Reklam
Özer Güneş

Gücün ve güçlünün yanında olma hastalığı

Son beş yıldır insanlar arasında, daha doğrusu bilhassa güçsüz ve kendini güçsüz sayan insanlar arasında hızla yayılan bir hastalık ortaya çıktı: ‘Güç’e yaslanma ve yaslanılınca kendini Güçlü sanma hastalığı. 


Bu hastalığın en önemli belirtileri: her şart ve durumda gücü elinde bulundurandan taraf olmak, ona yaranmaya çabalamak, onun gözüne girmek, zemin ve şartlara göre tavır belirlemek, ufak tefek çıkarlar uğruna birçok ölçü ve prensibi gözünü kırpmadan bir kenara koymak, gelen eleştirileri kabul etmemek sürekli kendini kandırmaktır.

Bu hastalık, ilk olarak haklının yanında durmanın, bu yüzden zorluklar çekmenin ve bedeller ödemenin neden olduğu durumlarda görülmeye başlandı. Başlangıçta ilk belirtiler korku ve kaygı gibi nöbet durumlarıyla ortaya çıktı. Daha sonra başka evrelere geçti.

Haklının ve doğru olanın yanından kaçmak güçlü olana sığınmak kısa bir rahatlama dönemi yaşamaya neden olsa da, aslında acizlik gibi önemli hastalıkların bünyede sinsice daha da derinleşmesine yol açıyor.  

Hastalığın etki alanı ve hedefi omurga sistemidir. Direkt omurgayı etkilediği için ilk başlarda ağrı ve ateş sık görülür. Bu gibi durumlarda hasta buna neden olan asıl soruna odaklanacağı yerde geçici ve kısa süreli tedavilere yönelir. Ateş düşürücülerle ve ağrı kesicilerle sorunu halledebileceğini düşünür ve sıkça bu yola başvurur. Bu tedavi, asıl hastalığın tedavisinin üstünü örterek geciktirmekle kalmaz, daha başka hastalıklara da kapı açar. Bu dönemde hastalığa başka belirtiler eklenir. Hayal kurmalar artar. Sıkça omurgalarının yerinde olup olmadığını kontrol eder.  Bir süre sonra omurgası olanları hasta kendisini sağlıklı görmeye başlar!

Bu, her şartta ve durumda haklının değil de güçlünün yanında durma hastalığı bir süre sonra gelişip davranış bozukluğuna yol açar. Sonra bozulan bu davranış bozuklukları bünyeye yerleşir ve başlı başına bir davranış haline gelir.

Bir hastalığın asıl sebebi bilinirse tedavisi kolay olur. Gerçek güç Allah’a tam olarak teslim olamamak dünyevî telaşa ve kaygılara düşmek, daha önemli gördüğü başka güç merkezlerine yanaşmaktır. Gerçi Gerçek gücün Allah olduğunu zalimlerde suçlularda herkes haykırır. Bunu ifade etmek yeterli değildir. Burada püf nokta bu gerçeğe teslim olmaktır. Ahirette hesap gününe inananlar için imtihan konusu olan kısımda budur.

Bu gerçeğe teslim olana Müslüman denir. Müslüman her şart ve durumda ahiret gününde tercihlerinden, yaptıklarından, yapması gerektiği halde yapmadıklarından, dar günde de geniş günlerde de haklının yanında durup durmadığı, haksızlıklara karşı gelip gelmediği gibi sayısız alanda yaptığı tercihler ve geliştirdiği davranışlardan ötürü sorguya çekilecek.

Hastalığın tedavisi çok basit ve bir ilkeye itaat edip teslim olmaktan ibarettir: Müslüman’ın her türlü duruşunu ve tavrını inanç ve akidesi belirler, makamı ve mevkii, şan ve şöhreti, mal ve serveti değil.

En önemlisi başta rızık ve statü kaygısı ile Allah’ı devre dışı bırakıp sahte güçlere yaslanmak, zamanda başarı gibi gözükse de, akıbet mutlaka kötü olur.

Bir insanın güce yaslanarak güçlü olmaz. Kendini güçsüz hissedenler -ne kadar imkâna sahip olurlarsa olsunlar- hep daha fazlasına sahip olma ihtiyacı duyarlar. Güçlü olmak, insanın kendisinden kaynaklanır. Gerçek anlamda güçlü olan insan, kendine güvenen insandır. Güçlü insan, içinde bulunduğu koşullar kötüleşse, sahip olduğu imkânları yitirse bile, kendi gücüyle yeniden başlayabilen, sonuç alabilen insandır.

Hiç bir imkâna sahip olmasalar bile, güçlü olan insanlar vardır. Bu insanların güçleri, cesaretlerine, çalışkanlıklarına, dayanıklılıklarına ve her türlü zorluğa rağmen mücadele etmekten vazgeçmemelerinden kaynaklanır. Güçlerini paradan, çevrelerinden, mevkilerinden, unvanlarından değil, kendilerinden alırlar. Her zaman ve her şartta İTİBARLIDIRLAR. 

Bunun en güzel örneği: Kendi ocağından neşet eden insanların bile hala karizmasını yiyerek ve yedirerek bitiremediği, daha fazla vefasızlıklarla ve kadir kıymet bilmezlikle yüzleşmemesi için bu kirletilmiş siyasetin içinden, bugünleri görüp kahrolmaması için cenab-ı Allah’ın çekip aldığı, sanki yatağında normal şartlarda vefat etmişçesine davranarak şehadetine neden olanlardan hesap sorulamadığı Şehit MUHSİN YAZICIOĞLU gibi.. 

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...