Ali Bilir

Alzheimer Hastalığı

Alzheimer hastalığı; Bellekte, muhakeme yeteneğinde, dilde ve sonunda fiziksel işlevlerde derece derece bir bozulmayla kendini gösteren ilerleyen, geri dönüşü olmayan bir beyin rahatsızlığıdır.

Alzheimer Hastalığı; beynin, öncelikle hafıza olmak üzere, tüm bilişsel fonksiyonlarında ilerleyici kayba neden olan ve mikroskopik olarak beyinde anormal protein depolanmasıyla karakterize bir hastalığıdırHalk arasında “bunama” olarak bilinen “demans”; “hafıza, lisan, aritmetik, karar verme yetisi, dikkat ve diğer bilişsel fonksiyonlarda ilerleyici kayıp” demektir. Her Alzheimer hastası demanslıdır ama her demans hastası Alzheimer hastası değildir. Çünkü demansa neden olan onlarca başka hastalık vardır. Alzheimer Hastalığı ise, en sık görülen demans tipidir. Bu nedenle sıklıkla ve kimi zaman yanlışlıkla, Alzheimer hastalığı ile demans terimleri birbiri yerine kullanılmaktadır. (Ergün, 2014, Ceylan, 2014)

Alzheimer hastalığının sıklığı yaş ile artmaktadır. 65 yaşından sonra Alzheimer’a yakalanma sıklığı her 5 yılda bir iki kat daha fazladır. Toplumun giderek yaşlanması nedeni ile önümüzdeki yıllarda Alzheimer’lı hastaların sayısının çok daha fazla olacağına inanılmaktadır.

Bu çalışmamda; Alzheimer hastalığı nedir? Alzheimer hastalığından korunma ve tedavi yolları nelerdir?, Alzheimer hastalığının belirtileri nelerdir?, Alzheimer hastalığına nasıl tanı konulur?, Hangi durumlarda Alzheimer hastalığı riski vardır?, Alzheimer hastalığı genetik bir hastalık mıdır? Ve Alzheimer hastalığının tedavisi nasıl olur? Sorularına cevap bulmaya çalışıyorum.

Alzheimer hastalığı, günlük yaşamsal aktivitelerde azalma ve bilişsel yeteneklerde bozulma ile karakterize, nöropsikiyatrik semptomların ve davranış değişikliklerinin eşlik ettiği nörodejeneratif bir hastalıktır. Demansın en sık görülen tipidir. Bu hastalığı ilk olarak Alois Alzheimer tanımlamıştır. Demansın bir türü olan Alzheimer hastalığı bellekte, muhakeme yeteneğinde, dilde ve sonunda fiziksel işlevlerde derece derece bir bozulmayla kendini gösteren, ilerleyen, geri dönüşü olmayan bir beyin rahatsızlığıdır. Kadınların Alzheimer hastalığına yakalanma olasılığı, kadınların erkeklerden daha uzun yaşamasından kaynaklanmaktadır ve uzun yaşam beklentisi, bu hastalığa yakalanabilecekleri yılların sayısını artırmaktadır. Hastalığın görülme sıklığı arttığı için, araştırmacılar çalışmalarını, hastalığın altında yatan nedenleri ortaya çıkarmaya ve daha etkili tedaviler geliştirmeye yönlendirmiştir. (Chiba ve Diğerleri, 2009).

Alzheimer hastalığında; Hafıza sorunları, Düşünme ve nedenselleştirme zorluğu, Karar vermede güçlük, Kelime bulma güçlüğü, Aritmetik işlemlerde güçlük, Kişilik ve davranış değişiklikleri, Kaybolmalar ve Eskiden kolaylıkla yapabildiği işlevleri yapma güçlüğü gibi sorunlar olmaktadır. (Ceylan, 2014)

