Reklam
Ali Bilir

Göçün insan psikolojisine etkileri

Suriyeli Mülteciler Örneği

ÖZET

Göç insanoğlunun var olduğundan beri süregelen bir olgudur. İnsanlar sürekli bir yerden bir yere göç etmiş ve bu süreç günümüzde de devam etmektedir. Göç kavramı çok bilinen ve alışık olunan bir kavram olsa da, göç gönüllü yapılsa bile, maruz kalan herkesi etkileyebilecek bir davranış biçimidir. Göç’e neden olan birçok sebep vardır. İnsanları en çok etkileyen, psikolojini bozan, travmalar yaşatan ise zorunlu kalınan Göç durumudur.

Ülkemizin komşusu, Suriye’de 2011 yılının Mart ayında başlayan İç Savaş ve kargaşalık sonucu milyonlarca Suriye vatandaşı ülkesini terk ederek, başta ülkemiz olmak üzere birçok ülkeye irtica etmek zorunda kalmışlardır. Bu durum Göç olgusunun en ağırlarından biridir.

Göç sonrası önemli sosyal, psikolojik ve toplumsal sorunları beraberinde getirmektedir. Zorunlu göçe maruz kalan, özellikle çocuk ve kadınların ilerleyen yıllarda önemli psikolojik destek alma ihtiyaçları ortaya çıkacaktır. Göç sonrası geldikleri ülkede yaşamaya devam eden göçmenler ise, destek verilmeyip topluma entegre edilme süreçlerinden geçirilmediği sürece ciddi uyum sorunlarının yaşandığı toplumsal sıkıntılara neden olacaklardır.

GİRİŞ

Göç, zorunluluğun mecburiyetin doğurduğu bir sonuçtur. Keyfi olarak göç etmek durumunda kalan kaç kişi tanıyoruz. En hafifinden en ağırına kadar göç duygusunu yaşayan kişi psikolojik bir travma yaşamaktadır. Bir kişi ata toprağı (memleketi) olarak nitelenen yani doğduğu yeri, sevdiklerini, birikimlerini, arkadaşlarını, komşularını bırakarak, iklimi, adetleri, yaşam biçimi farklı olan başka bir yere gitmek durumunda kalmaktadır. Burada Göç kavramını bir yerden bir yere gitmek olarak açıklarken, göçün çeşitlerini de belirtmekte fayda görüyorum. Yaşanılan yerde yaşanan kargaşa, toplumsal huzursuzluk, ayrımcılığa maruz kalma, etnik köken, iç savaş, çevresel etkiler, terör, devletlerarası mübadele politikaları, işsizlik, sağlık, eğitim ve iklim koşulları gibi birçok nedeni göçe etki eden sebep olarak sayabiliriz. Zorunlu göç kavramına, küreselleşmeyle birlikte, insanların daha rahat yaşam ve ekonomik kazanç beklentilerinden kaynaklı “beyin göçü” kavramını da ekleyebiliriz.

Bu çalışmamda Ülkemizde, özellikle büyük şehirlerde olmak üzere her köşesinde görmeye alışık hale geldiğimiz her yaştan Suriyeli Mülteciler örneği üzerinde durmak istiyorum.

Altı yılını geride bırakan Suriye İç Savaşı sonrası, bu ülkeden kaçarak Başta Türkiye olmak üzere diğer ülkelere sığınmaya çalışan milyonlarca Suriyeli Vatandaş zorunlu göçün en ağır travmasını yaşamaktadırlar. Zorunlu göçe maruz kalan veya planlı olarak göç etmek isteyen herkes öncelikle kendi özelliklerine yakın veya kendinden bir şeyler bulabileceği yerleri tercih etme eğilimindedirler.

Türkiye’yi tercih etmelerinin temel nedenlerden biri yalnız coğrafi yakınlık değil, aynı zamanda Türk halkının tarihi geleneklerden gelen mazluma sahip çıkmak, kollamak vasfının da çok büyük etkisi olduğunu söyleyebiliriz. (Süleymanov,2013) Suriyeli vatandaşların yaşadığı zorunlu göç sonrası psikolojik travma yaşamaktadırlar. İnsan hayatını kendi şartları dahilinde bir akış içerisinde geçirirken, kendi algı dünyası ve kendi düzenine göre bir yaşam sürdürürken bir anda bu kişiyi zorunlu bir şekilde fizyolojik ve güvenlik ihtiyaçlarından yoksun duruma düşürerek ve ait olduğu hemen hemen her şeyin sarsıldığı bir durum içerisine sokulması sonucu bu kişinin psikolojinin normal düzeyde kalacağını söylemek mümkün değildir.

