Taştan’dan Beykoz’da yaşanan olaylara sert cevaplar

Taştan’dan Beykoz’da yaşanan olaylara sert cevaplar

CHP Beykoz İlçe Başkanı Mahir Taştan son günlerde Beykoz’da yaşanan olaylar ile ilgili basın toplantısı gerçekleştirdi.

CHP Beykoz İlçe Başkanı Mahir Taştan son günlerde Beykoz’da yaşanan olaylar ile ilgili basın toplantısı gerçekleştirdi. Mahir Taştan, Gençlik Kolları Başkanı Emre Mert Kılıç ve yönetim kurulu üyeleri ile birlikte düzenlediği basın toplantısı ile; Ulusal basında yer alan “CHP Hayır kampanyası için halktan para istiyor” dedikodularına, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Ataş’ın sözlerine ve Milletvekili Muharrem İnce’nin katıldığı miting sonrası AK Partililer ile gerginlik yaşandığına dair iddialara cevap verdi.  

İlçe Başkanı Mahir Taştan 16 Nisan’da gerçekleşecek anayasa değişikliği öncesinde AK Parti tarafından kendilerine yönelik çamur at izi kalsın kampanyası yürütüldüğünü belirterek son günlerde yaşanan olaylar ile ilgili şunları söyledi;

Bizim başımız dik, anlımız ak

Yandaş bir ulusal gazetenin ilçe başkanlığı adına para topladığımızı haber yaparak, yoğun çalışmalarımıza gölge düşürmek için mücadele içerisinde olduklarını görüyoruz. Biz siyasi bir partiyiz tabiki hesap numaramız olacak bütün siyasi partilerin hesap numarası var. Üyelik aidatı alır, bağış alır ve bunun karşılığında makbuz kesilir katkı sağlayan kişiye verilir buda kayıtlara geçer. Bu hesap numarası isteyen herkese ulaşır.  Ama basında yayınlanan bir A4 kağıdı üzerine yazılmış yardım yazısı var. Üzerinde ne CHP logosu, ne ilçe başkanının imzası, ne de mühür var. Bizim ilçe yönetimi olarak alınmış olan böyle bir kararımız yok. Bir kağıt parçasını hangi gerekçeyle haber sıfatına sokup yayınlarsınız. Bakın bende bugün AKP, MHP veya başka bir siyasi partinin hesap No’sunu bulup boş bir A4 kâğıdına iki üç satır bişeyler yazarım. Bu çok basit ama bunu malzeme olarak kullanmak ne bizim ahlakımıza yakışır nede onurumuza. Bizim başımız dik, anlımız ak. Biz çalmadık, çırpmadık. Biz bu kampanyayı devlet imkanlarını kullanmadan devlet derken halkın parasını kullanmadan kendi imkanlarımızla sürdürmeye çalışıyoruz. Bize bu tarz akçeli işlerin hesabını sormaya çalışanlar bu hesabı seçim kampanyasını devlet imkanlarıyla yürütenlerden sormalılar. Devletin uçaklarıyla evet propagandası yapmaya gidenlerden sormalılar. Devletin TV kanallarından faydalananlardan sormalılar. Devletin paralarını ayakkabı kutularına istifleyenlerden sormalılar.

Camiyi ahır haline getiren CHP değil

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Ataş’ın sözlerini de cevap veren İlçe Başkanı Mahir Taştan şunları söyledi; Sayın Ataş’ın yıllardır ağızlarına sakız olan iftiralarına devam ederek ahlak dersi vermeye çalıştığını üzülerek izledim. Neymiş camiyi ahır yapmışız. Bahsi geçen camii İzmir Seferhisar Düzce köyündedir. İnanmayan zahmet edip namaz kılmaya gitsin ve oradaki yaşayan ahaliye öyküsünü sorsun. Bu camiyi ahır haline getiren, CHP değil, işgal sırasındaki vandallıktı. Türk nüfusun seneler süren yokluğunda, caminin insafsızca ahır haline getirildiğini tespit eden ve bu bilgiyi Cumhuriyet Gazetesi’ne veren, bizzat, CHP’nin İzmir Müze Müdürü’ydü. 1936’da CHP tarafından ahır haline getirildiği iddia edilen o köydeki camiyi, 1936’da, bizzat CHP cami yaptı. Biraz dürüst olun ve araştırın bu söylemlerden önce, çamur atarak olmaz bu söylemler ispat ister ispat edemezseniz namert olursunuz.

