Özer Güneş

Referandumun kazanan ve kaybedenleri

Resmi olmayan sonuçlara göre EVET cephesini oluşturan AKP, MHP, BBP ve HÜDAPAR birlikteliğinin almış olduğu oy yüzde 51,3 HAYIR cephesinin aldığı oy ise yüzde 48,7 oranında bu oranlara göre referandumun kazananı EVET cephesi olduğu gözüküyor.

Bu sonuçlardan sonra referandumun lokomotif partisi AKP medya önde teşekkür etse de arka planda peşine takılan vagonları suçlamaya başladı. Seçim sonuçları açıklanır açıklanmaz AKP yöneticileri ve tabanı tarafından; MHP’li seçmenin EVET oylarına çok az katkısı olduğu, kazanılan başarının büyük ölçüde kendilerine ve Doğu ve Güneydoğu’daki Kürt vatandaşlarına ait olduğunu, milliyetçi cenahla seçim süreci yürütmenin getirisi olmadığını, milliyetçi cenahın ilkelerine ter bulduğunda partilerini bile desteklemedikleri doğrultusunda yorumlar ileri sürüldü.

Bu sonuçlar kendi tabanları tarafından köşeye sıkıştırılan MHP ve BBP’nin genel merkez yönetimlerini zor durumda bıraktı. Hem yalnız kaldıklarını anladılar, hem de tabanları tarafından yanlış bir yola girdikleri konusunda mesajları anında aldılar. Haliyle kendilerini tabanları ve seçmenleriyle baş başa bırakılmamaları niyetiyle olsa gerek eskisinden daha fazla siyasi iktidara yanaşarak güç ve otoriteden dışlanmamaları adına hem ilginç hem de gerçek hayatta karşılığı olmayan komik beyanlarda bulunmaya başladılar…

MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, referandum sonuçları sonrasında MHP seçmeninin yüzde 80’inin ’Hayır’ oyu verdiği iddialarına ilişkin "Yüksek Seçim Kurulu acilen bir çalışma yapmalıdır. Eğer imkan varsa evet yada hayır tercihlerinin hangi partilere ait olduğunu ölçen bir mekanizma bulunuyorsa kurulan tüm sandıklarda tercihi evet olan MHP’li seçmenlerin sayısı ortaya çıkarılmalıdır. Oy mu kaybettirdik, oy mu kazandırdık belli olmalıdır" siyaset bilimine ve istatistik bilimine farklı bir boyut getirdi!

BBP Genel Başkanı Sayın Mustafa Destici ise biz olmasak EVET kaybetmişti havalarında zafer kazanmış bir eda ile “Partimiz ve camiamız Evet kararıyla sonucun doğrudan belirleyicilerinden olmuştur.  Bu anlamda referandum sürecinde Evet kararı alan ve sahada olan parti mensuplarımıza, tabanımıza, camiamıza ve Alperen kardeşlerimize teşekkürlerimi sunuyorum” demiş, oda MHP gibi sanki tüm BBP tabanı ve 236 bin seçmeni homojen bir şekilde EVET vermiş intibaını uyandırmaya çalışmıştır.

Yani anlayacağınız EVET cephesinde herkes nalıncı keseri gibi %51,3’ü kendine yontmuş, alınan sonucun dolaylıda olsa kendi başarıları olduğunu iddia etmiştir.

HAYIR cephesinin durumu siyasi iktidar ve müttefiklerince gizliden gizliye takdir ediliyor aslında… Düşünsenize:

OHAL dönemi bir yandan… Diplomatik kriz çıkarmayı bile göze alarak, kendi getirdikleri yurt dışında seçim propagandası yapılamaz kanununu hiçe sayıp Avrupa’da suni olayların çıkartarak içeriyi ve dışarıyı seçime motive etme gayretleri… Tarafsızlık yemini etmiş cumhurbaşkanının halkın tamamından topladığı ve ne hikmetse miktarını kendi belirlediği ödeneklerle sınırsızca bir tarafın propagandasına giriştiği… Kendinden olmayanı açıkça aşağıladığı, terörist dediği… Başta devlet televizyonu olmak üzere medyada hayır kanadına %1 oranında yer ayrıldığı… HAYIR diyenlerin açık ve net tehdit edildikleri, bildiri dağıtmaları, sesini duyurmalarının yasaklandığı… İktidar yanlısı anketörler tarafından hayırcı cephenin umudunu yitirip sandığa gitmemesi için %61 evet gibi tamamen manipülatif anketlerin yayınlandığı… Daha önceki seçimlerin aksine sonuçların -parti güdümlü olduğu bariz- tek bir haber ajansı (AA) tarafından %70 evetlerden başlatılarak açıkça algı yapıldığı
bir dönemde bu sonuç alındı!

2010 yılında çıkarılmış açık ve net (yoruma kapalı) bir kanun olan "mühürsüz oylar geçersiz sayılır" ilkesini seçim bittikten, doğuda sandıklar açıldıktan 1 saat sonra, Siyasi iktidarın isteği ile tersine çeviren, bir YSK performansıyla EVET oyları sınırı anca %1,3 ile geçebildi.

EVET’çi dostlar yukarıda saydığım adalete ve eşitliğe aykırı bu durumlara ve gerçeklere kızıyorlar ama lütfen empati kursunlar: Bu yukarıda saydıklarımdan hepsi değil; biri-ikisi EVET diyenlere yapılsa, kendileri ne hissederlerdi acaba?  

