden bayraklara kadar her şeyin değişmesi demek. Peki her şeyin sıfırdan yapılması ne demek?

Eeee her şeyi ben söyledim. Durun, bunun cevabını da ben vereyim.

MALİYET demek PARA demek MASRAF demek.

Beykoz’u simgelemekte yetersiz olan logo için çalışmalar son hızla devam ediyor.  Logo tasarımı için son başvuru ise 15 Mayıs’ta sona ererken 25 Mayıs’ta da yarışma sonuçları açıklanacak. Şu aşamadan sonra tek bir şey diliyorum.

Umarım, Beykozlu’nun cebinden çıkacak olan bu paralar, ’Martılara’ yem olmaz!!!

Sağlıcakla...

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...