Reklam
Kılıçdaroğlu Beykoz’da 15 Temmuz’u anlattı

Kılıçdaroğlu Beykoz’da 15 Temmuz’u anlattı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Marmara Üniversitesi Anadolu Hisarı Yerleşkesi’nde öğrencilerle bir araya geldi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Marmara Üniversitesi Anadolu Hisarı Yerleşkesi’nde, Marmara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Kulübü’nün düzenlediği ’15 Temmuz ve Parlamenter Sistem’ başlıklı etkinliğe katıldı.

CHP Beykoz İlçe Başkanı Mahir Taştan, Kadın Kolları Başkanı Eylem Sabırhoşgör, Gençlik Kolları Başkanı Emre Mert Kılıç ile ilçe yöneticileri ve meclis üyelerinin de takip ettiği programda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında çıkarılan OHAL’e ilişkin “OHAL yasaldır, meşrudur ancak yapılan uygulamalar meşru değildir” ifadelerini kullandı.

Üniversitedeki rektör atamalarının OHAL ile hiçbir ilgisinin olmadığını belirten Kılıçdaroğlu “Akademisyenler kendi rektörlerini nasıl seçemezler, bunun OHAL’le ne ilgisi var. İyi ki OHAL uygulamalarına evet dememişiz ve demokrasinin yanında durmuşuz” ifadesini kullandı. Fransa’daki OHAL’le Türkiye’deki OHAL uygulamalarının farklı olduğuna dikkat çeken CHP lideri “Fransa’da adil yargılama vardır. Biz Türkiye’nin hızla normalleşmesini bekliyoruz” diye konuştu. CHP lideri Türkiye’de demokrasinin güçlendirilmesi gerektiğini de vurgulayarak “Gazeteciler tutuklanıp hapse atılıyor, 142 gazetecinin hapiste olduğu bir ülkede siz demokrasiden söz edemezsiniz” dedi.

İstanbul’da konuşan Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle:

O gece İstanbul’dan Ankara’ya dönmek istedim. Arkadaşlarıma TBMM’de olun talimatı verdim. Bakırköy’den tekneyle Kartal’a gidecektik. Güvenli olmadığı söylendi. Pendik’ten Ankara’ya geldim. Sonra toplantı yapıldı TBMM’de. Parlamentoda şunları ifade ettim: Bu darbe girişimini Parlamentonun önlediğini kimse unutmasın dedim. Darbeyi önleyen parlamenter sistemin önemli bir miras olarak yer alması gerekir dedik. Daha sonra dört partinin imzaladığı ortak metin kamuoyu ile paylaşıldı.

Şöyle diyorduk: “Unutulmamalıdır ki, TBMM, Kurtuluş Savaşı’nı yöneten, Türkiye’nin demokrasiye geçişini gerçekleştiren, demokratik parlamenter sistemi yıllar içinde geliştirmiş, bir milleti yokluk ve yoksulluktan alıp muasır medeniyet seviyesine çıkarmanın mücadelesini vermiş bir meclistir.” Hiç bir genç arkadaşım bu vurguları unutmamalı. Darbeyi demokratik parlamenter sistem önlemiştir.

İYİ Kİ OHAL’E KARŞI ÇIKMIŞIZ

“Darbenin ikinci üçüncü günü Başbakan aradı, OHAL getireceğiz destek verir misiniz dedi. Biz OHAL’e evet demeyeceğiz dedik. OHAL uygulaması parlamentodan geçti. Uygulama meşru mu meşru, anayasaya uygun mu uygun. Neden siz evet oyu vermediniz sorusu aklınıza gelebilir. Darbe girişimine karşı ilk kez olağanüstü bir uzlaşma var. Başbakan’a şunu söyledik. Bu kadar büyük bir uzlaşma varken, darbecileri yargılamak için düzenleme getiriyorsanız hepsini yasalaştıralım. Parlamentoyu devre dışı tutmanın bir gerekçesi yok. Hayır dendi, uygulama geçti. Yapılan uygulama meşru mu, hayır. OHAL’in çıkış gerekçesi Türkiye’yi normal döndürmekti. Üniversitelerde rektör atamasını kaldırdılar ne ilgisi var bunun darbeyle? Bir üniversite hocaları rektörü seçemeyecekse o üniversitede demokrasiden söz edebilir misiniz? Şu noktaya geldik. İyi ki OHAL uygulamalarına biz evet dememişiz.

