Şeref Kaçmaz

Uyarı – Yorum (Gizli Dünya Devleti, 15 Temmuz ve Türkiye

Gizli Dünya Devleti - 15 Temmuz ve Türkiye

Dünyayı yöneten gizli güçlerin ülkelere yöneticiler atadıklarını, sınırları çizdiklerini, savaşları başlattıklarını veya durdurduklarını, borsaları ve faiz oranlarını etkilediklerini, TV kanallarını kontrol ettiklerini, hoca ile talebesini, baba ile oğlunu, kardeş ile kardeşi düşman edebildiklerini, üstelik bütün bunları iyi amaçlar güttükleri sanılan uluslararası kuruluşlar aracılığı ile yaptıklarını hepimiz biliyoruz.

Ülkelerin merkez bankalarını ellerinde bulunduran, en büyük şirketlerini kuran ya da kurulmuşları yöneten, özellikle Afrika ve Asya da bulunan ülkelerin doğal kaynaklarını ve zenginliklerini sömüren, enerji kaynaklarını ele geçiren ve kendi şirketleri üzerinden pazarlayan, sömürü çarklarına karşı çıkan siyasetçi ve yöneticileri önce para ve makamla, sonra şantajla ve en sonunda canları ile tehdit eden ve kalp krizi, kaza vs. süsü vererek acımasızca öldürebilen gölgeler ’70 yeminliler Grubu’nun ön plana çıkan ailelerinden bilhassa Avrupa’yı kontrol eden ve İsrail devletinin kurulmasına büyük maddi destek sağlayan Rothschild ailesinin, Amerika’yı kontrol eden Rockefeller ailesinin ve ağırlıklı olarak Afrika da faaliyet gösteren Warburg ailesinin en önemli ortak özellikleri Yahudi kökenli olmalarıdır.

Gizli Dünya Devletini yöneten bu aileler petrol, bankacılık, sigortacılık, silah üretimi, ilaç üretimi, otomotiv, medya, ileri ve nano teknoloji üretimi vs yanında neredeyse dünyanın her ülkesinde bulunan yeminli ve sadık işverenler üzerinden siyasi, askeri, ekonomik ve sosyal operasyonlarını sürdürüyorlar. Sahip oldukları korkunç servetleri istedikleri her şeyi satın almalarını sağlıyor.  Bir şey hariç!!!

Tamam da bize ne bundan!!!

Ülkemizde siyasetle uğraşan her vatandaş bu yapıyı ve aileleri duymuştur,  haklarında az ya da çok bilgi sahibidir, bu güne kadar değilse bile bundan sonra olmalıdır. Düşmanını iyi tanımayan bir ülkenin durumu, havaya yumruk atan boksör gibidir, ne kadar güçlü vurursa vursun hepsi boşa gider, hedefi tutturamaz.