Başlama yaşı değişiklik gösterdiği için, Alzheimer, erken başlangıç (65 yaştan daha genç kişilerde ortaya çıkar) ya da geç başlangıç (başlama yaşı 65 ve üstüdür) olarak da tanımlanmaktadır. Erken yaşta başlayan Alzheimer nadir görülmektedir (bütün vakaların yaklaşık yüzde 10’u) ve genellikle 30-60 yaş arası insanları etkilemektedir. (Santrock, 2014, Çev: Yüksel, Ceylan, 2014)

Alzheimer hastalığında beyin dokusu zarar gördükten sonra, en azından şu ana kadar ki çalışmaların temelinde ve yakın gelecekte etkili tedavilerle zararın geri döndürülmesinin olasılığı yoktur. Bu nedenle bu hastalıkla ilgili araştırmalar, hastalığın biyolojik ve çevresel risk unsurlarına, beyin dokusunun zarar görme olasılığını azaltan önleme stratejileri geliştirmeye ve orta yetişkinlik dönemindeki bilişsel kaynakların devam ettirilmesine odaklanmaktadır.

Alzheimer hastalığında, bellekte önemli rolü olan beynin iletici asetilkolin kimyasalında (brain Messenger chemical acetylcholine) eksiklik görülmektedir. (Alcaro ve diğerleri, 2010). Bununla birlikte hastalığın gidişatında beyin erimektedir ve bozulmaktadır. Alzheimer hastalığında beyinin bozulması, amiloid plaka (kan damarlarında biriktirilen protein depolarındaki yoğunluk) ve norofibrıl düğümleri’nin (sinirleri yapılandıran kıvrımlı lifler) formasyonu ile belirlenmektedir (Galimberti & Scarpini, 2010). Araştırmacılar özellikle, Alzheimer hastalarının plaka ve nörofibrıl düğümlerindeki ilerlemeyi engelleme yollarını aramaktadır (Miura ve diğerleri, 2007).

Alzheimer hastalığının nedenleri tam olarak bilinmemesine rağmen, yaş önemli bir risk faktörüdür ve genlerin de öenli bir rolünün olma olasılığı vardır (Avramopoulos, 2009). Uzun yıllardır, bilim insanları sağlıklı bir diyetin, sporun ve kilo kontrolünün, kardiyovaskuler hastalık riskini azaltabileceğini bilinmektedir (Santrock, 2014, Çev: Yüksel)

Sağlık uzmanları, Alzheimer hastaları için ailenin önemli bir destek sistemi olabileceğini düşünmektedir. Ancak bu hastalığa yakalanan kişilerin ihtiyaç duyduğu bakımı vermek, aileleri duygusal ve fiziksel olarak tükettiği için, bu desteği aile için bazı bedelleri olmaktadır (Elliott, Burglo & Decoster, 2010).

Hastalığın süreci ise belirli evrelerden geçtiği belirtilmektedir. Bunlar; Erken dönemde, hafif ve genellikle ihmal edilen belirtiler vardır. Unutkanlık, yorgunluk, kelimeleri hatırlayamama, yeni şeyleri öğrenememe, sosyal davranış ve karar verme bozukluğu olur. Orta dönemde, günlük yasam aktivitelerinin sürmesini engelleyen belirgin düzeyde belirti ve problemler ortaya çıkar. Kaybolmalar, motor yetilerde bozulma, huzursuzluk, agresyon, sosyal ilişkilerde bozulma ve paranoya vardır. İleri dönemde hasta bakım verenlere tam bağımlı hale gelir, fiziksel bozukluklar da eklenir. Mesane ve bağırsak kontrolünde bozulma, konuşma ya da basit emirlere uymada bozukluk, hayal görme, emosyonel bozukluk, farkındalık halinin kaybı ve sürekli dolanıp durmalar vardır. Alzheimer Hastalığı öldürücü değildir, ama eklenen durumlar nedeniyle yaşam süresi etkilenebilir. (Ergün, 2014)