“FRANSIZLARI YALANLIYORUZ”

Parlamentoda yaptığım konuşmada darbe girişiminde bulunanların adil bir şekilde yargılanmaları gerekir dedik. Kişi sanık dahi olsa onun yargılanmasının hukuk ölçüleri içinde olması lazım. Kimse onlar yargılandı, yargı bağımsız değildi demesin. BM siyasi medeni haklar sözleşmesi var, Türkiye de buna taraf. 13 maddesine çekince kondu, OHAL nedeniyle. Bu sözleşmenin maddelerinden biri adil yargılamadır. Türkiye buna çekince koydu. Siz hukukun üstünlüğünü bir tarafa bırakıp, ben adil yargılama yapmayacağım diye BM’ye dilekçe veriyorsanız Türkiye’nin imajını zedelersiniz. İnsanca davranma maddesine çekince kondu. Ben bunlara insanca davranmayacağım, işkence yapacağım diyor. Türkiye’de bu yeteri kadar tartışılmadı. Yetkililer çıktı dedi ki, bizde de OHAL var, Fransa’da da var. Fransa üç maddeye çekince koydu ama bu maddeler yok. Fransızları yalanlıyoruz senin OHAL’in de bize benziyor diyoruz. O da ben sizin gibi yapmıyorum diyor.

“140 YILLIK BİRİKİMİ BİR GECEDE DEĞİŞTİRECEĞİZ”

Biz Türkiye’nin hızla normalleşmesini bekledik, bir başkanlık tartışması başladı. Bunun bir rejim değişikliği olduğunu söyledim. Sayın Binali Yıldırım değişikliği 1923’te bıraktık dedi. Daha sonra belediye başkanı var, Türkiye’nin de başkanı olacak dedi. TDK’da rejem nedir? Bir ülkenin yönetim biçimine rejim denir. Başkanlık gelince rejim değişiyor. Parlamenter demokratik sistem 140 yıllık birikimimizdir. Bir ülkenin rejimini ülkenin tarihi belirler. Rejimi ülkenin kültürü belirler, sosyolojik yapısı belirler. Biz bunların tamamını bir tarafa atıyoruz. ABD’de başkanlık sistemi var. Eyaletler var, başkan en zayıf halkadır, her eyaletin parlamentosu var yasa çıkarır ve uygular. Türkiye’de eyaletler sistemi yok. Bunu amaçlıyorsa kamuoyuna deklare etmeleri lazım. İngiltere’de kraliçe var ama parlamento da var. Bizim tarihimizde parlamenter sistem deneyimi var. Bunu bir gecede değiştireceğiz. Nasıl bir başkanlık sistemi? Bu sorunun yanıtı da henüz belli değil. Bizim demokrasimimizi güçlendirmemiz gerekiyor. Bizim parlamenter sistemimiz mükemmel çalışıyor mu, hayır. Neden çalışmıyor? Çünkü darbe sonrası çıkarılan yasalar 1980 sonrası çıkan yasa ve anayasalar güçlü bir demokratik parlamenter sistemin oluşmasını engelledi. Yapmamız gereken Türkiye’yi darbe hukukundan arındırmak. Anayasa dahil demokrasinin önündeki yasaların değişmesi demektir. 1982 anayasası basın hürdür, sansür edilemez. Nasıl oluyor da basın hür değil. Sayın Binali Yıldırım’a şunu söyledim, 142 gazetecinin tutuklu olduğu ülkede demokrasiden söz edemezsiniz. Eksiklerimizi gazeteci özgürce yazacak. Darbe hukukundan bunu kastediyorum. Darbe dönemlerinden miras kalan yasaların değişmesi lazım. Bizi anayasa değişikliklerini davet ettiklerinde darbe hukukunu değiştirecekseniz o toplantıya katılırız dedik. Ama gelin başkanlığı halledelim derseniz yokuz dedik.

GÜÇLER AYRILIĞI DEĞİL GÜÇLER BİRLİĞİ

Nasıl bir başkanlık isteniyor? Başkan olsun hakimleri o tayin etsin. Milletvekillerini o tayin etsin. güçler ayrılığı değil güçlerini birliği savunuluyor. Denge ve denetleme yok ediliyor. bir kişiyi bir ülkenin kaderini teslim etmek kadar tehlikeli bir şey yoktur. Hitler bunu tipik örneğidir. Başkan her zaman aklı başında kişi olmayabilir. Osmanlı’da vardır. Ama biz 21. yy’de yaşıyoruz. Sorumluluklarımız var. Türkiye’nin bekâsı açısından sorumluluklarımız var. Yasama, yargı, yürütme arasından denge ve denetlemenin özü budur.

Reklam

YORUMLAR...