Reklam
Süleyman Çalık

Kendi Işığına Güven !

"Kendi ışığına güven başkasının parlamasından rahatsızlık duyma"

Beykoz kamuoyu bilir ki ben Kas-Der Beykoz Şubesi Başkanıyım. Kas-Der Beykoz Şubesi esasında İstanbul STK’larının en büyüğü olan 28 şubeli bir ailenin Beykoz temsilcisi. Otuz yılı aşan bir geçmiş ile ne kadar gurur duysak azdır.

Beykoz Şubesi ise Kas-Der Genel Merkezi’nin ilk şubesi olarak 1991 yılında Beykoz’da yaşayan Kastamonululara hizmet için açıldı. Bu şube Kastamonu ilçe ve köy derneklerinin doğmasına ön ayak olması nedeniyle de büyük önem arzetmektedir. Şube başkanı olarak elimizden geldiği kadar hemşerilerimize hizmet etmek, varsa sıkıntılarının çözümü için gayret göstermekteyiz.

Var mı eksiğimiz, elbette... Ancak yüreğimizin götürdüğü yere kadar gitme derdindeyiz.

Bu kurum kurulduğu yıldan bu yana yaşadığı badireler kitaplara sığmayacak kadar çok. Dernekçilik esasında hemşerilerini her alanda temsil etmek, siyasette, ticarette yer alan hemşerilerini desteklemek için yapılır. Zor durumda olanların yanında olmak asli görevidir.

Peki, bu dernek sadece bununla mı uğraşıyor sanıyorsunuz.

Her toplumda olduğu gibi maalesef kişisel menfaat ve kariyerleri uğruna Kastamonulular üzerinde de
oyunlar oynamaya kalkanlar oluyor. Yaramaz çocuklar diyoruz, olsun diyoruz, düzelirler diyoruz, ammaa maalesef…

Yok dernek kuralım, yok platform kuralım, yok çay partisi, yok börek açma günü yok göbek atalım ah ah ah... Bazen diyorum yahu işine bak Süleyman... Ama konuşmayı seviyoruz işte ne yapalım.

Şimdi gelelim yakın zamana.

Genel Merkezimizin iki ay önce aldığı kongre kararının yeri Beykoz Ahmet Mithat Efendi Kültür Merkezi olmuştu. Malum 15 Temmuz sürecinin yaşanması ve OHAL derken kongre iki gün kala ertelendi. Bu erteleme gerekçesi ise görünürde emniyet tedbirlerinin alınmasına güçlük çekileceğiydi. Eyvallah…

Meselenin özünde ise 30 yıllık çınarın üzerine çöreklenen bir gurup ile tabanda yer alan şubelerin arasındaki mücadeleden kaynaklanıyordu.

Nam-ı diyar ABİLER...

Siyaseten ve ticareten kaptıkları köşelerden her alana müdahil olduklarını sananlar, sadece kendilerine fener tuttular. ‘Tabanda neler oluyor’dan hiç ama hiç haberleri yoktu. Zaten öyle de bir dertleri yoktu.

‘Her şeyi bizden beklemeyin kardeşim’ diyenler gün seçim zamanı olunca birden yaz yağmuru sonrası büyüyen mantarlar gibi peydah oluyorlar.

Sonra mı? Yok be kardeşim ara ki bulasın.

Göründükleri çevreler facebook ve protokol masalarından öteye hiç ama hiç çıkmadı. Sözde bunlar hizmet aşkıyla  yanıp tutuşan bir kesim.

İnsan düşünüyor; tabandan gelen ve Türkiye’nin her metrekaresine yayılmış, hatta liderinin bile halkın arasından hiç çıkmayan, fakir fukaranın sofrasında aynı tasa kaşık sallayan biri olduğunu da nasıl unutur. Maalesef işte unutuyorlar. Unutuyorlar da unuttuklarını neden birileri görmüyor.

Geldik 4 Eylül 2016 tarihine;

Ertelenen kongre hesaplananın 3-4 katı bir yoğunlukla Sancaktepe’de gerçekleşti. Sanırsın AK Parti, CHP, MHP kongre yapıyor. Binin üzerinde delege yüzlerce misafir. Mahşer yeri. Üç liste ile başlayan seçim iki adayla devam etti.

Bir yanda Orhan Gümüş önderliğindeki Beykoz, Ataşehir, Ümraniye, Sancaktepe, Pendik, Maltepe, Kartal, Sultanbeyli, Tuzla, Şile, Bakırköy, Bayrampaşa, Kağıthane, Zeytinburnu, Şişli, Bahçelievler, Eyüp, Güngören Şubeleri...

Diğer yandan navigasyonla derneklerin yerini bulanlar...

Sonuç mu?

Beykoz’dan bizleri temsilen çok kıymetli Nevin Hanım (Nevin Çalışkan, Belediye Eski Başkan Yardımcısı) Şeref Abimiz (Şeref Sarıkaya), Remzi Bey (Remzi Şen DYP Eski il başkanı ve İşadamı) ile Turgay Sucuoğlu (Mimar Kardeşimiz) listede yer aldı .

Sahne önüne çıkan kadronun gözleri parlıyordu.

Kısaca aba altından sopa gösterme, iş aş tehditleri, iftiralar, dedikodular… Yakışmadı... 

Ve,

O emekler hiç mi Reis
Adam olmak suç mu Reis
Bilmesinler Allah bilir
Bu da geçer hey koca Reis

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...