Reklam
Özgür-Der Genel Başkanı Beykoz’da konuştu

Özgür-Der Genel Başkanı Beykoz’da konuştu

Özgür-Der Beykoz Şubesi’nin aylık seminerlerinin bu ayki konuğu Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya oldu.

Özgür-Der Beykoz Şubesi’nin aylık seminer programları sürüyor.  Dernek binasında gerçekleştirilen seminerin başlığı; ’Yerel ve Küresel Sistem Karşısında Müslümanlar’, konuşmacısı da Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya oldu.

Konuşmasına yerel ve küresel sisteme ilişkin tesbit ve analizlerle başlayıp, bu yapılar karşısında Müslümanların nelere dikkat etmesine ve neler yapması gerektiğine ilişkin değerlendirmeler yaptı.

Söz konusu değerlendirmelerin bir kısmı şöyle;

-İslam ümmeti uzun yıllardır bir kuşatma ve baskı altındadır. Emperyalizm, Hollanda ve Belçika gibi küçük ülkeler örneğinde bile dünyayı ve Müslümanları uzun yıllar sömürmüştür. Bu sömürgecilik olayı ve olgusu bugün de başta ABD ve Rusya olmak üzere Müslümanlara dönük olarak sürdürülmektedir. Rusya’nın Kafkas coğrafyasında, İsrail’in Filistin topraklarında, ABD’nin bütün bir coğrafyamızda yaptığı sömürgeciliktir. Keşmir gibi İslam beldelerinde 70 yıldır referandum yapılmadan Müslümanlar Hindistan’a peşkeş çekilmişlerdir. Bosna’da dünyanın gözleri önünde, Avrupa’nın göbeğinde işlenen cinayetler ise hafızalardadır.

-Dün Bosna cinayetlerini işleyen Karadzij gibi katilleri Rusya arkalıyor ve destekliyordu. Bugün aynı Rusya Suriye’de şimdi, zalim Esed’i arkalıyor ve destekliyor. Dün Bosna’da Aliya İzzet Begoviç için dillendirilen; "Begoviç radikal dincidir, onun partisi ve iktidarı insanlığa tehdittir" iddialarının benzerleri bugün Suriye direnişine destek verenler için yapılmaktadır. Emperyalizm kendi vahşetini ve saldırılarını böylesi öcüler icat ederek karalamıştır ve karalamaktadır.

-Dillerinden, insan hakları ve özgürlük eksik olmayanların, buzullar arasına sıkışan balinaları kurtarma çabaları kameralara şirin poz verme çabası olabilir ancak. Aynı kimselerin Gazze’de küçük bir bölgeye hapsedilmiş insanlar için seslerini çıkarmamaları bu şirinliğin sahtekarlığını, riyakarlığını ispat eder. Suriye’den, Halep’ten, evlerinden-barklarından zorla çıkartılan insanlar için bir şey yapmayanların insanlara ve onların haklarına dair ahkam kesmeleri inandırıcı olamaz.

-Arap Baharı olarak isimlendirilen sürecin, Ortadoğu halklarının çoğunluğunun kimliği ve değerleri ile ilintili olarak İslami renk almaya başlaması, global egemenleri tedirgin etmiştir. Söz konusu sürecin Tunus, Libya, Mısır ve Suriye’de Müslüman halklar lehine sonuçlar doğuracağı görülünce, sürecin devrim niteliğine darbe vurmak için yerli-yabancı bütün güç odakları seferber olmuşlardır. Bu ülkelerde Müslüman yöneticilerin iktidara gelip, İsrail’in, Amerika’nın, Rusya ve Batı’nın çıkarlarının zarar görmemesi adına yine darbeciler, diktatörler desteklenmeye başlanmıştır. Darbeci Mübarek gitmiş, darbeci Sisi getirilmiştir. Darbeci Esed gitmesin diye de çaba gösterilmektedir.