Zorunlu göç durumu her zaman psikolojik travmalara gebe. Zira mülteci alıştığı çevreyi -uzun yıllar topladığı eşyalarını, kendi evini, alıştığı arkadaş çevresini ve komşularını kaybediyor. Zorunlu göçmen bir anda kendini farklı bir dünyada buluveriyor. Burada ona göre hem iklim farklı, hem gökyüzü, hatta koku bile. Uzun yıllar topladığın serveti kaybetmek, evini kaybetmek-büyük maddi kayıplara sebep olur ki, bu da daha sonra elde olmadan ciddi psikolojik travmaya dönüşür. İnsan belirsizlik içinde kendini buluverir, kendi içinde çatışma haline girer, kişiliği darbe almıştır, hayatı anlamını yitirir, bununda akabinde depresyon hali gelir. Bu gibi durumlarda insanların bir şok yaşama olasılığı çok yüksek. Bu duygusal travma veya kültür şoku şeklinde kendini gösterebilir. (Süleymanov, 2013)

Haber kanallarında sıkça gördüğümüz, duyduğumuz “Suriyeli mültecileri taşıyan bot battı, birçok Suriyeli vatandaş kayboldu veya öldü” Bir taraftan bir insan akımı yaşama ve hayatta tutunma mücadelesi verirken, bu zor şartların travmasını yaşarken diğer taraftan bu insanların hayatta kalma, yaşam mücadelelerini kendilerine ekonomik çıkarlara çevirme amacındadırlar.

Peki, Suriye’den ülkemize sığınan milyonlarca Suriyeli vatandaşın, ülkemizin her bir köşesinde Türk halkıyla iç içe yaşayan bu insanların hâlihazırda ne gibi psikolojik sorunlar yaşadıklarını ve ileriki süreçte, Suriyeli çocukların bir yetişkin olarak Ülkemiz ’de yaşamaya devam etmeleri durumunda nasıl sonuçlarla karşılanacağını ne kadar tahmin edebiliyoruz.

   

Urfa’nın Harran ve Suruç ilçelerinde ’ki Suriyeli Göçmenlerin yaşadığı kaplarda çekilen fotoğraflar-Ali Bilir Nisan-2016

İşte burada, Ülkemizde ki Suriyeli Mültecilerin yaşadığı Kamplarda bulunan ve halkla iç içe yaşamaya devam eden Suriyeli vatandaşların psikolojik sorunlarına önem verilmesi gerekmektedir. Ülkemizde, Suriyeli vatandaşların akıbetleri henüz bir ülke politikası ile açıklanmış değildir. Hâlihazırda bu insanlara ülke olarak Temel İhtiyaçlar düzeyinde hizmet sunulmaktadır. Psikolojik desteğin ve eğitimin burada temel ihtiyaçlar kadar önemli olduğu göz ardı edilmemelidir. Bu insanlara, yaşadıkları bu toprakların dili başta olmak üzere kültür ve değerleri öğretilmelidir. Oysaki günümüzün çocukları yaşadıkları bu travmaları yetişkinlik dönemlerinde yaşantılarını olumsuz etkileyeceği kaçınılmazdır. Beş on yıl sonra gençlerimizin Suriye mültecileri ile evlilikler yaptığını sıkça görmeye başladığımızda şaşırılmamalıdır.

Suriye’den Türkiye’ye sığınmacı olarak gelen Münir Fanssa Türk kızıyla evlendi. Hayatlarını birleştiren Suriyeli Münir Fanssa ve Türk kızı Hünya Uluç Mersin’in Silifkeİlçesinde Silifke Belediye Nikah Salonunda sade bir törenle dünya evine girdi.(https://www.cihan.com.tr)

Trafikte seyir halinde iken, bizim çocuklarımızın eğitim gördüğü bir saatte, Suriyeli bir çocuğun arabanıza yaklaşıp el açması arasındaki farkı görebiliyoruz. Nedir bu fark. Ölçülmesi zor psikolojik bir travma. Gelişim çağında olan bir çocuğun iç dünyasına, bilinçaltına, beynine yerleşen olumsuzluk halkaları.

