Reklam
Özer Güneş

Hiçte masum değilsiniz!

AKP iktidarının terörle mücadele karnesi zayıflarla dolu... 7 Haziran 2015 seçiminden bu yana, şehir savaşlarında verdiğimiz kayıpları geçtiğimiz günlerde TSK açıkladı. Toplam 483 güvenlik görevlimizin şehit olduğu, 2 bin 859 güvenlik görevlimizin de yaralandığı bilgisi verildi.

Millet olarak çok canımız yanıyor. Yüzlerce şehit ve binlerce gazi, Suriye iç savaşında gördüğümüz enstantanelerden farkı olmayan ilçe merkezleri, kentin göbeğinde patlayan bombalar; işte bunların hepsi aslında ‘Kürt Açılımı’ olarak başlatılan Çözüm Süreci olarak sürdürülen projedir. Eşkıya ile masaya oturmanın bedelini ülke olarak ödüyoruz.

Hatırlarsınız, Çözüm Sürecinden önce AKP iktidarı PKK’lıların şehir yapılanması olan KCK’lılara yönelik başarılı operasyonlarla bunlara ağır darbeler vurmuştu. Öte yandan dağda ve kırsaldan gelip şehirlerde alan hâkimiyeti kurmak isteyen terör örgütüyle de kora kor bir mücadele verilmişti…

Ne zamanki eşkıya ile masaya oturuldu her şey tersine döndü. 2012 de ciddi ve rekor kayıplar veren, çoğu yerde hâkimiyetlerini kaybeden terör örgütü ve uzantılarının motivasyonu ve morali arttı. Ayrıca, parasal kaynaklarında da önemli bir artış sağlandı. PKK eli silahlı teröristler vasıtasıyla şehir merkezlerinde yol kesiyor, güven timleri kuruyor, fiilen olmasa da varlığı artık herkese hissettirilen bir devletin silahlı gücü olarak görev yaptığı fikrini bölge halkına aşılıyor. Eskiden var olan PKK-Kürt vatandaşı ayrımı ortadan kalktı; hepsinde “bağımsız Kürdistan” ümitleri yeşertildi!

1 Kasım seçimi öncesi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın itirafıyla Çözüm Sürecinin bu ülkeye ağır bedeller ödettiği tescil edildi.  Erdoğan, “Çözüm süreci içerisinde valilerimiz kendilerine verdiğimiz talimatlar gereği ciddi manada bu terör örgütlerine karşı şu andaki operasyonlara girmiyorlardı” demişti… Sonra bu ihmallerden dolayı şehirlerde alan hâkimiyetinin terör örgütüne geçtiği, şehirlerin el yapımı bombalarla tuzaklandığı, itirafları gelmişti… Ne zaman olmuştu bunlar? 

Hükümetin oraları tamamen örgütün inisiyatifine bıraktığı, istihbaratı kulak ardı ettiği, Açılım Süreci zarar görmesin diye  günlerce yol kesen PKK’lılara müdahale ettirmediği, devlet protokolü ile Diyarbakır’a gidip Şiwan Perver  ve İbrahim Tatlıses’in düet yaparak okudukları PKK lı terörist için yapılmış ağıt’a (Meğri Meğri) ye ağladıkları  hükümet üyelerinin ve AKP’yi destekleyen gazeteci ve yorumcuların Apo’ya methiye dizme yarışına girdiği, yani narkoz yemiş gibi uyuduğu Çözüm Sürecinde oldu her şey…  

Şimdi Sayın Erdoğan  ‘oraları yeniden vatan toprağı yapmaya çalışıyoruz. Askerimiz ve polisimiz bunun için şehit oluyor’ diyor! Sayın Cumhurbaşkanına soruyorum: Ne ara oralar vatan toprağı olmaktan çıktı? Bu duruma sebep olanlar bunun hesabını ödemeyecekler mi? Bunun bedelini sadece askerimiz polisimiz ve onların aileleri ve sevenleri mi ödeyecek..?

Siyasi iktidarın aslî ve öncelikli sorumluluğu bu ülkenin egemenlik haklarını ve kamu düzenini korumaktır. Vatandaşlarının güvenliğini sağlamaktır.  Çözüm Sürecinde Kamu düzenini ihlal eden, PKK’ya bu kadar yüz veren ve tepesine çıkaran Çözüm Sürecini yöneten siyasi ve bürokratik yapıdan er ya da geç ama mutlaka, “yargı” eliyle hesap sorulmalıdır.

Reklam

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...