Reklam
Ali Bilir

Ne Değişti…

Plastik kapların evimize girmediği yıllardı. Patika yoldan yürüyerek bakır ibrik ve güğümlerle kuşluk vakti su almaya giderdik. Kapların ağırlığı neredeyse içerisine doldurduğumuz suyun ağırlığı kadardı. Plastik kaplar lüks sayılırdı o yıllarda, her evde bulunmazdı. Köyümüzdeki her hanenin içme suyu kendi bahçesindeki su kaynağından temin edilirdi. Borularla su getirmek biraz daha hali vakti yerinde olan ailelere mahsustu. Taşınan sadece su değildi. Araba yolu olmadığı için ihtiyaç duyulan her şey sırta taşınırdı. Telefon ve telgrafla haberleşmek için, mektup göndermek için şehre inilirdi. Elektrik henüz gelmemişti. Zaman kavramı yaşam kavramı ile eşdeğer giderdi. Yatma saati uykumuz geldiği zamandı. Kalkma saati ise uykumuzu aldığımız zamandı. Acıktığımızda yer, susadığımızda içerdik. Kimse bir günde en az iki litre su içmelisin dayatmasında değildi. Yağmurda ıslanır, karda üşür, gece yarılarına kadar ağaç taş, dere-tepe oynardık. Korkmazdık. Düşersin, şöyle olursun, böyle olursun, şunu yapma, böyle yap sözlerini duymazdık o yıllarda. Kendimize has bir dünyamız vardı. Dizimiz parçalanır, kaşımız yarılır, yüzümüz çizilir kolumuz morarır, kendiliğinden iyileşirdi. Doktora gitmezdik. Dişimiz ağrıdığında doktorculuk oynar, dişimizi iple çekerdik, karganın alıp yeni diş getirmesi için evin çatısına atardık.

O yılları anlatmak böyle uzar gider, otuz beş yıllık bir ara verip günümüze geldiğimde “Ne değişti” sorusunun cevabına baktım bugünkü yaşımda.

Kullandığımız eşyaların başını plastik kaplar aldı. Hergün yenisinin çıktığı teknolojik aletler bizleri kendisine benzetmeye başladı. Elektronik cihazlar için taşıdığımız elektrik kabloları ve güç pilleri gibi cihazları kendimiz için taşıyacağımız günlerin gelmesine az kaldı sanki. Her türlü ulaşım kolaylaştı. Teknolojik araçlar sürücüsüne az iş bırakır boyutta artık. Mektuplar yerini anlık kısa mesajlara bıraktı. Duygular kısa telefon mesajları kadar hızlı ve kısa bir hal aldı. Hızlı duygu değişimlerine uygun olmayan coğrafyamız insanları bu anlık değişimler karşısında ruhsal değişimlere maruz kalmaya başladılar.

Her şey zaman kavramı yönünden planlı, programlı duruma geldi. Dışarıya yapılan planlar içsel planlarla tezat oluşturur oldu.

Yeni kavramlar, yazısız ifadeler iyice yerleşti hayatımıza. Bakışlarımızla, sözlerimizle anlatamadıklarımızı “emoji” dedikleri yeni trend’ler anlatır oldu.

Uzun yıllardan sonra İstanbul’a epey bir kar yağdı. Haftalar öncesi kar haberleri en çok konuşulan konu oldu. Yetkililer, kurumlar tüm tedbirleri aldıklarına dair açıklamalarda bulundu. Kar yoğun bir şekilde 4-5 gün etkisini gösterdi. Aynı yetkililer bu sefer doğal bir afet bu kadar kahrını çekeceğiz dediler. Elektrikler kesildi, sular dondu, yollar kapandı. Tıpkı 35 yıl önceki çocukluğumda ki bizim Köy gibi oldu İstanbul. En azından benim yaşadığım yerleşim yeri böyle oldu.

İyiki de oldu. Bir kez daha o yılları anma, çocuklarıma o günleri anlatma fırsatını buldum. Başka nasıl anlatabilirdik.

Sevgiyle ve Dostça kalınız…

Reklam

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...