Alzheimer Hastalığı tanısını tek başına koyduracak bir test yoktur. Demansın varlığı kanıtlandıktan sonra, demansa neden olabilecek diğer tüm durumların olmadığının gösterilmesi gerekir. Bu nedenle; Alzheimer Hastalığı tanısı için nörolojik muayene, kan testleri, zihinsel testler, beyin görüntülemesi yapılmalıdır. Bazı durumlarda ise; EEG, SPECT, lomber ponksiyon ve psikiyatri konsültasyonu gerekebilir. Alzheimer Hastalığı’nın kesin nedeni henüz bilinmemektedir. Ancak riski artıran bazı durumlar vardır; Bazı genetik özellikler, Alzheimer Hastalığı’nın ortaya çıkışını kolaylaştırır Diğer risk faktörleri: Kafa travması, tiroid hastalıkları, depresyon, sigara ve  alkol kullanımı, Kalp hastalığı, vitamin B12 eksikliği, ilaç ve madde bağımlılığı, viral enfeksiyonlar, toksinler ve otoimmün hastalıklardır. (Ergün, 2014, (Ergün, 2014,           www.norolojikliniği.info).

Alzheimer hastalığındaki başlıca risk faktörü ilerlemiş yaştır. Hastalığın sıklığı ilerleyen yaş ile belirgin olarak artış gösterir. 85 yaşın üzerindeki kişilerin %25’I Alzheimer ya da ağır bunamadan yakınmaktadır. Bazı araştırmacılar Alzheimer hastalığının ailevi bir tipini tanımlayarak bazı vakalarda genetik özelliklerin rol oynayabileceğini öne sürmüşlerdir. Hastalığın göreceli olarak erken yaşlarda başladığı (50 yaşından önce başlayan) ailelerin küçük bir alt grubunda 21. Kromozomdaki bir genetik işaretin bulunmasıyla genetik bir temel tanımlanmıştır. Bazı bulgular hastalığın sıklıkla daha geç yaşlarda görüldüğü ailelerde kromozon 19’a dikkat çekmektedir. (Ceylan, 2014)

Genellikle alzheimer hastalığının başlangıcı çok yavaş ve kademelidir, 65 yaşından evvel görülmesi ise nadir bir olaydır. Ancak zaman geçtikçe giderek ciddileşen bir yol çizer. Tipik olarak gelişen belirtilerden hiçbiri Alzheimer hastalığına özgü değildir. Bundan dolayı şüpheli değişikliklere uygunsuz ya da dikkatsiz şekilde Alzheimer damgası vurulmadan önce ayrıntılı olarak değerlendirilmesi şarttır. (Ceylan, 2014)

Yaşadıkları yeri tam olarak tarif edemeyebilirler ya da ziyaret edilen bir yeri doğru olarak söyleyemeyebilirler. Sonunda bir sohbeti sürdüremez. İşbirliği kurulamaz hale gelip, dikkatsiz görünebilirler ve değişken ruh hali sergileyebilirler, mesane ve barsak kontrolleri bozulabilir ve hastalığın son noktasında tamamıyla bakıma muhtaç hale gelebilirler. Ölüm muhtemelen bir zatürre ya da ileri derecede bozulmuş sağlık durumunda karşılaşılabilin en herhangi bir probleme bağlı olarak görülür. Hastalığın fark edilmesinden ölüme kadar geçen süre ortalama 6-8 sene civarındadır ancak bu süre 2 yıldan 20 yıla kadar değişebilir. Hastalığa hayatlarının ileri döneminde yakalanan kişiler Alzheimer hastalığın en son ve en ciddi dönemine ulaşmadan kalp hastalığı gibi herhangi bir hastalıktan ölebilirler. (Ceylan, 2014)

