Reklam
Mustafa Babuz

Göksu’ya ağıt mı? Bahar mı?

Sevgili Beykozlular

Anadoluhisarı ve bölgesinde o kadar çok tabiat güzelliği ve tarihi eserle dolu yer var ki hangisini anlatsam derken, her geçen gün ihtişamını kaybeden veya bu ihtişam başka amaçla kullanılmaya yüz tutmuş, amacı dışında kullanıma teslim olmuş bir değerin haykırışına sahip çıkmamız gereğini sorumluluğunu veriyor bizlere...

İşte bu yer Göksu…

Evliya Çelebi Göksu’yu Seyahatnamesi’nde şöyle anlatıyor; “Ab- ı hayat misali  bir nehirdir ki Alem dağlarından cereyan edip gelir. İki tarafı yüksek dağlarla müzeyen bağlardır ve ekseri yerleri halıcı zade bahçeleri ve un değirmenleridir. Bu nehir üzerinde bir tahta köprü vardır, cümle  er bab-ı safa kayıklar ile bu nehirden ileri ferah feza Vacib-ül seyir bir mesiredir.” Evliya Çelebi ne güzel anlatmış Göksu’yu .

Dünyada nadir rastlanan bir doğa harikası olan Göksu Deresi, Küçüksu deresi ile bölgeyi kucaklayarak boğaza dökülür. Kil toprağından elde edilen çömlekçilik, Osmanlıya un yetiştiren değirmeni , sandal sefaları ile  ve baruthane çayırı ile ressamlara , şairlere ,sanatçılara ,yönetmenlere ilham kaynağı olmuş birçok aşkların başlayıp aile yaşantısı kurulduğu ve anıları yaşantısı ile dillerden düşmeyen bir tabiat abidesidir Göksu...

Çelik Gülersoy’un 1987 yılı yayımlanan kitabında da anlamlı bir şekilde anlatılıyor. 1990’lı yıllardan sonra uğradığı tahribat ve Erozyon Göksu’yu yormuştur. Çevresinde yaşayanların kişisel çıkarları ve rant sağlamak için yaptıkları çeşitli yapısal olaylara derenin girişinden başlayan peş peşe yanaşık tekneler, doğal görünümüne zarar verdiği düzensiz görüntü oluşturduğu gibi sonradan gelen Çek Çek yerleri de dereye  bıraktıkları kimyasal atıklar ile derede yaşayan canlılara  zarar vermiş ve bitkisel örtüyü yok etme aşamasına getirmiştir. O muhteşem  tabiat güzelliği yaşam mücadelesi verirken 10 yıl önce dere ıslah çalışmaları sonucu bitkisel yaşam ve deniz ürünlerinde canlılık görülmüş (eskiden üreyen kaya balığı, sazan, tekir yavrusu, kıraça, istavrit) balık çeşitleri sanki yeniden doğarcasına kendilerini göstermiş iken son aylarda ortaya çıkan 1952 yılı yapımı olan Elmalı Barajı temizleme çalışmaları İSKİ tarafından dereye bıraktığı görülen çamur ve balçık  suyun oksijensiz kalmasına ve tüm canlıların yok olmasına, aynı zamanda semtin turizm faaliyetlerine de çok büyük sekte vurmuştur.

Bu önemli durumu fark eden çevre balıkçıları harekete geçerek semtin duyarlı insanı Yavuz Yılmaz  arkadaşımızın bireysel çabaları ve Anadoluhisarı Turizm Kalkındırma Derneği yöneticilerinin desteği ile ve sosyal medyadan eski Hisarlı kardeşimiz Oğuz Karadeniz’in desteği ile 20/02/2017 tarihinde İSKİ Genel Müdürlüğü’ne yapılan başvuru ile  İSKİ ilgili kişisi Ali Kemal Bölükbaşı beyin duyarlı yaklaşımı ile  yapılan görüşmeler sonucu Genel Müdürlük tarafından yerinde inceleme yapılarak ihale firması tarafından yapılan hatanın giderileceği güvencesi verildi. Daha sonra 14/03/2017 tarihinde İSKİ Genel Müdürlüğü ilgili işlemlerin ‘İBB Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı Deniz Hizmetleri Müdürlüğü’ne bilgi verilerek takibe alınmıştır’ bilgisi verilmiştir. Konunun takipçisiyiz.

Böyle bir tabiat harikasının yok edilmesine tüm duyarlı idarecilerimiz ile birlikte hareket ederek evrensel olarak tüm insanlığa mal  olmuş Göksu’yu her zaman yaşanması gereken  bahar havası ile kucaklayalım. 

Artık bu bölgeye göz dikmiş rantçılar değil geçmişten günümüze gece gündüz başında bekleyen halkın hakimiyeti, devletimizin duyarlı idarecilerinin  desteği ve turizm cenneti özelliği ile daim kılması dileğimizdir. Göksu’ya  ağıt değil bahar yaşayalım yaşatalım.

 Bu tabiat güzelliğinin Göksu Deresi ve Küçüksu Deresi’nin  bölgeyi kucaklama alanına Avrupalılar ’Asya’nın  tatlı suları’ ismini vermiştir. Tatlıyı acıya çevirmeyelim lütfen...

Göksu’da  hep bahar olsun, yaşantımıza temiz oksijen dolsun.

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...