Şeref Kaçmaz

Düşün !!! (ü) Yorum

Önümüzdeki referandumda millet olarak çok önemli bir karar vereceğiz, vereceğimiz bu karar önce milletimizin, bölgemizin, Bütün İslam ümmetinin ve hatta bütün insanlığın geleceğinin şekillenmesine sebep olacak. Böyle önemli bir kararı vermek için çok iyi DÜŞÜNMEK, çok iyi araştırmak ve duygusal değil, akılcı hareket etmek zorundayız. Akıl bir işin sonunu görebilmektir ve sadece insanlara mahsus bir nimettir. Sizlerle birlikte bu köşede düşünelim, aklımızın bizi götürdüğü istikamette hep beraber bir karar verelim.

Kararımızı vermeden önce bazı tespitler yapıp, çoğumuzun unuttuğu bazı olayları hatırlamak da fayda var.

1 -İkiz yasalar: 4867 ve 4868 sayılı yasalar özetle, Halkların Medeni ve Siyasi konularda kendi kaderlerini tayin etme hakkı ile ekonomik, sosyal ve kültürel haklarını tayin etmelerini düzenleyen 1966 tarihli BM sözleşmeleridir. Üye 188 ülkeden 145’i bu sözleşmeleri kendi meclislerinde yasa olarak kabul etmiştir. Ülkemizde 1966 ile 2003 yılları arası görev yapan hükümetler, bu yasaları bölünmeye sebep olacağı ve devletin bekası ile milletin bölünmez bütünlüğüne zarar vereceği gerekçesi ile gündeme almamışlardır, Ancak 2003 yılında ki hükümet göreve gelir gelmez TBMM de gündeme almış ve kabul edilmiştir.

Hükümeti, bu yasaların kabulü için zorlayan BM daimi üyeleri, bu yasaların sömürge olan halkların bağımsızlığını kazanması için BM de hazırlandığını, Türkiye için bir tehdit olmayacağını söyleyerek kandırmışlardır. Bu ülkelerin dünyanın en büyük sömürücüleri olan İngiltere, Fransa, ABD olduğunu düşünürsek ne kadar samimi!!! oldukları konusunda bir fikrimiz olabilir.

Kırım meclisinin aldığı karar ile referandum sonucu, Rusya ya bağlanmasının dayanağı bu yasalardır, daha geçtiğimiz hafta Irak’tan ayrılıp kürdistana bağlanmak için referandum kararı alan Kerkük meclisinin dayanağı da bu yasalardır. Ayrıca Doğu ve güneydoğu da bazı belediye meclislerinde alınan kararla özerklik ilan etmelerinin dayanağı yine bu yasalardır, hükümet kendi sınırlarımızda özerklik ilan edileceğini bilseydi bu yasaları kabul eder miydi?? HAYIR

2- Irak işgali; İşgal güçleri mevcut iktidarı, Irak halkının Saddam zulmü altında ezildiğini, onlara demokrasi, insan hakları ve özgürlük getireceklerini söyleyerek, hükümetimizi maalesef bu çirkin ve acımasız yalanla kandırmışlardır. Sonuç itibarı ile Irak da 1,5 milyon insan öldürülmüş, on binlerce kadına tecavüz edilmiş, birçok İslam eseri ve Irak halkının hazineleri işgalci askerler tarafından yağmalanmıştır. Irak üçe bölünmüş iç savaş devam etmektedir. Hükümet sonucun böyle olacağını bilseydi ırak işgaline destek olur muydu? HAYIR

3- BOP Eş Başkanlığı; 2003 yılında ABD Dış İşleri Bakanı, ABD’nin insanlık adına (!!!!) hazırladığı ve Ortadoğu’da diktatörler tarafından sömürülen halklara demokrasi, özgürlük ve insan hakları getireceğini, model ülkenin de Türkiye olacağını, 22 İslam ülkesinin sınırlarının değişeceğini, diğerlerinin küçülürken Türkiye’nin sınırlarının büyüyeceğini söyleyerek hükümeti kandırmış o günkü başkanın bop eş başkanı olmasını bu çirkin yalanla ikna etmiştir. 2003 yılından buyana Ortadoğu ya barış gelmiş midir? HAYIR