Alzheimer hastalığı modern tıbbın büyük gizemlerinden biri, nedeni hakkında gittikçe artan pek çok ipucu olmasına rağmen hâlâ cevaplanamamış bir hastalık olarak karşımıza çıkmaktadır. Nedenini bulmaya yönelik arayış bir dedektiflik hikâyesi havası taşımaktadır. Alzheimer hastalığının kaynağı hakkında hiçbir teorinin sırrı çözememesine rağmen her bir teori daha fazla araştırılması gerektiğini gösteren ilginç sonuçlar ortaya koymuştur. Bu teorileri incelemek yalnızca Alzheimer hastalığı hakkında bugün ne düşünüldüğünü anlamak açısından değil aynı zamanda hangi popüler fikirlerin doğru olmadığının anlaşıldığını öğrenmek açısından da önemlidir. Alzheimer hastalığının nedeni hakkında en azından beş önemli teori bulunmaktadır. Bunlar; 1- Kimyasal Teori (Eksiklikler ve Toksik Fazlalıklar); Büyüme Faktöründeki Biyokimyasal Değişimler, Kimyasal Eksiklikler ve Toksik Kimyasal Fazlalık. 2- Genetik Tori, 3- Otoimmün Teori, 4- Yavaş Virüs Teorisi, 5- Kan Damarları Teorisi. (Ceylan, 2014)

Alzheimer hastalığının klinik seyri sırasında hasta kaynaklı, çevresel ve ailevî stresler de bir araya gelip hastanın işlev bozukluklarını ve aile yükünü arttırabilir. Bu stresleri tanımlamak ve gerekli değişiklikleri yapmak daha etkin tedavinin ve daha az günlük problemin temelin oluşturabilir. Alzheimer hastasında depresyon ya da kuruntu işlev bozukluğunu arttırabilir. Alzheimer hastası olan bazı bireylerde hastalığın seyri sırasında ortaya çıkabilen bu sorunlar hafıza zayıflamasına katkıda bulunacaktır. Bu ek sorunlar ile hasta sırf demans da beklendiğinden çok daha kötü olacak ve klinikte "artmış sakatlık" durumu olarak adlandırılan tablo ile karşımıza çıkacaktır. Depresyon tek başına bazen yalancı demans diye adlandırılan bir tabloya neden olabilir. Hastanın yakın çevresi de hastanın olayla başa çıkabilmesine etki ederek zararın düzeyini arttırabilir. Çevreyi hastaya uyarlamak yoluyla çevre faktörleriyle oluşan stres azaltılabilir.

SÖZLÜK

Asetilkolin: Alzheimer hastalarının beyinlerinde azalmış seviyede bulunan bir nörotransmitter. Demans: Hafıza kapasitesi gibi entelektüel yeteneklerin sosyal ya da mesleki işlevlere engel olacak derecede kaybı.

KAYNAKLAR;

Chiba, T., & Others. (2009) Amyloid-beta causes of memory impairment by disturbing the JAK2/STAT3 axis in hippocampal neurons. Molecular Psychiatry; 14 206-222

Alcaro, S., & Others. (2010) Simple choline esters as potential anti-Alzheimer argents. Current Pharmaceutical Design, 16, 692-697.

Galimberti, D., & Scarpini, E. (2010). Treatment of Alzheimer’s disease: Symptomatic and disease-modifying approaches. Current Aging Science, 4, 46-56.

Mira, K., & others. (2009). Four blood pressure indexes and the risk of stroke and myocardial infarction in Japanese men and women: A meta-analysis of 16 cohort studies. Circulation, 119, 1892-1898.

Avramopoulos, D. (2009). Genetics of Alzehimer’s disease: Recent advances. Genome Medicine, 27, 34.

Elliott, A. F., Burgio, L. D., & Decoster, J. (2010). Enhancing caregiver health: Findings from the resources for enhancing Alzheimer’s caregiver health II intervention. Journal of the American Geriatrics Society, 58, 30-37.

Santrock, John W. (2014). Yaşam Boyu Gelişim – Life-Span Development, Çeviri Editörü: Prof. Dr. Galip Yüksel

Ergün, Ufuk, Doç. Dr., (2014) www.turkgeriatri.org/sorulariniza_yanitlar.php.pg=alzheimer

Ceylan, Emin., Prof. Dr. (2014), Hastalar ve Aileler için – Alzheimer, http://www.eminceylan.com

Alzheimer hastalığı, http://www.norolojiklinigi.info/alzheimer_hastaligi.html

http://tr.wikipedia.org/wiki/Alzheimer

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...