Reklam
Azınlık ve cemaat liderleri Beykoz’da buluştu

Azınlık ve cemaat liderleri Beykoz’da buluştu

İstanbul Müftülüğü, dini azınlık ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerini Beykoz’da düzenlediği iftar programında bir araya getirdi

İstanbul Müftülüğü tarafından Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in katılımı ile Beykoz Hidiv Kasrı’nda dini azınlık ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerine iftar verildi.

İftar programına Diyanet İşleri Başkanı Görmez’in yanı sıra İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Rahmi Yaran, Türkiye Süryani Katolik Patrik Vekili Yusuf Sağ, Türkiye Ermenileri Patrik Genel Vekili Aram Ateşyan, Türkiye Musevileri Hahambaşısı Rav İsak Haleva, Beykoz Kaymakamı Ahmet Katırcı, Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek ve İlçe Müftüsü Hüseyin Demirtaş ile farklı din temsilcileri ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle birlikte çok sayıda davetli katıldı. 

Dini azınlık ve cemaat liderlerinin katıldığı iftar programında konuşan Diyanet İşleri Başkanı Görmez, İslam coğrafyası ve Orta Doğu başta olmak üzere dünyanın dört bir yanında yaşanan acıları terör ve şiddet olarak değerlendirmenin yanlış olduğunu vurguladı.

İslam coğrafyasında yaşanan krizin bir medeniyet krizi olduğunun altını çizen Başkan Görmez, “Bugün topyekün dünyanın, coğrafyamızın yaşadığı acılar ibret vericidir. Coğrafyamızın yaşadığı sadece bir terör ve şiddet olarak, sadece bir güvenlik krizi olarak, mezhep çatışması olarak değerlendirmek yanlış olur. Açıkça ifade etmek gerekirse, coğrafyamızda yaşanan kriz açıkça belirtmek gerekir ki, bir medeniyet krizidir" dedi.

İçinde bulunduğumuz ramazan ayı nedeniyle "Gelin Gönüller Yapalım Bu Ramazan ve Her Zaman" temalı iftar programları düzenlediklerini anımsatan Başkan Görmez, şunları söyledi;

“İslam coğrafyasındaki asıl ateş şehirlerden değil yüreklerden yükseliyor…”

Dünya dediğimiz bu gemi alttan sürekli su almakta ve bu su ateş gibi yakıyor. Bugün topyekün dünyanın, coğrafyamızın yaşadığı acılar ibret vericidir. Coğrafyamızın yaşadığı sadece bir terör ve şiddet olarak, sadece bir güvenlik krizi olarak, mezhep çatışması olarak değerlendirmek yanlış olur. Açıkça ifade etmek gerekirse, coğrafyamızda yaşanan kriz açıkça belirtmek gerekir ki, bir medeniyet krizidir. Bu medeniyet krizi İslam ümmetinin ocaklarına, ocaklarımıza ateşler düşürmüştür. Bu ateş bütün dünyayı ilgilendiriyor. Bu ateş biz Müslümanları yakmadı sadece. Bütün dünyayı yaktı ve bu ateşi de bütün dünya söndürecek. Bu ateşi söndürmekle bütün insanlık sorumludur. Hep birlikte söndürmeliyiz. Asıl büyük ateş sadece şehirlerden yükselmiyor asıl büyük ateş yüreklerdedir. Asıl yüreklerdeki ateşi söndürmek gerekiyor. Her din adamı, bilim adamı, fikir adamının yüreklere düşen bu ateşi söndürmek için seferber olması gerekiyor. Şam’dan Bağdat’a, Suriye’den Yemen’e Libya’dan Arakan’a ve dünyanın muhtelif yerlerine varana kadar her yerinde aynı ateş yanıyor. Bu ateşi söndürmek için bütün insanlığa görev düşüyor.

“İnsanlık gemisini batmaktan kurtarmalıyız…”

Yaşanan savaşların, krizlerin adını doğru koymak gerekir. Hep birlikte bu yangını söndürelim bütün insanlığın en büyük vazifesi bu olmalıdır. Acaba biz iftarımızı açarken dünyanın neresinde kaç bin insan katledildi? Kaç yüz çocuk sularda boğuldu? Bunları dikkate alarak insanlık ailesi olarak işlerimizi, güçlerimizi dikkate alarak, bu ateşi söndürmeliyiz. Gemiyi bataktan kurtarmalıyız. Bu topraklarda yaşanan acılar başka topraklarda düşmanlıklara, korkulara sebep oluyor. O düşmanlıklar başka düşmanlıkları beraberinde getiriyor. Artık günümüzde ülkelerin büyüklüğü, medeniyetlerin büyüklüğü, sadece ekonomi ile ürettikleriyle, tükettikleriyle değil, özellikle hakka, adaletle ve merhametle verdiği değerle ölçülmelidir. Bugün yaşadığımız acıları hep birlikte ibretle izliyoruz. Sadece mezhep terör çatışması olarak görmek yanlış olur. Coğrafyamızda yaşadığımız kriz bir medeniyet krizidir.

Reklam

YORUMLAR...