Bu çocuklar birkaç yıl öncesine kadar, bizim çocuklarımızla benzer imkân ve olanaklara sahipken zorunlu olarak geldikleri bu durum onların hiçbir zaman tercihi olan bir durum değildir. Toplum içerisine karışmış olan bu çocukların ailesi ile bu travmaları yaşarken, bazılarının ise anne baba yoksunluğu içerisinde olduğu da mümkündür

Vücudumuzun en çok korunan organı beyin olsa da, patolojik birçok süreçle birlikte bu organın işlevi bozulabilir ya da hasara uğrayabilir (Carlson-2014). Kişinin beyninde oluşan hasarlar, travmalar şiddet derecesine ve kişinin fizyolojik durumuna göre olayın yaşandığı anda nüksedebileceği ileriki zamanlarda da kendini mutlaka gösterecektir. Travmalara maruz kalan insanlarda Nörolojik, Öğrenme ve Bellek, İnsan İletişimi, Toplumsal Uyum gibi birçok psikolojik hastalık görülebilecektir.

Save the Children kuruluşunun hazırladığı "Savaşın Gölgesinde Çocukluk" adlı raporda, Lübnan’daki kamplarda barınan çocukların önemli bir bölümünün en az üç yıldır eğitim koşullarından uzak yaşadığı vurgulandı. Raporda, Suriyeli çocukların, eğitim alamamasının, arkadaşlarından ve akrabalarından uzak kalmasının şiddetli bir gerginlik kaynağı olduğu vurgulandı. Çocukların gündelik yaşamda maruz kaldıkları ayrımcılık, küçük yaşta çalışmaya başlamaları ve erken evlendirilmelerinin psikolojilerini olumsuz etkilediği kaydedildi. Bu durumun, çocukların uzun dönem etkilerini hissedeceği psikolojik travmaya yol açabileceği uyarısı yapıldı. Irak’ın kuzeyindeki kamplarda bulunan çocukların yüzde 10’unun en az bir aile üyesini kaybettiğine işaret edilen raporda, Ürdün’de Suriyeli kız çocuklarının erken evlilik oranı 2013’te yüzde 25 iken geçen yıl yüzde 32’ye yükseldiği belirtildi. (www.trthaber.com)

Anne baba yoksunluğu yaşayan çocuğun ilişkileri istikrarsız, güvenilmez ve sevgisiz temsil eden, işlev bozukluğu sergileyen şemalar ve benlik şemaları oluşmasına neden olabilir. (Butcher ve ark.)

Psikoloji Bilimi üzerine çalışma yapan bilim adamlarından Beck, “Çocuğun ilişkiler üzerine geliştirdiği şemalarda işlev bozukluğu olur”, Erikson, “Temel güven gelişmez”, Freud, “Gelişimin oral evresinde saplanma”, Skinner, “Pekiştirme olmaması beceri gelişimini durdurur,” şeklinde Anne Baba yoksunluğu üzerine çeşitli bakış açıları sunmuşlardır. Bu çocukların ciddi bir uyum bozukluğu sorunuyla karşı karşıya olduğunu anlamak gerekiyor. Uyum bozukluğu yaygın stres yaratıcılara (örneğin, boşanma, sevilen birisinin ölümü, işsiz kalma) verilen psikolojik bir tepkidir ve klinik açıdan önemli davranışsal ya da duygusal semptomlara yol açar. (Butceher ve ark)

Her yaşta insanın kendi iç selliğinde onu destekleyen, koruyan, güçlendiren birçok şey vardır. İşte bu insanlar için hepsi geride kalmış ve hiçselleşmişlerdir. Yeni bir hayat, yeni bir umut, yeni bir yer, yeni bir yaşam onları geldikleri, daha önceki sahip oldukları şeylerden koparmayacaktır. Tıpkı çocukken sahip olduğumuz bir şeyi unutmadığımız gibi. Zorunlu göçe maruz kalan bu kişiler ruhsal bir çöküntü içerisinde olduğunu anlamak gerekiyor.

Suriyeli Mülteciler içerisinde çocuklardan sonra en fazla etkilenenlerden biride kadınlar olduğunu belirtmek istiyorum. Çünkü kadınlar ruhsal ve fizyolojik yapıları itibari ile olumsuz durumlardan çabuk etkilenebilmektedirler. Ülkerlerinde bu duruma maruz kalan insanlar yoğun stres tavması’na maruz kalmış durumdalar. Ülkemize sığınmış olan bu insanlar için stres azaltıcı çalışmalar yapılması ileride oluşacak birçok sorunun önüne geçilmesini sağlayacaktır.