Atatürk’ün diktatör olup olmadığı…

Ulu önderimizin hakkındaki söylemleri de ne kadar aciz durumda olduklarının bir göstergesidir. Atatürk, cumhuriyet düşmanları ve yıkıcıları üzerinde mücadele etmiştir. Bu mücadelenin niteliğinin, ülkenin o günkü özgün tarihi koşulları çerçevesinde oluştuğunu unutmamak gerekir. Ama o bunu yaparak bütün ulus için demokrasinin koşullarını yaratmaya ve geliştirmeye çalışmıştır. Örneğin 1926’daki büyük hukuk devrimi ve 1928’deki büyük harf devrimi, ülkemizin tarihi boyunca görmediği genişlikteki bir demokrasi zemininin koşullarını yaratmıştır. Hiçbir haktan yararlanamayan kadınlarımız cumhuriyetimizin kazanımlarıyla, erkeklerle eşit haklara sahip olmuş ve yeni harflerle kolayca okuyup yazan insanlar, kendi çıkarlarının bilincinde aydın bireyler olabilme ortamına ve araçlarına kavuşmuşlardır. Atatürk’ü diktatör olarak görenlerin ortak bir özelliği, toplumsal gelişimimizde bilimin ve bilimsel düşüncenin oynadığı ve oynayacağı büyük rol hakkında hiçbir fikir ileri sürmemeleridir. Bunun nedeni, cumhuriyetin bilimle ilişkisi hakkında en iyimser yorumla, hiçbir fikirlerinin olmamasıdır. Başka bir yorumla da cumhuriyet kavramını çarpıtmak istemeleridir. Son olarak, Atatürk’ün diktatör olup olmadığı sorusunun cevabını, ulusun hafızasında da aramamız gerekir. Siz hiç insanlık tarihinde, öldüğünde bütün bir ulusun günlerce yas tuttuğu, ölümünden 79 yıl sonra da mezarını milyonlarca insanın ziyaret ettiği bir diktatör gördünüz mü? CHP bu ülkeyi tek partili sistemden çok partili sisteme geçirmiştir. Ama şimdi geldiğimiz bu günde çok partili sistemden tek partili sisteme geçmek için kendileri mücadele ediyorlar.

Sayın Ataş ahlaktan bahsetmiş…

Normalde Sayın Mustafa Ataş sinsile yoluna baktığımız zaman benim muhatabım değildir. Muhatap olması gerekenler benim üst mercilerimdir. Ama benim şahsıma yönelik bir sataşma olduğu için çok kısa bir özetleme yapacağım. Sayın Ataş burada ahlaktan bahsetmiş, insanlıktan bahsetmiş, ahlakın ölçüleri değerleri biçimleri çoktur. Tek değildir, yakın zamandaki yaşadığımız bayrak krizini unutmadık. Atatürk Havalimanı’na Barzani geldiğinde asılan bayrak hangi ahlaka sığar. Fetö Terör Örgütü’nü beslemek ülkemizin en önemli kurumlarına yerleştirmek ne istediler de vermedik demek hangi ahlaka sığar. Meclise tecavüz yasasını getirerek ayaküstü tecavüzü meşrulaştırma hamleleri hangi ahlaka sığar. Ahlak yolsuzluk yapmayıp yapana müsaade etmemektir. Ahlak yalan söylememektir. Ahlak hırsızlık yapmamaktır. Ahlak kul hakkı yememektir. Ahlak ihanet etmemektir. Bizim siyasi tavrımıza ahlaksız diyenler önce dönecek aynaya kendilerine bir bakacaklar. İnsanlık dışı davrananlar da ortada gazetecileri aydınları kendilerinin karşısında olan işçileri dernekleri STK’ları fişleyerek müdahale eden kendi partilerine üye olmadan işçi alımı dahi yapmayan uygulamalar sergileyenler bize insanlık derside vermesinler. Ötekileştirmeyi sizin iktidarınız da gördük. Hala yıllardır oy uğruna sömürdükleri dini değerimiz başörtü konusunu da seçim malzemesi olarak kullanmaya devam ediyorlar. Benim aneminde başı kapalı akrabalarımda da başı kapalı bir çok insan var. Partili arkadaşlarımızın ailelerinde de başı kapalı bir çok insanımız var. Şimdi siz çıkmış hala oy toplamak için laf kalabalığı yapıyorsun. Evet’i anlat arkadaşım Evet’i. Neden eveti anlatmıyorsun da camiden, başörtüsünden bahsediyorsun. Anlatacak birşey bulamayınca  bu tarz çarelere mi başvuruyorsunuz.

