Reklam
Av.Erdal Demir

Hukuka dair düşünceler - 1

İnsana birey; insanların bir arada oluşturduğu insan kümesine ise toplum diyoruz.

Toplum insanlardan müteşekkil.

İnsanlar arası ilişkilerin düzene sokulması bir üst otoriteyi; devleti zorunlu kılıyor.

Üst otoritenin koyduğu kurallarda hukuku yani anayasayı, kanunu, tüzüğü, yönetmeliği oluşturuyor.

Toplum dinamik bir varlık.

Yani insan; doğuyor çocuk oluyor, yetişkin oluyor, çalışıp emekli oluyor ve nihayet vade yettiğinde mevta oluyor ve yeni bir kuşak yerini alıyor.

Yeni kuşakla önceki kuşak arasında yaşamın özneleri aynı kalsa da yeme içme alışkanlığından tutunda dinlediği müziğe, eğlence anlayışına insanlarla ilişkilerine dair köklü değişiklikler oluyor. Buna da kuşak çatışması yada kuşak farkı diyoruz.

Kuşaklarla birlikte şehirde değişiyor ve keza devlet ve de hukukta değişiyor.

Devlet bireyin ve toplumun dinamik ihtiyaçlarını dikkate alarak gerekli düzenlemeleri yapmak durumunda.

Bu yapılmazsa devlet de bazen komik durumlar yaşıyor.

Levent Kırca parodilerini hatırlayalım.

Ağır cezalık suç işleyen sanığa hakim 2,23 TL ağır para cezası veriyor. Hakim ne yapsın; mer’i hukuk ne emrediyorsa onu uygulayacak. Mer’i hukuk 2,23 TL ağır para cezası diyorsa bunu artıramaz.

Azaltabilir mi?

Neden olmasın.

Hakim takdir yetkisi içinde takdiri indirim yetkisini kullanarak pekala da azaltabilir.  

Buradan varmak istediğim sonuç şu ki;

Devlet toplumun değişen ihtiyaçlarını dikkate alarak gri alan bırakmaksızın sürekli, hızlı ve günün ihtiyaçlarına cevap verebilir düzenlemeleri yapmak zorunda.

İnternet bankacılığı üzerinden başkasının şifre, kart bilgisi rızası hilafına elde edilerek banka hesapları boşaltılabiliyor.

Kimlik bilgileri kötüye kullanılarak adına sahte hesaplar açılıyor.

Sosyal medya hesapları ele geçirilerek suç işlenebiliyor.

Çevremizde bu tür suçlara maruz kalmış birileri mutlaka vardır.

Bütün bunlarla mücadele için hem gerekli mevzuat olacak; hemde uzman uygulayıcılar olacak ki vatandaşın hakkı teslim edilsin, suçlar cezasız kalmasın ve adalet yerini bulsun.

Ancak gecikmiş adalette adalet değildir. Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun şiiri fazla söze yer bırakmıyor ve hepsini özetliyor;

Ekmek, su, aş bulmak gecikebilir,
Temele taş bulmak gecikebilir,
Devlete baş bulmak gecikebilir,
Adalet gecikmez! Tez verilmeli...

Viktor Hugo’nun ‘İYİ OLMAK KOLAYDIR, ZOR OLAN ADİL OLMAKTIR’ sözü ile sonraki yazıda devam etmek üzere yazımı bitiriyorum.

Kalın sağlıcakla

ADALET GECİKMEZ TEZ VERİLMELİ

Gazi Alperenler! İşe koyulun,
Gayrı söze vakit az verilmeli.
Bidevi atlara rüzgarca soluk,
Ve yıldırımlarca hız verilmeli.

Şanlı Kitap önderiniz kılındı,
İman, sancak gönderiniz kılındı.
İklim-i Rum, minderiniz kılındı,
Ol mindere kavi diz verilmeli...

Barak Baba, Sarı Saltuk orada,
Hacı Bektaş Veli, Tapduk orada.
Bir mübarek vatan yaptık orada,
O, bir can dilerse, yüz verilmeli...

Göğsünde olanlar bir nebze iman
Gönlünü mazluma eder sütliman
Halkı ayırmadan, kâfir-Müslüman
Aça aş, açığa bez verilmeli...

Bu kılıçlar iller fethi içindir,
Bu kitaplar diller fethi içindir
Türküler, gönüller fethi içindir,
Cümle ozanlara saz verilmeli...

Kartal yuvasıdır, Söğüt’te burçlar,
Devletin zırhıdır, sınırda uçlar.
Gazi Osmanlara zağlı kılıçlar,
Yunus Emrelere söz verilmeli...

Töre, nizam, yol ve yordam her kula
Usul, erkan, edep, erdem her kula
Yirmi dört saatte, her dem, her kula
Tanrı’ın buyruğu uz verilmeli...

İnatla girmeyin soy-sop faslına
Kurtsa kurt, itse it... Döner aslına
Rum ülkelerinde Oğuz nesline
Peygamber kavlince öz verilmeli...

Ekmek, su, aş bulmak gecikebilir,
Temele taş bulmak gecikebilir,
Devlete baş bulmak gecikebilir,
Adalet gecikmez! Tez verilmeli..

Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu

Reklam

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...