Bu insanlara, ülkenin dili ve kültürü ile birlikte yaşadıkları travmayı iyileştirici desteklerin verilmesi ileriki yıllarda birçok toplumsal olumsuz durumların önüne geçeceği aşikârdır. Bu insanlar, kendi ülkelerinde iç huzur sağlandığında zaten kendi topraklarına geri dönecektir. Önemli bir kısmı dönmeyecektir. Kimin dönüp kimin dönmeyeceği anlaşılamadığı için genel bir politika yapılandırılması içerisinde olunmalıdır. Entegrasyon politikaları üretilmediği sürece, ileriki yıllarda Suriyeli vatandaşlar kendi aralarında örgütlenme, cemiyet oluşturma, gettolaşma gibi organizasyonlar içerisinde olacaktır. Bu durum Ülkemiz için daha zor sonuçlar doğurabilecektir. Avrupa Birliği’nin bütün bu süreci iyi gördüğünden sebeptir ki, Suriyeli Göçmenlerin Avrupa Ülkelerine gitmemeleri için politikalar üretmekte ve hatta Ülkemize yardım kaynakları aktaracağını açıklamaktadır.

Ülkemiz halkı, esnafı, çiftçisi Suriyeli göçmenlerle kısmen entegre olma aşamasında. Göçmen Kamplarında bulunan birçok Suriyeli kamp dışına çıkarak çalışmaktadırlar. Büyükşehirlerde bulunan Suriyeliler gündelik işlerde hatta meslek sahibi olanlar daimi işlerde çalıştığı gözlemlenmektedir. Ekonomik olanakları ile gelen Suriyeli vatandaşlar işyeri işletmektedirler.

Burada sosyal çevre etkenlerinin çok büyük önemi var. Örneğin erkek çalışıyor ve kadın evde oturuyorsa ve bunun üstüne kadının sosyal destek alacak bir sosyal çevreden yoksunsa ise o zaman bu kadının depresyona düşme riski bir hayli fazla. Bu anlamda göçmen kadınların yaşadıkları izolasyon nedeniyle, depresyon, somatizasyon bozukluklar ve benlik saygısında düşüklük gözlenebilmektedir. Bu durum aynı zamanda aile içerisinde uyumsuzluk ve çatışmayı derinleştirmektedir. Yine göçmenler arasında psikolojik sorunlar yüzünden kliniklere başvuranların önemli bir kısmını kadınların oluşturması göç alan ülkelerin araştırma kurumlan tarafından sürekli dile getiriliyor.(Süleymanov-2013)

SONUÇ ve TARTIŞMA

İnsan her ne amaçla olursa olsun bir yerden bir yere zorunlu bir göç etme durumda kaldı ise bu kişinin psikolojinde değişiklikler olacağını söylemek yanlış olmayacaktır. Bu kişi hayatının belirli dönemlerinde psikolojik bir desteğe ihtiyacı olacaktır. Maslow’un beş ihtiyaç teorisi’nin üçüncü sırasında bulunan “Ait olma, sevgi, sevecenlik gereksinimi (arkadaşlık, aile, cinsel yakınlık)” aidiyetlik ihtiyacı, göçe maruz kalan kişinin etkilenebileceği etkenlerin başında geldiğini söyleyebiliriz. Kişi göçle birlikte, onu hayata tutan birçok şeyi geride bırakmış veya kaybetmiştir. Hayatının bundan sonraki bölümünde bunların yerini alacak başka şeyler olmayacaktır. İşte burada bu kişilere için psikolojik destek sağlanmalıdır. Özellikle gelişim evrelerindeki çocukların bu durumla karşılaşmaları sonucunda gelişim evreleri tamamlanmamış olacaktır. Freud,a göre, Genital Evre (ergenlik-yetişkinlik)’ye gelmiş bir çocuk, eğer önceki evrelerini başarılı bir şekilde tamamlamadı ise bu kişide yetişkinlik döneminde cinsel sapkınlık görebilir.(Kleinman-2014)

Ülkelerinde yaşanan savaş nedeniyle tüm nesnel değerlerini geride bırakan ve bununla birlikte duygusal benliğini olumsuz etkileyen bu insanların bellekleri tasnifi zor karmaşık bir yapı içerisine girmektedir.

KAYNAKLAR

ALP, Murat, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Örgütlerde Psikolojik Sahiplenme ve Örgütsel Vatandaşlık, Kütahya-2007

ALPTEKİN, Duygu, Selçuklu Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sosyoloji Anabilim Dalı, Toplumsal Aidiyeti Üzerine Sosyolojik Bir Araştırma, Konya-2011

BERKSUN, E. Oğuz, Prf. Dr. HIZLI SAYAR, Gökben, Dr. Aile ve Eş Terapileri, Detay Yayıncılık, Ankara-2013

BUTCHER, N. James, MİNEKA, Susan, HOOLEY, M. Jill, Anormal Psikoloji, Çev: Okhan Gündüz, Kaknüs Yayınları, İstanbul-2013