Ultra yorumlara ve zorlama çıkarımlara gerek yok! Bizlerde yıllardır milliyetçi camianın bir neferiyiz. Gerek MHP gerekse BBP tabanının ekserisi HAYIR oyu kullanmıştır. Çünkü çoğu konuda genel merkezlerine sadık olan bu camia, gerekirse çocuklarının süt parasını dava kazansın diye partilerine veren bu camia ilkelerine aykırı bir durumda kesinlikle pragmatik ve oportünist bir tavra bürünmez, her ne saikla olursa olsun ilkeleri dışında hareket eden genel merkezlerine rağmen ‘omurgalı’ bir duruş sergilerler… Bu milliyetçi camianın lider sultasına ve ‘vardır bir bildikleri’ maslahatına itibar etmemelerinin bir sonucudur.

Bence bu referandumun asıl galipleri, omurgalı genelde milliyetçi camia özelde Ülkücüler, Alperenler ile bundan sonra yanlış yaptıklarında partilerinin yanlarında durmayacakları ve kirlilikleri ve kötü politikaları tolere etmeyecekleri mesajını veren HAYIR’cı Ak Partililerdir!

Yukarıda da bahsettik… Bu seçimin kaybedeni YSK olmuştur. 30 Mart 2014 yerel seçimlerinde, Bitlis’in Güroymak İlçesi’nde yapılan seçim sonucuna AK Parti tarafından itiraz edilmişti. 4 kez yapılan itirazlara rağmen bir sandıkta 1 adet mühürsüz zarfta oy kullanıldığını belirleyen Bitlis İl Seçim Kurulu, seçimi iptal ederek 1 Haziran 2014’te tekrarlanmasını kararlaştırmıştı.

Bu gün ise yüz binlerce mühürsüz oy pusulalarını geçerli sayarak sandık başında toplu oy kullanılan görüntüler varken bu kişiler hakkında soruşturma açtırmayarak  seçime şaibe karışmasına yol açmış YSK millet önünde itibar kaybetmiştir.

Öte yandan, seçimin her zamanki gibi kaybedeni  yine millet olmuştur! Seçimin getirdiği belirsizlik ve gerginlik piyasalara yansımış zaten sıkıntılı olan ekonomi daha da kötü bir hal almış, işsizlik yüzde 13 seviyesine ulaşmıştır.  Eğer ‘güçlü’ bir EVET çıksaydı bir süredir ekonomide sürdürülen popülist politikalardan vazgeçilecek sert ve keskin bir şekilde vatandaşın iliklerine kadar işleyeceği süreç işletilecekti. Şu anda gerek popülizm, gerek sıcak paraya ve zehirli kredi sistemine dayalı sisteme bir süre daha devam edilecektir. Bu hem ekonomimizi daha da içinden çıkılamayacak bir duruma sürükleyecektir.

Beykoz ilçemize gelince… Beykoz da genel tablonun yansımasından payına düşeni aldı. Beykoz’da 45 mahallenin 29’unda EVET 16’sında HAYIR çıktı. EVET cephesi 110 bin oy hedeflerken yüzde  53.13 (86.737) oy alabildi

HAYIR cephesi  ise 90 bin oy hedeflerken  yüzde 46.87 (76.506) oyda kaldı.

Dikkat çeken bir detay şu: Beykoz’da EVET oylarının yoğun çıktığı mahalleler genellikle imar ve mülkiyetle alakalı sıkıntısı olan ve alt gelir seviyesinde olan vatandaşlarımızın çoğunlukta yaşadığı yerler… HAYIR oyu çıkan yerler daha çok imar sıkıntısı olmayan gelir seviyesi ve eğitim durumu daha yüksek  olan vatandaşlarımızın yaşadığı mahalleler.

Her şeye rağmen bir seçimi daha atlattık. Burası Türkiye… Maalesef onca demokrasi tecrübemize rağmen özellikle bıçak sırtı seçim sonuçlarının ortaya çıktığı durumlarda yaşanılanlar en üst perdeden yaşanıyor. Olgun, eğitimli, ferasetli ve barış içinde işlerin yolunda gitmesini isteyen kitleler yine bu yükü taşıyor!

Buradan tüm siyasilerimize şu mesajı vermek istiyorum: Kimse adaletten ayrılmasın. Adalet herkese lazım olacak bir değerdir. Kimse ahiret gününü ve Allah’ı da devre dışı bırakmasın! Burada yapılan iyi veya kötü tüm hukuksuzluk ve haksızlıkların hatta kul hakkı boyutunda yaşanılanların karşılığı ‘şaşmaz’ adalet terazisinden geçilecektir. 

Kul hakkına ideolojik veya dini nedenlerle bahane ve gerekçe üretilemez!

Bu referandum sonuçlarının ülkemize hayırlara ve barışa vesile olmasını diliyorum.

NOT: Bu seçimde yine engelli vatandaşlarımız çok güç ve zahmetli vatandaşlık görevini ifa ettiler. YSK engelli ve genel sağlık sorunu yaşayan vatandaşlarımızın oylarını rahat kullanmaları için gerekli tedbirleri alması gerekiyor. Gerekirse görevliler tarafından önceden belirlenerek evlerinde oy kullanmalarını sağlayacak düzenlemeler yapılmalıdır.

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...