Reklam
Anadolu Kavağı’nda yol yoktu şimdi yolun babası geldi!

Anadolu Kavağı’nda yol yoktu şimdi yolun babası geldi!

Anadolu Kavağı yıllarca yol bekledi. Yol sahilden değil dağdan geldi. Kavaklı balıkçı, "Yol dedik. Şimdi babası geldi. Otoyol yakında açılacakmış. Eğer buraya bir bağlantı yapılırsa uçar burası” diyor

Beykoz Anadolu Kavağı, İstanbul’un önemli turistik mekanı. Yerel halkın kısaca ‘Kavak’ dediği Anadolu Kavağı, özellikle bahar ve yaz aylarında boğaz tur tekneleri, Şehir Hatları Vapurlarının günlük seferleriyle dolar, hafta sonları ana-baba günü olur. Kış aylarında ise kimse uğramaz kavağa. Muhtarın kayıtlarına göre, mahallede 2 bin 436 kişi yaşıyor. Anadolu Kavağı’na yakın zamana kadar karadan gitmek biraz çileliydi. Askeri bölgede durdurulan araçlarda asker kimlik kontrolü yapar öyle girerdiniz küçük köye. Yerleşik halk Beykoz, Sarıyer’e gideceği zaman tekneleri kullanırdı. Köy halkı yıllarca geniş bir yol özlemi içindeyken, şimdi köylerinin dibine otoyol geldi. Yol demek para demek, konut fiyatlarının artması demek. Acaba Kavak’ta da öyle mi?

Sit alanı ve koruma kapsamında

Anadolu Kavağı eskiden köydü, şimdi Beykoz’a bağlı bir mahalle. Burası doğal sit alanı ve boğaz kıyı koruma kapsamı içinde. Yani mevcut evleri değiştiremezsiniz, yıkamazsınız. Kafanıza göre villa yapamazsınız. Kavakta sanıldığının aksine pek satılık ev yok zaten. Anadolu Kavağı’ndaki en güzel evin, daha doğrusu konağın sahibi Refik Koz, “Otoyolun geçtiği köylerde arsalar satıldı bile. Ancak bizde fazla hareket yok. Beklemedeyiz. Zaten dağla denizin arasındayız, yerimiz dar” diye konuşuyor.

Köyün en güzel en pahalı evi

Refik Koz, yıllarca Kadıköy Belediyesi’nde çalışmış 25 yıl önce emekli olmuş. O da doğma büyüme Kavaklı. Dededen kalma konak köyün gerçekten en güzel ve alımlı yapısı Ahşap ve taş karışımı konak 10 odalı. 130 yıllık konağın neredeyse bir dönüm de bahçesi var. Koz, “İstanbul’dan uzaklaşmak istiyoruz artık. 3 milyon dolar istiyorum bu eve. Fiyat bizim gibilere pahalı gelebilir ama milyonlarca doları saçmasapan konutlara yatıranlar var. Şu evi gördün. Daha fazla etmez mi?" diyor. Kamusal görev icra ettiğimiz için bir yorumda bulunmamız zor tabii! Konut fiyatlarının uçup gittiği İstanbul’da yeni, eski, sonradan veya önceden görme zenginlere ve danışmanlara bırakıyoruz bu tartışmayı. Ancak bir dönem Yeşilçam’a plato olan, dizi filmlerin çekildiği konağın bahçe duvarları bile koruma altında. Bahçe girişindeki kemer tuğlaları tarihi değeri gösteriyor. Bahçesinde eskiden güller açarmış, şimdilerde ise otopark olarak kullanılıyor. Anadolu Kavağı, Turizm ve Kültür Bakanlığı’nın denetiminde. Refik Koz, şehircilik konusuna kafa patlatan bir Kavaklı. “iyi bir turizm planlaması yapılırsa butik otelleri, lokantalarıyla burası denizden de karadan da daha çok turistin geldiği bir mekan olur” diyor. Ve ekliyor. "Ama tarihi dokunun, doğanın korunması şart...”

Halkın ekmeğine deniz bulaşmış

Anadolu Kavağı, sakinlerinin yedi göbek seceresini çıkarttığı İstanbul’un ender yerleşim yerlerindendir. Herkes de birbirini tanır. Köy, Yoros Kalesi ile deniz arasına sıkışınca, halkın da ekmeğine deniz bulaşmıştır. Bilumum denizcilik meslekleri ve balıkçılık geçim kaynağıdır. Yusuf Reis 40 yıldır açık deniz balıkçılığı yaptı. Hopa’dan Çeşmeye kadar sahilleri dolaşıp durmuş. Artık sadece güzel havalarda köy iskelesinde çapari yapıyor veya kayıkla Kavak önlerinde balık avlıyor. Yusuf Şimşek, babadan dededen kalma ahşap evde oturuyor. “Burası Beyoğlu’na dönse, milyonlar verseler bile satmam evimizi. Zaten 30 hissesi vardır herhalde. Ha bak, benden sonrası tufan, köyden göçtükten sonra ne yaparlarsa yapsınlar” diyor. “Abi, köyden göçtükten sonra ne demek" diyorum. “Anla işte bu dünyadan göçtükten sonra” diye ekliyor. Yıllarca köye dağ üzerinden geniş bir yol beklediklerini söyleyen Yusuf Reis, “Yol dedik. Şimdi babası geldi. Otoyol yakında açılacakmış. Eğer buraya bir bağlantı yapılırsa uçar burası” diye konuşuyor.

82 yaşında köyün ayaklı tarihi

Ali Kemal Kadakal 82 yaşında. Doğma büyüme Kavaklı. Asker kökenli bir Çarkçıbaşı o. 1973 yılında Deniz Kuvvetleri’nden emekli olmuş ama 80 yaşına kadar özel sektörde çalışmış. İhtiyar delikanlıyı köy meydanından evine tırmanırken yakalıyoruz. Anadolu Kavağı’nın en eskilerinden. Köyün bağlantılarının sadece deniz yoluyla olduğu zamanları çok iyi hatırlıyor. Antika eşya ve sanat eserleri satılan iki katlı şirin evin önünde konuşuyoruz yılların denizcisiyle. “Böyle satılık evler az. Ben buradaki evimi 1973 yılında emekli olduğum parayla aldım. Şimdi satsam yine o günkü değerini bulur. Pek bir şey değişmedi buralarda. Çünkü bir çivi dahi çakamazsın evlere” diye konuşuyor. Ancak 3. köprü ve yolların burada değişime yol açacağına inanıyor Ali Kemal Kadakal. “Yoros Kalesi onarılıyor. Dağdan aşağıya bir yol geleceği söyleniyor. İşte o zaman Anadolu Kavağı farklı bir yer olur” diyor. “Peki sizin görüşünüz ne?” diye soruyorum. “Dünyada çok gezdim. Yollara, otellere rağmen bozulmayan küçük sahil kasabaları biliyorum. Buradaki dokunun da bozulmasını istemem. Yerli halkın burayı terk etmesini hiç istemem” diyor.

Yeni Yüzyıl

Reklam

YORUMLAR...