Reklam
Alparslan Erdin

Parça Parça

Kafamda yazacak çok konu vardı. Hangisini yazsam derken hepsinden biraz yazmak geldi içimden. Bu yazım da böyle parça parça olsun.

-Bir zamanlar Avrupa Birliği?ne giriyorduk. Kutlamalar, havai fişekler, çığlıklar?.

Ne oldu?

Patladı.

Zaten olmayacaktı, olamazdı.

Bir Hıristiyan Kulübe bizi niye alsınlar ki?

Adamların Allah?ı var.

Birçok kez almayacaklarını ima etmişlerdi; duymazdan geldik,

Olmadı direkt söylediler; ?şaka yapıyor şaka? dedik.

Hiç unutmam o resmi.

Dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile Başbakan Tayip Erdoğan?ın Türk düşmanı Papa X. Innocenizo?nun ihtişamlı ve bir o kadar da itici heykeli önünde AB Anayasası?na imza atarken çekilmiş resmini. Merak edenler arasınlar internetten, hemen çıkıyor.

-3 sene evveline kadar komşularla sıfır sorun diyorduk. Bugün sorunsuz olduğumuz komşumuz yok.

Bir tek sorunsuz olduğumuz İran var. Çok yakında onu da halledecek bu iktidar.

İran la yüzyıllardır savaşımız yok.

Ama kameralar önünde kavga edip, perdenin arkasında el sıkıştığımız İsrail in güvenliği için füze kalkanının ülkemizde kurulmasına izin veriyoruz.

Dediğim gibi yüzyıllardır savaşmadığımız ve nüfusunun önemli bir kısmı (%35-40) Türk halklarından oluşan bir devlet bize niye füze yapsın?

Bazı kesimler İran?a sempatim olduğu için kızabilirler. Ama çok da önemli değil. Hem yakın bir gelecekte oraya da ?Demokrasi? (6 satır aşağıya bakın lütfen) geleceğinden eminim.

-Burnumuzun dibindeki Irak?ta öldürülen, tecavüze uğrayan milyonları görmezden geldik. Ancak Libya?da, Suriye?de, Mısır?da isyancıların ölümlerine şiddetle karşı duruyoruz. Yönetimlerine baskı uyguluyoruz. Hatta tehdit ediyoruz.

Iraktakilerin feryatlarına ise ?Yoğurt mu? deyip sağıra yattık.

Ölümse o da ölüm bu da ölüm.

Artık hangi ülkede ?demokrasi? söylemleri duysam artık korkuyorum. Peşi hep zulüm oluyor.

İlerleyen aylarda, yıllarda bizim Güneydoğu?muzda çıkan ?halk olaylarına? Avrupalı müteffiklerimizin ve ABD?nin nasıl yaklaşacaklarını bugünden görür gibi oluyorum.

-Milli gelir ha babam artıyor. Ancak vatandaş perişan. Kime gidiyor bu milli gelir artışı?

Emekliye mi, memura mı, esnafa mı?

Siz de kendi anketiniz yapın küçük çaplı. Sorun emekli babanıza, annenize, memur arkadaşınıza, mahallenin bakkalına.

Bakalım sonuçlar ne çıkıyor?

-İhracatta rekorlar kırıyoruz diyoruz. Ama ithalatta da ondan büyük rekorlara imza attığımız hep es geçiyoruz.

Bu yılın ilk 8 ayındaki rakamlar aynen şöyle: İhracat geçen senenin ilk sekiz ayına göre % 21.9 artışla 72 milyar dolardan 88 milyar dolara çıkmış; ithalat ise % 39,3 oranında artarak 114 milyar dolardan 160 milyar dolara çıkmış.

Bunu çok büyük başarı diye anlatanlara inanmak istiyorsanız, inanın. Bana ne.

-Pazarda çarşıda fiyatlar el yakıyor, kombiye dokunmaya korkar hale geldik, elektrik, su hep tasarrufa yöneldik, ev telefonu yüzünden her fatura döneminde çıkan karı koca kavgaları artık geleneksel hale geldi. Ama ne hikmetse enflasyon canavarı kedicik oldu. (Bir de hatırlarsınız gemicik vardı. O konuya hiç girmeyeceğim) Bu nasıl bir sihirbazlıktır? Nasıl bir illizyondur? Her şey ateş pahası ama enflasyonda çok başarılıyız. Yalanın ağababası söyledikleri.

İnanmıyorsanız yukarıda bahsettiğim kişilere ev hanımlarını da ekleyip hemen yeni bir anket yapın.

Sonuçlar sizde kalsın.

Kimseye söylemeyin. Çünkü herkes açıklarsa takke düşer kel görünür. Mazallah istikrar bozulabilir.

Hep diyorum.

Bugün de diyeceğim.

Duyduğunuza değil, yaşadığınıza ve gördüğünüze inanın.

Saygılarımla...

Reklam

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...