-Rusya Ukrayna’ya saldırınca, Amerika’sından Avrupa’sına kadar herkes karşı çıkarken, aynı Rusya Suriye’yi harabeye çevirirken kimsenin sesi çıkmamaktadır. Bir avuç Ezidi için ayağa kalkanlar, binlerce, milyonlarca Müslümanın katledilmesi karşısında kıllarını bile kıpırdatmamaktalar. Türkiye’de de Gezi olayları ile beklediklerini, 15 Temmuz ile umduklarını bulamayanlar yine bu bu küresel çevrelerdir.

-Küresel sistemin kendi çıkarları ile kendi değerleri ile uyumlu yerli yapılarla, gruplarla, kişilerle olan münasebetleri yine insan hakları, özgürlük ve hukuk ambalajı ile sarılı olsa da İslam ve Müslümanlık karşıtlığı taraflar için ortak paydadır. Bununla birlikte yerli despotların halka karşı kendilerinden kaynaklı zulümleri de Esed ve Sisi örneklerinde görüldüğü üzere devam etmektedir.

-IŞİD/DAİŞ gibi örgütlerin icra ettikleri zulümler, emperyalizmin ve onların yerli ortaklarının devasa zulümleri karşısında, adeta perdeleme fonksiyonu görmektedir. Bizim büyük resmi görmemiz, ağaca bakarken, ormanı gözden kaçırmamamız gerekir. Varil bombaları ile savaş uçakları ile her gün yüzer-ikiyüzer ölenleri ve onları öldüren Esed’i, Rusya’yı, İran’ı, Amerika’yı görmeyen bir insan asla büyük resmi görmüş olamaz.

-Müslümanlar olarak bizim değer temelli, ilke ve ahlak temelli hareket etmemiz gerekir. "Bir vücudun azaları gibi olmak" gereğine dikkat çeken bir Peygamber’in ümmeti olarak, yerel, bölgesel, kavmiyetçi, milliyetçi duygulara, düşüncelere kapılamayız. Evrensel İslami duyarlılık, Ümmetçi hassasiyet Müslümanlığın akidevi şartıdır. Çünkü Kur’an; "Müslümanlar kardeştir" buyurmaktadır.

-Müslümanlar hayata bütüncül bakarlar; dini olan, dünyevi olan diye bir ayırım olmadığı gibi, biraz Müslüman, biraz Gayri Müslümanlık da olamaz. Nitekim Kitabımızda buyurulan; "hayatın ve ölümün Allah’a ait olması" gereği bu cümledendir.

-Özellikle içinden geçtiğimiz şu süreçte hepimizin sağlam, kararlı ve sabırlı olması gerekir. Üzerimize gelenlerle baş edebilmek için okumak, sahih bilgi sahibi olmak gerekir. Sadece sanal dünya etkinlikleri ile değil, ciddi, derinlikli kitap okumalarına ihtiyaç vardır. Kimliğimizi ve kişiliğimizi İslami kılmak, güzel örnek göstermek, aktif ve tebliğci olmak her zamandan daha fazla üzerimize farz olmuştur.

-Yerel ve küresel güç odakları örgütlü hareket etmektedirler, bizim de onlar karşısında ayakta durabilmek ve mücadele edebilmek için örgütlü, dayanışmacı bir bilinç ile kardeşlik ve mücadele temelinde cemaat olmamız gerekir, Kur’an’ın ifadesi ile; "kurşunla kaynatılmış binalar gibi" olmak icap eder. Bireysellik tercihi, büyük güçler karşısında rüzgarın karşısında sürüklenmeye mahkum yaprak tercihi olur. Bizim rüzgar karşısında tek bir yaprak olmamak için güçlü köklere, dallara ve gövdeye ihtiyacımız vardır.

Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya’nın büyük bir dikkat ve ilgiyle dinlenen seminer konuşması, dinleyicilerden gelen sorulara verilen cevaplarla son buldu.

www.haksozhaber.net

YORUMLAR...