Reklam
Sadullah Kabahasanoğlu

Beykoz’un gençleri sahipsiz kalmasın

Beykoz, her Beykozlu için vazgeçilmez bir sevdadır.

Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Üsküdar – Beykoz metrosu ve boğazın altından yapımı devam eden üçüncü tüp geçit ile yüksek bir vizyona kavuşuyor Beykoz.

Fiziksel anlamda da büyük değişimlerin eşiğinde olan Beykoz, mülkiyet ve imar gibi köklü sorunlarını çözmeye çalışıyor.

Beykoz’un çilesini çeken insanlar ve özellikle gençler, “Beykoz’un imkânlarından yararlanabilecek mi?” yoksa “bugüne kadar bu güzel ilçede oturduklarına mı sayacaklar?” zaman gösterecektir.

Asıl üzerinde durmak istediğim konu Beykoz’un gerçek geleceği olan Beykoz Gençliğidir.

Beykoz’da 2015 verilerine göre nüfusun %61’i 40 yaş altında, %43,5 ise 30 yaş altındadır. 20 yaş altında olanların oranı %27, 25 yaş altında olanların oranı ise %35’tir.

5-15 yaş aralığında olanların oranı %13, 5-20 yaş aralığında olanlar ise %20,8 oranındadır.

Nüfusunun tam beşte biri öğrenme çağında olan Beykoz’un gençleri ne durumda?

Gençlerin imkânları ile ortaya koydukları performansa bakıldığında durumun pek de iç açıcı olmadığını herkes görüyordur.

Herkesin dilinde yıllardır dolaşıp duran gençlerin hızla uyuşturucu madde bataklığına çekildiği gerçeğinin önüne geçilemiyor.

Yoldan geçerken köşe başlarında birilerinin birbirlerine çaktırmadan alıp verdiği şeyler kimsenin gözüne takılmıyor mu?

Gece 22:00’den sonra alkol satışının yasak olduğu için tabelasız, izinsiz ve isimsiz yerlerden alkol alınıp satılıyor mu?

Okullarda veya mahallelerde uyuşturucu madde veya alkol kullandığı bilinen gençlerin içine düştükleri yanlışlıklardan kurtulmaları için birilerinin bir şeyler yapması gerekiyor. Yetişkinlerimiz, abilerimiz ve ablalarımız gençlere doğru rol model olmak için sorumlu davranmalıdır.

Her öğretmen, idareci, anne, baba, akraba ve komşu özetle herkes kendini gençlerle ve onların sorunlarıyla ilgili sorumlu hissetmelidir. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın mantığıyla bir yere varamayız.

Nüfusunun neredeyse yarısı gençlerden oluşan bir ilçede gençlere milli ve manevi değerlerini aşılamak, onları iyi birer insan olarak yetiştirmek her şeyden daha önemli değil midir?

Beykoz’da İlim Yayma Cemiyeti, Ensar Vakfı ve TÜGVA gibi kurumlar milli ve manevi değerlerine bağlı bir gençlik yetiştirme yolunda çalışmalar yapıyorlar. Ancak gençlerin geneline hitap etmekte yetersiz kalıyorlar.

Derneklerin donanımlı bir gençlik yetiştirilmesi konusundaki ilgisizliği ise çok üzücüdür. Her yörenin bir derneği mutlaka var. Ama o derneklerin gençlere yönelik planlı, programlı ve bir misyon içeren faaliyetleri görülemiyor.

Mesela Beykoz Vakfı bütün Beykoz’u kapsayacak ve kucaklayacak bir anlayışla sorumluluk alabilir.

Yine spor kulüpleri eliyle gençlere ahlak ve etik kuralları aşılanabilir. Spor kulüplerinin elinde çok önemli potansiyel ve imkânlar bulunmaktadır.

Beykoz Belediyesi’nin gençlere yönelik özel bir birimi veya organizasyon yapısı olmadığını biliyorum. Oysa bütün Beykoz’a hitap edecek ve içerisinde gençlerin sanat, bilim ve kültür çalışmalarını yapabilecekleri donanımlı “Gençlik Merkezleri” olması gerekmez mi?

Sonuç olarak; bütün kişi, kurumlar ve kuruluşlar Beykoz’un ve ülkemizin geleceği olan gençlerimiz için ortak bir akıl, yaklaşım, heyecan, şuur ve projelerle her şeyden önce gençlerin yetiştirilmesi konusuna eğilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Hala Anadolu kültürüne sahip Beykoz’umuzda eğitimli, donanımlı, milli ve manevi değerlerine bağlı bir gençlik yetiştirmek geleceğe bırakacağımız en büyük miras olacaktır.

Selam ve saygılarımla…

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...