Sonuç; Sudan’ın bölünmesi ile başlayan, Irak işgali ile devam eden, Afganistan, Pakistan ve Bangladeş deki müslüman liderlerin asılması teşkilatlarının dağıtılması, Arakan’lı Müslümanların canlı canlı yakılmasına varan zulümlere BM nin sessiz kalması, sözde arap baharı ile zirveye çıkan, Libya’nın bölünmesi, Suriye iç savaşı ve Yemen darbesi ile devam eden BOP projesinde, bütün İslam beldelerinde oluk oluk müslüman kanı akmaya devam etmektedir. Bop eş başkanı sonucun böyle olacağını bilseydi bu görevi kabul eder miydi?? HAYIR

4- Fetö; Hükümet göreve geldiği günden itibaren, kendisinden öncekilerin kandırıldığı gibi (Refahyol hariç) kandırılarak, dünyanın en büyük hizmet hareketi olarak kabul ettiği bir cemaate, ülkenin her yerinde yurtlar, okullar ve vakıflar kurulması için arazi tahsisleri yaptı, dış ülkelerde okullar açsınlar diye diplomatik referans mektupları yazdı, bu cemaate mensup olanları devletin en kritik yerlerinde göreve getirdi, Ergenekon kumpası ile vatansever generalleri derdest edip, teröristleri general yaptı, kaymakam, vali hatta bakan yaptı, bu cemaat mensubu teröristlerin TSK nın kozmik odalarına girsinler diye 2007 ve 2010 referandumu ile en büyük yetkilerle donattı, önceki hükümetlerin vermediği yetkileri ve imkanları önlerine serdi.

Sonuç; 15 Temmuz… bu terörist yapı, devletin mühimmatlarını gasp ederek ülkeyi işgale kalktı, yabancı istihbarat örgütlerine devletin sırları teslim edildi, yüzlerce şehit, binlerce gazi. Hükümet sonucun böyle olacağını bilseydi bu yapıya destek olur muydu?? HAYIR

Vatana ihanet edenlere de dahil olmak üzere bütün cezalarda idam’ı tamamen kaldıran Avrupa Birliği sözleşmesine imza atarlar mıydı? HAYIR. (bu nedenle idam konusunu gündeme bile alamazlar)

5- Terör; terörü yıllardır besleyen dış mihrakların baskı ve telkini ile kandırılarak, Ülkede terörü bitirmek için, dağdakiler şehirde siyaset yapsın savsatası, analar ağlamasın, gözyaşları dinsin , iç barış ve huzur sağlansın diye, imralı da terörist başı ile görüşmeleri, oslo da terör örgütünün sözde komutanları ile barış pazarlıkları, Dolmabahçe de örgütün sözde liderine siyasi haklar verilmesi pazarlıkları, Habur mahkemeleri, akil adamlar heyetinin bir şeylerin zeminini hazırlamak için yaptıkları çalışmalar devam ederken askeri kışlalara, polisi karakollara hapsetmeleri ve teröre karşı silahlı operasyonlara ara verme kararlarında aldatılmadılar mı? Kandırılmadılar mı? Böyle olacağını bilselerdi teröre bu kadar taviz verirler miydi? HAYIR

6- Ağır Sanayi; Yerli tank dediler, yerli uçak dediler, motorunu üretecek olan yabancı firma kandırdı, yerli araba dediler, patentini verecek firma kandırdı, Böyle olacağını bilselerdi bu firmalara bu kadar güvenirler miydi? HAYIR