Dünyanın sahip olduğu enerji kaynaklarının %70 inin bizim de içinde bulunduğumuz Ortadoğu, Orta Asya ve Arap yarımadasında olduğunu düşünürsek, böylesi emperyalist ve sömürgeci bir yapının, bölgede tam bağımsız ve kendi geleceğini inşa etmeye çalışan bir devletin olmasına müsaade etmeyeceği malumdur. Peki bir devlet tam bağımsız olmak isterse ne olur? Tabi ki 28 Şubat olur.(Efsane Başbakan Merhum Erbakan hocamızı rahmetle anıyoruz) Milli Görüşü gömüp üzerine beton dökmeye kalkarlar, sonra ne olur, Köprüyü geçene kadar ayıya dayı demeyi tercih eden yöneticiler iş başına getirilir. Küresel güçlerin bölgedeki çıkarlarına dolaylı yollardan yıllarca hizmet eder, bir gün gelir bu yöneticiler de ekonomik, sosyal, siyasal iç ve dış politikalarını MİLLİ menfaatlere uygun üretmeye başlar ve tam bağımsız olmayı düşünüyorum derse ne olur?  15 Temmuz olur.  Zaten yıllar önce aynı hedefe koştukları kardeşlerinden farklı olarak, dikenlerle, taşlarla, uçurumlarla, engellerle, yalçın kayalarla dolu zahmetli yolun yerine, hedefe daha çabuk gidecek kestirme köprüyü seçmişlerdi. Sadece çakallara, domuzlara, ayılara takiyye yapacak hedefe gidene kadar dayı!!! diyeceklerdi. Ateş yakar, akrep sokar test etmeye gerek var mı? Binlerce yıldır İSLAM’ı ve Müslümanları yok etmek isteyen, bu aziz milleti tarih sahnesinden kaldırmak isteyen ırkçı eperyalist ve siyonist zalimlerle ne kadar işbirliği de yapsalar, anlaşmalar da imzalasalar, ellerini, kollarını, bedenlerini de verseler, küresel siyon ve emperyal güçler niyetlerinden asla vazgeçmezler.  Bunu anlamaları için daha kaç yıl geçmesi gerekiyor? Daha kaç grup, kaç örgüt, kaç cemaat tarafından kandırılmaları, aldatılmaları gerekiyor? Yıllardır yaptığımız şeyi bir kere daha yapıyor ve sizi uyarı –yorum!! Derhal dolaba kaldırdığınız gömleğinizi giyiniz, MİLLİ GÖRÜŞ politikalarını her alanda uygulamaya başlayınız, D-8 oluşumunu tamamlayınız ve İSLAM BİRLİĞİ’ni kurunuz, kiminle mi yapacaksınız? Haklısınız güvenecek kimse kalmadı!! Denize düşen de yılana sarılır!! Ancak mazileri tertemiz olan, hiçbir ihanet şebekesine hiçbir zaman taviz vermemiş olan, milli ve manevi değerlere sahip sadıklar topluluğu olan Milli Görüş kadroları hala ülkenin en güvenli kadrolarıdır. Gelin baba ocağının kapısını çalın, gelin devletin kritik kurumlarını en güvenilir kadrolara teslim edin. Dünyanın süper güçlerini ve terör örgütlerini maşa olarak kullanan, gizli dünya devletini yöneten küresel güçler, başladıkları işi bitirmek için başka planları devreye sokacaktır. Bu mesele emperyalistler için vazgeçilmez rant, siyonistler için imanlarının gereğidir. Aziz milletimizin kahraman evlatlarının tarih yazdığı ve işgal girişiminin püskürtüldüğü 15 Temmuz gecesini gören bu zalimler, göğüs göğüse mertçe yapılacak savaş yerine her türlü kahpeliğe, caniliğe ve zalimliğe başvururlar, elbette birlik ve beraberliğimizin en sağlam, saflarımızın en sık olması gereken günlerden geçiyoruz, muhalefete birlik ve beraberlik çağrısı yaparken iktidarın da her doğruyu her yerde söylememesi, kutuplaşmaya sebep olacak eylem ve söylemlerde bulunmaması  önemlidir.  Bu milletin ve ümmetin batılı kapitalist ve ırkçı emperyalist düşmanları yanında en büyük düşmanının siyonistler olduğu gerçeğini hiç bir zaman unutmamak gerekir. Muhalefeti de uyarı –yorum, ihanet şebekesinin ve yabancı ajanların devlet kurumlarından tam olarak temizlenmemiş olduğu ve ne kadar derinlerde olduğunun bilinmediği şu günlerde sanki normalleşme olmuş gibi, sanki işgal tehlikesi geçmiş gibi, hangi merkezden geldiği belli olmayan ayrışma, kutuplaşma ve çatışmaya sebep olacak söylemlerin ne millete, ne devlete, ne de ümmete hiçbir faydası yoktur.

Hülasa topraklarımız üzerinde bu kadar göz varken, içimizde bu kadar hain varken milletimizi güneşli güzel günlerin beklemediği bellidir, bölgesel bir savaş mı, yoksa 3. Dünya savaşı mı çıkar bilinmez, her açıdan hazırlıklı olmamız bizim için keyfiyet değil zarurettir. 15 Temmuz ülkemizin işgal provasından ziyade, aziz milletimizin işgale karşı direniş ve zafer antremanı olmuştur. Bir kere daha gördük ki ‘’Bu milletin külünü üfleseniz altından iman çıkıyor’’

Bu gün dünyanın her yerinde kan, gözyaşı, acı, savaş, çatışma, zulüm, açlık, sefalet, işkence, tecavüz, şiddet, sömürü, adaletsizlik hakim, her yerde akan Müslüman kanı. Son zamanların en sancılı sürecini yaşıyoruz, her sancının sonunda bir doğum muhakkaktır. Bu doğum zulmün ve adaletsizliğin son bulup HAKK’ın hakimiyetinin doğumudur. Ümmetin ve insanlığın kurtuluşu ancak Hakk’ın hakimiyeti için mücadele eden Milli Görüş ile mümkündür, Milli Görüş’ ün ne demek olduğunu bilen bilir. Duamız ve inancımız şudur ki, ya Milli Görüş iktidar olacak, ya da İktidardakiler Milli Görüş’çü olacak.

Adaletin güçlü, Güçlünün de Adil olduğu bir Dünya’nın en kısa zamanda kurulması duası ile Allah’a (c.c.) emanet olunuz.   

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...