CARLSON, R. Neil, Fizyolojik Psikoloji, Çev: Yrd. Doç. Dr. Muzaffer Şahin, Nobel Yayınevi, Ankara-2014

ÇİÇEK, Erdoğan, J. Üstgm. Kara Harp Okulu Savunma Bilimleri Enstitüsü Güvenlik Bilimleri Anabilim Dalı, Günümüzde Devletler Tarafından Uygulanan Psikolojik Operasyonlar Teorisi, Ankara-2006

DOMJAN, Michael, Koşullanma ve Öğrenmenin Temelleri, Çev: Hakan Çetinkaya, Türk Psikologlar Derneği Yayınları, Ankara-2012

ERSANLI, Kurtman Prof. Dr. OMÜ Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü, KOÇYİĞİT, Melike Arş. Gör. OMÜ Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü, Ait Olma Ölçeğinin Psikometri Özellikleri, Turkish Studies - International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 8/12 Fall 2013, p. 751-764, Ankara

ERSAYDI, B. Senem Çevik, Yrd. Doç. Anakara Üniversitesi Politik Psikoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi, İnterdsipliner Bir Bilim Olarak Politik Psikoloji ve Kullanım Alanları

GERRİG, J. Richard, ZİMBARDO, G. Philip, Psikoloji ve Yaşam, Çev: Yrd. Doç. Dr. Gamze Sert, Yrd. Doç. Dr. Asil Ali Özdoğru, Nobel Yayınevi, Ankara-2014

GOLDSTEİN, E. Bruce, Bilişsel Psikoloji, Çev: Okhan Gündüz, Kaknüs yayınları, İst.-2013

KAĞITÇIBAŞI, Çiğdem, Prf. Dr. Dünden Bugüne İnsan ve İnsanlar, Sosyal Psikolojiye Giriş, Evrim Kitabevi, İstanbul-2014

KLEINMAN, Paul, Psikolojinin Gerçekleri, Temel Öğeler, İstatistikler, Testler ve Daha Fazlası, Çev: Hasan Kaplan, Okyanuz yayınları, İstanbul- 2014

KURT, Ali, Dr. Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni, Anadolu’dan İstanbul’a Göç ve Kente Tutunma Sürecinde Göçmenler İçin “Kahvehaneler ’in önemini 1950 sonrası Türk Roman’ından okuma

MİLBURN, A. Michael, Sosyal Psikolojik Açıdan Kamuoyu ve Siyaset, Çev: Ali Dönmez–Veli Duyan, İmge Kitabevi, İstanbul-1998

ÖZER, Aysun, Mersin Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Ana Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Göç ve aidiyet bağlamında Bulgaristan Göçmenlerinde kimliğin yeniden İnşası: Mersin Örneği

SANTROCK, W. John, Yaşam Boyu Gelişim – Gelişim Psikolojisi, Çev: Prof. Dr. Galip Yüksel, Nobel Kitabevi, Ankara-2014

SEVİMLİ, Hakan, Kültür Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Psikoloji Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Örgütsel Bağlılık ile Psikolojik İyilik Hali arasındaki ilişkinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi, İstanbul-2015

SÜLEYMANOV, Abulfez, Doç. Dr. Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi, Turuncu Dergisi söyleşi-2013, http://www.uskudar.edu.tr/tr/icerik/176/zorunlu-goc-ve-psikolojik-etkileri

ŞENOĞUZ, Hatice Pınar, Ortadoğu Teknik Üniversitesi Sosyoloji Bölümü, Doktora Tezi, Kilis’in Sınır Kasabasına Dönüşmesi: Türkiye’nin Suriye Sınırında Topluluk, Aidiyet ve Sosyo-Ekonomik Tabakalar Arasında Sosyal Haraketlilik. Ankara-2004

İnternet Siteleri

Suriye İç Savaşı https://tr.wikipedia.org/wiki/Suriye_%C4%B0%C3%A7_Sava%C5%9F%C4%B1

Suriyeli genç Türk kızıyla evlendi, https://www.cihan.com.tr/tr/suriyeli-genc-turk-kiziyla-evlendi-Our Response in Syria, http://www.savethechildren.org

Göçün psikolojik etkileri, http://www.dw.com/tr

Maslow teorisi, https://tr.wikipedia.org/wiki/Maslow_teorisi

Suriyeli çocuklar psikolojik travmalarla karşı karşıya, http://www.trthaber.com/haber/yasam/suriyeli-cocuklar-psikolojik-travmalarla-karsi-karsiya-221499.html

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...