Birilerinden talimat mı aldılar…

Diğer konu Beykoz’da faaliyet gösteren bir yerel basında yayınlanan CHP’liler ile AKP’liler arasında gerginlik başlıklı haber ile alakalı. Tabi bu yerel basın daha sonra haber başlığını ve haberin içeriğini değiştirmiş. Öncelikle sizlere mail yoluyla ileteceğim videoyu şuanda burada yayınlamayı uygun bulmuyorum. Çünkü içerisinde küfür ve hakaretler bulunmaktadır. İlk yayınlanan habere göre konuşuyorum. Haberin içeriğinden bahsetmek gerekirse Cumartesi günü Yalova Milletvekilimiz Sayın Muharrem İnce Beykoz’da halkımız ile buluşarak neden hayır denilmesi gerektiğini Beykozlu hemşerilerimize anlattı. Önümüzde bir referandum var ebetteki bazılarımız evet, bazılarımız hayır diyecek. Taraf olacak, taraf olduğu şeyi anlatacak. İşte cumartesi günü Sayın Muharrem İnce’de taraf olduğu tercihi anlattıktan sonra biraz önce izlediğiniz videodaki sıfatını koyamadığım provokatör kişiler gelip ağıza alınmayan küfürlerle tahrik edici ses yükseltmelerle Muharrem İnce’yi dinlemeye gelen, taraf olan halkı kışkırtmak için ellerinden gelen mücadele verdiklerine hep beraber şahit olduk. Bu sıfatını koyamadığım kişiler Milletvekilimiz Muharrem İnce’nin konuşması başlamadan evvel akbaba istikametine doğru gidiyorlardı neden o sırada müzik çalmayıp video çekmeyip o istikamete doğru gittiler. Ne oldu da geri dönüp müzik açma ve video çekme ihtiyacı duydular. Birilerinden talimat mı aldılar. Bunu da sizlerin taktirine bırakıyorum.

Bu provokatörler kimse bulsunlar

Cumartesi günü videoda izlediğimiz AKP’li provokatörlerin yaptıklarıyla,  Almanya’nın, Hollanda’nın ve diğer Avrupa ülkelerinin ülkemizin bakanlarına yaptıkları provokatörlükle arasında ne fark var. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Hollanda ve Almanya’da düştüğü bu kötü durum kabul edilemez. Buradan hükümete bende sesleniyorum. Hollanda’yla olan ilişkilerin biran evvel askıya alınması Almanya’nın incirlik üssündeki askerlerinin derhal boşaltılması gereklidir. Bu yaptırımı uygulayacak hükümetin bizlerde destekçisi olacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın. Şimdi ben AKP il başkanını AKP Beykoz ilçe başkanını AKP’li Beykoz belediye başkanını göreve davet ediyorum. Bu videodaki şahıslar kimse bu provokatörler kimse bulsunlar gerekeni yapsınlar. Kendinize yapılmasını istemediğiniz bir şeyi başkasına yapmayın, yaptırmayın. Son olarak buradan sizin aracılığınızla Beykoz İlçe Emniyet Müdürüne ve miting günü orada görev yapan emniyet teşkilatı mensuplarına bu provokatör olaya anında müdahale ettiği için teşekkür ederim.

YORUMLAR...