Reklam
Av.Erdal Demir

Adalet yerini bulsun da isterse kıyamet kopsun

Hukuka dair düşünceler - 3

Yıllardır hukukla uğraşıyorum. Aslında hukukla uğraşmak demek;  mefhumu muhalifinden bakılınca hukuksuzlukla uğraşmak demek.

Aynen öyle.

Hukuksuzlukla uğraşıyoruz. Kimse hakkına razı değil. Yasal yollardan hakkına kavuşacağına inanan insanların sayısı çok az.

Mesleğe yeni başladığım yıllardaydı. 1999 yılı Ekim ya da Kasım ayı. Bir ceza davasında sanık vekilliğini üstlenmiştim. Ücret mi; cüz’i bir ücret.

Sanık yaralama suçundan Siirt yada Bitlis’te tutuklu. Mahkemesi İstanbul Kadıköy’de. Sanık İstanbul’da bir cezaevine sevk edilecek ama o yerin savcısı aileden para istiyor.

Ne parası mı? Nakil aracının yakıt parası. O yıllarda öyleydi. Devletin imkanları bugünle kıyaslanmayacak kadar kısıtlıydı.

Aradım savcıyı; ‘devlet bunu karşılamak zorunda,  isteyemezsiniz savcı bey’ dedim. Hızımı alamadım. ‘Otobüsle gönderin, tutuklu ve jandarmaların otobüs biletini karşılayalım’ dedim.

Otobüsle nakil konusunda ikna oldu. Sanık Ümraniye Cezaevine nakledildi. Duruşma günü yaklaştı. Aile her gün arıyor.  ‘Çıkacak mı avukat bey?’

Bilmiyorum, nerden bileyim. İnşallah çıkar diyemiyorum. ‘Çıkacak rahat olun’ diyorum. Ama ikna edememişim ki; Ertesi gün sanığın abisi ofise geldi. Konuşurken cebinden poşete sarılı bir kesekağıdı çıkardı. Açtığında birde baktım ki bir tomar para.

‘Nedir bu’ dedim. ‘Para konusunda sıkıntı yapma. Hakim mi olur, savcımı olur ver parayı çıkar kardeşimi’  demesin mi.  Kültürümüzde para göstermenin ne anlama geldiğini anlayacağı dilden anlayacağı kelimelerle izah ettim ve boynu bükük ayrıldı ofisten.

Şükür ki adamın ar damarı çatlamamış. Karşılık vermedi. Hakkettim bunu der gibi sineye çekti.  Çokta utandı. Derken duruşma günü geldi çattı. Girdik mahkemeye. Hakim dosyayı adam öldürme suçuna tam teşebbüsten ağır ceza mahkemesine göndermesin mi. Mesleğe yeni başlamış bir avukatın başına gelebilecek en büyük sürprizlerden biri. Neyse ağır ceza mahkemesi kısa süre içinde duruşma günü verdi. İlk duruşmada sanığı tahliye edip; az bir ceza verdi. Vatandaşın rüşvet olarak ayırdığı para da cebinde kaldı.

Her meslektaşımız benzer hadiseleri mutlaka defalarca yaşamıştır. Benim için tecrübe oldu ve daha ilk baştan başka yollardan sonuç almak istiyorsanız yanlış adrestesiniz deyip başlangıçta önlerini kapatmayı bir koruma kalkanı olarak hep kullandım.

Ama vatandaşın hukuka güvensizliği yada hakkına razı olmayıp rüşvetle sonuç alma isteği ve yargının kurucu unsuru olan avukatı rüşvet için aracı olarak görmesi beni fazlasıyla ürkütmüştü.

Sonraki yıllarda alıştım tabi, o duygusallıktan eser kalmadı diyemeyeceğim.  Aynı amatör ruhla devam ediyoruz. Ama artık sorguluyoruz. Vatandaş neden hakkına razı değil. Rüşvetle sonuç alma isteği neden bizi rahatsız etmez…

Ancak; yargının bu konuda en temiz kurumların başında geldiğini söylemezsek onuru ve şerefiyle işini yapan yargı mensuplarına haksızlık yapmış oluruz demeden de edemiyorum.

Neticede Müslüman bir toplumuz ve dinimiz kesinkes yasaklıyor. Peygamberimizin ‘Allah rüşveti verene, alana ve aracılığını yapana lanet etmiştir’ buyruğunu unutup şahsi çıkarlarımız söz konusu olduğunda kendimizce maalesef ayrı bir din icad ediyoruz. Ve hukuku kalın kitaplarda bırakıyoruz.

Yazıyı bitirirken “Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun” (Freud) sözünü tekrarlarken Abdurrahim Karakoç’un şiiriyle baş başa bırakıyorum. 

Hakim Beğ

Gene tehir etme üç ay öteye, 
Bu dava dedemden kaldı hakim beğ 
Otuz yıl da babam düştü ardına; 
Siz sağolun, o da öldü hakim beğ. 

Kırk yıl önce; yani babam ölünce, 
Kadılıklar hakimliğe dönünce, 
Mirasçılar tarla, takım bölünce, 
İrezillik beni buldu hakim beğ, 

Yaşım yetmişiki, usandım gel - git, 
Bini geçti burda yediğim zılgıt; 
Eğer diyeceksen " bana ne, öl git"; 
Oğlumun bir oğlu oldu hakim beğ. 

Sekiz evlek  tarla, bir geverlik su, 
Yüz yılda höküme bağlanmaz mı bu? 
Kazanmasam da hu, kazansam da hu! 
Canım ta burnuma geldi hakim beğ. 

Keşife, meşife, damgaya, harca 
Kanımız kurudu harca da harca... 
Sayenizde avukatlar yıllarca 
Fakiri yoldu da yoldu hakim beğ. 

Mubaşir itekler, katip zavırlar; 
Değişti bizde de göya devirler 
Yüz yıl önce adam yiyen gavurlar, 
Tapucuyu aya saldı hakim beğ. 

Kabahat sizde mi, kanunlarda mı? 
Şaşırdım billahi yol, yordamı 
Kızma sözlerime alam kadanı 
Sıkıntıdan içim doldu hakim beğ. 

Mülkün temeliydi adalet hani?... 
Bizim hak temelde saklı mı yani? 
Çıkartıp da versen kim olur mani? 
Yoksa hırsızlar mı çaldı hakim beğ 

Hem davacı pişman, hem de davalı 
Bu yolda tükettik çulu, çuvalı 
Sabret makamından çalma kavalı 
Sürüler ekine daldı hakim beğ.

Abdurrahim Karakoç

Reklam

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...