Reklam
Metin Külünk

28 Şubat hesap verecek

Dönemin kudretli generali kendinden emin bir şekilde ?28 Şubat Bin yıl sürecek? diyordu; yaşadığı çağın, içinden çıktığı, kendisini var eden toplumun değişim talebinin farkında olmadan. Çünkü neredeyse 60 yıldır, Türkiye?yi perde arkasından yönetme alışkanlığına ve konforuna sahip olmanın getirdiği kalıplaşmış bir zihin yapısı mevcuttu.

Onlar ülkenin mutlak hakimi, geriye kalan kitle ise, sınıfsız imtiyazsız kendilerine tabi olması gereken, gerektiği zaman başlarına balyoz indirilebilecek bir kitleydi. Topluma tek cümleyle bu şekilde bakıyorlardı ve bu yüzden de toplumu dizayn etme hakkını kendilerinde görüyorlardı. 1960?da, 1971?de, 1980?de alıştıkları şekilde, 1997?de de son derece rahat edebilmişler, statükoyu korumaya yeminli yardımcıları ile 21. Yüzyıla hazırlanan Türkiye?de yeni bir toplumsal mühendislik projesine girişmişlerdi. Siyasetin bölük pörçük olduğu, Ankara?da TBMM koridorlarına sıkıştığı bir dönemde milletimizin sesini kısmayı, onun demokrasi, özgürlük ve refah talebine kulaklarını kapamayı tercih ettiler. Hatta fişlemelerle, kişi hak ve hukukuna aykırı, inanma hakkını hiçe sayarak, milyonlarca mağdur oluşturacak bir fişleme ve yasaklama rejimini hayata geçirmekte mahsur görmediler.

Ne var ki milyonlarca mazlum?un ?ahı? üstüne kurulan bu zulüm dönemi, oluşturduğu çürük sistemin kurbanı olarak aradan 10 yıl dahi geçmeden 3 Kasım 2002 tarihinde milletimiz tarafından tasfiye edildi. O günden bu yana Türkiye?miz, milletimizin iradesinin ifade ettiği yönde, dünyaya uyum yolunda bir restorasyon sürecinden geçiyor. Bu süreçte, tarihin toplumuzda açtığı yaralar ile bir bir yüzleşiyor, Anadolu?nun kaybetmeye yüz tutan birlik ve beraberlik tutkusunu bir kez daha hatırlamaya başlıyoruz. Bu toprakların farklılıkları redderek değil, farklılıkları bir ebru özeninde bir araya getirmesiyle yaşam bulduğunu keşfediyoruz. Buna paralel yıllarca milletin üstüne çöreklenen gizli yapılanmalar, konumlarından yararlanarak, dokunulmazım zannedeler, karanlık odaklar tek tek yaptıklarından dolayı hesap artık adalete hesap veriyorlar. Ülkemizin pek çok karanlık noktası bir bir aydınlığa kavuşturuluyor. Faili meçhuller artık meçhule bırakılmıyor ve araştırılıyor. Elbette onlarca yıl içinde açılan yaraların kısa bir zaman zarfından kapanması mümkün değil ama hepsiyle bir şekilde yüzleşiyoruz. İrin haline dönüşmüş yaraların altındaki insanı ve o insanın oluşturduğu medeniyeti yeniden kurmak çabasındayız. Başbakanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan?ın dün Dersim ile ilgili ifade ettiği gerçekler, işte bu çabanın bir ürünüdür. Kürt, Alevi, roman açılımları, Türkiye?nin yitik coğrafyasını, 100 yıldır kendisine unutturulmak istenen kardeş toplulukları yeniden hatırlaması, onlarla birlikte nefes alması, onlarla birlikte aynı duygu ve düşünceyi yeniden paylaşmaya başlaması bu çabanın bir ürünüdür.

Evet artık kendisine güvenen, kendisiyle yüzleşmeye hazır bir Türkiye var. Bu bir zayıflık değil güç göstergesidir. Her kendimizle yüzleşmemizde biraz daha güçleniyor, zayıflıklarımızı temizliyoruz. 28 Şubat bu yüzleşmelerin en önemlilerinden birisi. Çünkü millete rağmen yürütülmek istenen bir projenin zirve noktası. Zamanın ruhunu tersine çevirmek için girişilmiş büyük bir psikolojik operasyonu da beraberinde uygulayan, tank paletleri ile demokrasinin, hukukun, insan haklarının üzerinden geçen bir heyula! Şimdi öğreniyoruz ki savcılarımız bu heyulanın yaşandığı dönemi inceleme altına almışlar ve nihayet ki 28 Şubat?ın da hesap verme dönemi geldi! 28 Şubat uygulamaları ile geleceği çalınan, inançları nedeniyle dışlanan insanların hesabı nihayet sorulacak.

Türkiye ile tüm çevre coğrafyamız Tahrir?de ve benzerlerinde görüldüğü gibi üzerlerine örtülen ölü toprağını kaldırıyor, geçmişlerinden arınarak geleceğe doğru yol almak istiyorlar. Türkiye bu süreçte kendi geçmişiyle ve statükosuyla mücadelesinin sonucu birörnek oluştururken, kendisi de daha fazla özgürlük, daha fazla zenginlik ve daha fazla demokrasi yürüyüşüne devam ediyor. Bu sürecin sonunda zamanın ruhuyla paralel inşa edilecek anayasalar ile de hem ülkeler kendileri ile barışacak ve paralel nitelikteki anayasalar ile ülkeler birbirine bağlanacak. Velhasılı tüm coğrafyamız üzerindeki 28 Şubat dönemi sona eriyor, insanla kurulacak yepyeni bir gelecek doğuyor.

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...