Reklam
Burhan Bakır

3 Mayıs Türkçülük Bayramı

Türkçülük ve Türk Milliyetçiliği hareketinde önemli günlerden ve dönüm noktalarından birisi de 3 MAYIS 1944 Türkçülük Olaylarıdır.

1940’lı yıllar, İkinci Dünya Savaşının yeni bir aşamaya girdiği ve ülkemizde iç ve dış kaynaklı oyunların oynandığı dönemlerden biridir.

Bir taraftan savaşın karşıt cephelerini oluşturan batılı devletlerin, diğer yandan Komünist Sovyetler Birliği’nin çeşitli baskı ve yönlendirmelerine maruz kalan Türkiye, içerde de Milli Şef İnönü’nün baskıcı dikta rejimi altında yokluk ve sefalet içinde yaşamaktaydı. Ruslara şirin görünmek amacında olan İdarenin de müsamaha ve hatta teşvikleri ile bölücü ve komünist faaliyetler iyice artmış, devlet kurumlarında yoğunlaşan sol ve materyalist kadrolaşma ülkemizi farklı boyutlara götürebilecek bir boyut ve hız kazanmıştı.

İşte böyle bir zamanda kararlı ve ilkeli bir grup Türk Milliyetçisi aydın, rejimin tüm baskılarına ve dayatmalarına rağmen, tehlikeli gidişe dur demek için kamuoyuna ve devlete bir takım uyarılarda bulunmuştu.

Büyük dava ve fikir adamı Nihal Atsız’ın önderlik ettiği ve Alparslan Türkeş’in de içinde yer aldığı bu aydın hareketine duyarlı Türk Gençliği hem de asil Türk Milleti destek olmuştur. 

Böylece o güne kadar sadece kültürel alanda ve fikri boyutta faaliyet gösteren Türk Milliyetçiliği hareketi, fikir akımı hüviyetinin yanında, siyasi ve sosyal bir hareket özelliği kazanmıştır.

Ama bunlar elbette kolay olmamıştı; 65 oturum süresince Tabutluklar, açlık, susuzluk, zorlu ve çeşitli işkencelere maruz kalmışlardı.

Türk Milliyetçileri, mağdur olmuşlar, işkence görmüşler, sıkıntı çekmişler ama asla mağlup olmamışlardır. Türk Milliyetçileri zaman zaman horlanmışlar, suçlanmışlar ama Türkiye ve Türklük-Müslümanlık sevdasından asla vazgeçmemişlerdir.

3 Mayıs Türkçülük Olayları üzerinden 72 yıl geçmiş olmasına rağmen, 3 Mayıs 1944’ü doğuran şartlar canlılığını ve sıcaklığını korumaktadır.

Bu iktidarın hükümet etme anlayışı tam bir teslimiyetçiliğe, Türk düşmanları ile işbirliğine dönüşmüştür. Tıpkı 3 Mayıs 1944 olaylarında olduğu gibi "TÜRKLÜK ve MİLLİYETÇİLİK" suç olarak görülmektedir.

Bu şartlarda Türk Milliyetçileri her zamankinden daha çok çalışmak ve saflarını sıklaştırmak zorundadır. Türk Milliyetçiler 1944’te İnönü’den yedikleri darbe ile sussalardı, talihlerine küsselerdi, belki de Türkiye’de Türk Milliyetçiliğinden ve Türk Dünyası’ndan bahsedenler olmayacaktı. 3 Mayıs 1944’te ortaya konan milli duyarlılık ve direniş, yeniden dirilişimiz ve şahlanışımız açısından güçlü bir ilham kaynağı ve önemli bir örnek teşkil etmektedir. 3 Mayısı anlamak, Türk’ün çilesi başta olmak üzere Türk Tarihini ve Türk Dünyasını doğru anlamaktır. 3 Mayıs Türkçüler Gününü anlamak ve bunu "TÜRKÇÜLER BAYRAMI"na çevirmek Türk Milletinin onurlu geleceğini inşa etmek için daha çok çalışmak demektir.

3 Mayıs’ı anmaktan daha çok anlamaya ihtiyacımız vardır. 3 Mayıs ruhu yaşamalı ve yaşatılmalıdır. Çünkü bu günde Türkiye Türkçülüğü ve Türk milliyetçiliğini suç olarak gören yabancılardan emir ve icazet alan bir iktidar tarafından yönetilmektedir ve Türk milliyetçilerini bekleyen görev ve sorumluluklar bu günde aynı görev ve sorumluluklardır.

3 Mayıs Ruhu Türk Milletinin geleceğine ışık tutacak bir ruhtur. 3 Mayıs 1944 ’ün yıldönümü olan 3 Mayıs’ta başta Alparslan TÜRKEŞ ve Büyük dava Adamı H. Nihal ATSIZ olmak üzere zorlu bir dönemde adını tarihe şanlı harflerle yazdırmışlardır.

3 Mayıs milli bir ideolojinin, milli olmayan bir ideolojiye karşı tepkisinden ibarettir."

"Zafer her zaman Hakk’a ve doğruya inananların olmuştur."

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...