Muhammed Küçükkonuklar

Müellim mi? Muallim mi?

Değerli okuyucularım; geçenlerde öğretmenler haftasını kutladık. Emekli bir öğretmen olarak, bütün meslektaşlarımın öğretmenler günün kutlar, görevlerinde başarılar dilerim.

Öğretmenlik kutsal bir meslektir. Öğretmen, insan yetiştiren bir bahçıvandır. Elbette meşru olmak şartıyla her meslek değerlidir. Fakat öğretmenlik bir başka güzeldir. Zira biz öğretmenler, sınıflar dolusu ayrı ayrı sima, ayrı ayrı mizaç ve karakterler arasında ömür boyu unutamayacağımız en tatlı hatıralarımızı yaşarız.

Sevgili peygamberimiz: ?ben muallim olarak gönderildim? buyurmuştur. 

                                     *            *             *

1980 yılında öğretmen olarak vazifeye ilk başladığımda gün görmüş emekli bir öğretmen bana: ?Müellim olma! Muallim ol!? demişti..   Ne demek istediğini sorduğumda şu hadiseyi anlattı: Anadolunun ücra bir köşesine bir öğretmen tayin olur, köylüler hocayı karşılarlar. İçlerinden bir tanesi ?hoş geldin müellim bey? der.. Genç öğretmen herhalde ?muallim? demek istiyor diye içinden düşünür ve yanlışı düzeltmek istemez. Aradan bir müddet geçer, dersler başlar, çocuklar ve köylüler bu öğretmeni çok severler. Öğrencilerin hal ve hareketlerinde, ahlaklarında çok güzel gelişmeler görülür. Daha önce müellim bey diye hitab eden o köylü: ?Hocam size haksızlık ettim siz meğer müellim değil, muallimmişsiniz. Çünkü sizden önce burada görev yapan bir öğretmen bizim çocuklarımızı ifsad etti, örfümüze, ahlakımıza, dinimize uymayan hal, hareket ve fikirleriyle çocuklarımız adeta zehirledi. Yani bize elem verdi. Sizi de onun gibi zannederek müellim dedim. Müellim, elem veren demek malum? dedi.

Evet.. Müellim elem veren, üzüntü veren demek. Muallim ise öğrendiklerini önce kendi uygulayan sonra öğreten kişi demek.. Mehmet Akif, öğretmeni şöyle tarif eder.

Muallimim diyen olmak gerektir imanlı

Edepli, sonra liyakatli, sonra vicdanlı

Bu dördü olmadan olmaz. Vazife çünkü büyük. 

                                 *               *             *

Gazali hazretleri ilmi ile amel eden öğretmeni güneşe benzetir. O, güneş gibi bitmez tükenmez bir ışık kaynağıdır. Işığını ve ısısını ne kadar cömertçe harcarsa harcasın verimliliğinden hiç bir şey kaybetmez, öğrencileri de onu hiç bir zaman unutmazlar..

Gazali Hazretleri öğrendiklerini önce kendi nefsinde tatbik etmeyen amelsiz öğretmeni mum ışığına benzetir. Etrafa cılız bir ışık verir ama dibine ışık veremez. Yine Gazali Hazretleri amelsiz öğretmeni iğneye benzetir. İğne çıplaktır, başkalarını giydirmeye devam eder durur fakat kendisini hiçbir zaman giydiremez.

Gazali Hazretlerinin şu fikri de çok düşündürücüdür: Öğretmen öğrencisinden teşekkür bekleme yerine kendisi öğrencisine teşekkür etmelidir. Çünkü öğrencisi, aklınıi fikrini, kalbini, zekasını şekillendirmek üzere öğretmenine teslim etmiştir. Öğretmen onu bir tarla gibi işleyecek, onu topluma kazandıracaktır. Bunun için öğretmen olarak ona minnettar olmamız gerekir der.

Sevgili Peygamberimiz de; ?kendisinden ilim tahsil ettiğiniz öğretmene hürmet ediniz. Kendisine ilim öğrettiğiniz kimseye de ihtiramda (saygı ve sevgide) bulununuz? buyuruyor..

Kalın sağlıcakla!

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...