Reklam
Sadullah Kabahasanoğlu

FETÖ ve Beykoz’a etkisi

Türkiye olarak tarihi günlerden geçiyoruz. Tam 250 yıldır belli odaklar bizi yok etmeye çalışıyor. Biz ise Sultan Abdülaziz ve Sultan Abdülhamit döneminde mücadele etmeye kalkıştık ve koca imparatorluk yerle bir edildi. Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurarak küllerimizden ayağa kalktık.

Osmanlı’yı paramparça eden odaklar durdu mu? Elbette hayır!

Sevr dediler, Lozan’la geldiler, ezanımızı yasakladılar, başbakanımızı astılar, defalarca darbe yaptılar.

Milli ve manevi değerlerimize sahip çıkan kim varsa hedefe koydular.

Lobilerle geldiler, parayla vurdular, medya ile operasyon çektiler.

Baktılar olmuyor, her darbeden sonra millet biraz daha sıkılaşıyor, bu sefer içimize hainlik tohumu ektiler.

Cemaat dediler, örgüt yetiştirdiler. Hoca dediler, terörist başı yaptılar. İmam dediler, hain büyüttüler.

Dikkat buyurunuz; kendi elemanlarına verdikleri isimler bizim toplumumuzda saygı ve sevgi gören mefhumlar.

İşte bu şifreyi çözünce büyük oyunu da çözmüş olacağız. Haçlı Siyonist ittifakın en belirgin özelliği senin damarlarında dolaşır ve sen hiç fark etmezsin.

Komşumuz Irak’ta “koalisyon gücü” maskesiyle 60 devlet var ve Irak Başbakanı çıt çıkarmıyor. Türkiye kendi güvenliğini, topraklarını ve haklarını savunmak isteyince olur olmaz her şeyi konuşuyor. Burada konuşana değil konuşturana bakınca Irak Bakanlar Kurulunda başbakan dahil 18 bakanın İngiliz vatandaşı olduğu görülüyor.

Öyle bir zamanda yeniden sarmışlar ki çevremizi, içerde ektikleri tohumlar meyve vermeye, sahipleri de meyveleri toplamaya başladıkları zamandı.

Türkiye’yi sadece dışardan değil içerden de kuşatmışlardı. Bu millet bir daha kendine gelemesin diye adeta “altın vuruş” yapacaklardı. Devletimizin gücü, Cumhurbaşkanımızın liderliği ve milletimizin dik duruşu 100 yıllık oyunu bozmakla kalmadı resmen çöpe attı.

FETÖ, sadece Türkiye’yi içerden kuşatma hamlesi olarak değerlendirilirse bu da eksik kalır. FETÖ, Türkiye’de askeri, polisi, kamu kurumlarını, bürokrasiyi, siyaseti yani devleti ele geçirmenin yanında “ılımlı İslam”, “diyalog ve hoşgörü” gibi yumuşak rumuzlarla İslam’ın içini boşaltma hareketidir.

Müslümanların elinden Kuran’ı alıp, kendini “Vatikan Misyonunun” bir parçası olarak gördüğünü söyleyen sapkının kitaplarıyla avutan büyük bir projedir.

Milletimizin feraseti, mazlumların duaları ile Allah milletimizi korudu.

Peki, bürokraside, siyasette, ticarette, kamuda ve özel sektörde istediğinin önünü açan ve istediğinin önünü tıkayan bu yapıyla mücadele ne anlam ifade ediyor?

FETÖ ile mücadele, milletimizi 2000 yıllık tarihinden koparmak isteyen, kendine köle yapmak isteyen ve İslam’ı kendi çıkarlarına hizmet edecek içi boş bir kimlik haline getirmek isteyen Haçlı Siyonist ittifakıyla mücadele demektir.

Türkiye’de can pahasına bu yapıyla adeta savaş verilirken, birilerinin hala bu yapıya mensup hainleri perdelediği veya korumaya çalıştığı söylentilerini nereye koyacağız?

Devletimiz elbette durumun bilincinde ve farkındadır. Yetki ve sorumluluk makamında olanlara düşen devlete yardımcı olmaktır.

 Kenara çekilmek ve olanları izlemek sorumluluk erdemine ters düşen bir durumdur.

Mesela, Beykoz İmamı’nın kim olduğu, geçmişte Beykoz gündemine, siyasetine, ticaretine ve bürokrasisine nasıl etki yaptığı, paralel yapının kendisi ve etkileriyle nasıl bir mücadele yapıldığı sanıyorum kamuoyu tarafından merak edilen konuların başındadır..

Selam ve saygılarımla

Reklam

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...