7- AB-ABD-İsrail; Serbest dolaşım konusunda, göçmen konusunda ab kandırdı, münbiç konusunda, rakka konusunda, ypg konusunda verilen sözler tutulmadı, abd kandırdı, Gazze’ye abluka konusunda, kudüs konusunda, Mescid-i Aksa ve ezan konusunda İsrail kandırdı… Stratejik ortak (!!!) böyle mi yapar? HAYIR

İsrail’in hiç sesi çıkmıyor, DÜŞÜN-Ü-YORUM da, Siyonistler, 1897 de Basel’de toplanan  Siyonist konferansında alınan kararla Büyük İsrail kurulması hedeflerinden vaz mı geçtiler??? Yoksa bir köşede ellerini ovuşturup bizi mi izliyorlar? Ya da son 15 yıldır siyonist ve emperyalist zalimlerin planları ülkemizde ve bölgemizde sekteye mi uğradı? Onları yenilgiye mi uğrattık? Obama 2008 yılında seçim öncesi konuşmasında ‘’bundan sonra abd çıkarları için orta doğudan tabut içinde abd askeri gelmeyecek, o bölgenin yerel unsurları bizim adımıza savaşacak’’ dedi. Bu gün geldiğimiz durum tam da bu değil mi?

Son olarak ; CIA Türkiye şefi Paul Bernard Henze’nin 2006’da Beyaz Saray’a sunduğu raporun bir kısmında şöyle diyor; ‘’…. Türkiye’nin bu şekliyle Amerikan politikalarının yanında olacağından emin olamayız…. Ülkeyi kuranlar denetim mekanizmasını çok sıkı tutmuşlar, Hükümeti ikna ettiğimizde Meclis, Meclisi ikna ettiğimizde Ordu, Orduyu ikna ettiğimizde yargı karşımıza geçebiliyor. Eğer ABD’nin çıkarı Türkiye’de bir fedaralizm yani federal devlet kurulması ise, ana planımızda bu federasyonun adı bile konulmuşsa (İstanbul başkentli yakın doğu federasyonu) Mutlaka ve öncelikle yargı, ordu, meclis ve hükümeti tek elde toplayan başkanlık rejimine Türkiye’de geçilmelidir. Bir kişiyi ikna etmek, birbirini denetleyen yapıyı ikna etmekten çok daha kolay olacaktır’’  Bu rapor ortada iken, ikiz yasalar yürürlükte iken;

Bütün bu tespitleri yaptıktan sonra düşün-ü-yorum ve soruyorum;  15 yıldır defalarca aldatılan ve kandırılan bu kişiler, olağan üstü yetkilerle donatılmış bu sistemde, pirince giderken evdeki bulgurdan olursa, Osmanlı’yı kuracağız derken toprak kaybederse, Allah bizi afetsin kandırıldık mı diyecekler?

Yarın kurulması muhtemel eyaletlerde, referandumlarla, halk oylamaları ile türlü türlü oyunlarla hilelerle büyük israile vilayet yapıldığımızda (Allah muhafaza) ‘’biz siyonizme karşıyız ama nasıl oldu bizde anlamadık Allah af etsin’’ mi diyecekler.

16 Nisan da HAYIR çıkarsa, sayın cumhurbaşkanı görevine devam edecek mi? Tabi ki görevine devam edecek.

16 Nisan da HAYIR çıkarsa, hükümet görevine devam edecek mi?  Tabi ki edecek.

Şu anda Ohal uygulaması ile hükümet her istediğini yapıyor mu? Tabi ki yapıyor.

Öyle ise yeterince derdimiz varken, niye yeni dertler arıyoruz. Neden Vatan’ın masaya yatırılacağı, birlik ve beraberliğimize zarar verecek maceralara giriyoruz? Bir DÜŞÜNÜN….

Adaletin güçlü, Güçlünün de Adil olduğu bir Dünya’nın en kısa zamanda kurulması duası ile Allah’a (c.c.) emanet olunuz.   

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...