Reklam
Özer Güneş

Çocuklar geleceğimiz, onlara sahip çıkalım!

Maalesef ülkemizde uyuşturucu kullanım yaşı ilkokul çağı çocuklarına kadar düştü. Hatta bu illete müptela olanların içinde tedavi olma şansını elde edenler arasında 12 yaşındaki bir çocuğun olması artık kimseyi şaşırtmadı…

Uyuşturucu kullanım yaşı ilkokul düzeyine inmiş durumda Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) “Güvenlik Birimine Gelen veya Getirilen Çocuklar” başlıklı raporunda Türkiye’deki bonzai kullanım yaşının 11’in altına düştüğünü açıkladı. BM raporlarına göre özellikle Avrupa ile kıyasladığımızda uyuşturucu kaynaklı 18 yaş altı ölümlerde en üst düzeydeyiz!

Gençlerin "bir defadan bir şey olmaz" diyerek veya arkadaş ortamında dışlanmamak için kullandığı bu kimyasal madde, gençler arasında eskiden okullarda gizli gizli içilen sigaranın yerini alıyor.

Sadece gençlerimizi değil artık çocuklarımızı da tehdit eden madde kullananların sayısı giderek artarken, kullanıcı profili de ciddi biçimde değişiyor. Ekonomik durumu iyi olan aile çocuklarının kullandığı bilinen uyuşturucu maddelerin artık çok ucuz olması ve her köşe başında her yerde kolayca ulaşılabilmesi sebebiyle, gelir seviyesi düşük insanlarımızın yaşadığı mahallelerdeki  gençler tarafından yoğun olarak kullanıyor.

İstatistik verilerin gösterdiğine göre ülkemizde uyuşturucu ile alakalı alınan tedbirler ve cezaların maalesef yetersiz olduğunu göstermektedir.

Beykoz İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün açıklamasına göre, yaşadığım bu ilçede, geçen yılkı istatistiklere göre  844 kişiyi uyuşturucudan alınmış. Fakat bunların 6 kişisi tutuklanmış, diğerleri serbest kalmıştır. Bir yıl içinde 7-8 defa içeri alınan kullanıcıların olduğu ve bunların hukuki boşluklardan faydalandığı, “ben içiciyim” diyen hakkında denetimli serbestlik uygulandığı nihayetinde bu içiciler bir şekilde “satıcı” olmuşlar!

Siz vatandaş olarak “mahallemizin şu bölgesinde uyuşturucu satışı yapılıyor” diye ihbarda bulunsanız önünüze müthiş prosedürler çıkarılıyor. Güvenlik ve hukuk; duyarlı vatandaş ile uyuşturucu taciri arasında set olması ve vatandaşın mahremiyetini koruması gerekirken aksi uygulamalar yaşanıyor. Mesela mahkemede bu kişi şu kişiye uyuşturucu satışı yaptı diye bizzat ifade vermeniz gerekiyor ya da kamera kaydı olması gerekiyor… Durum böyle olunca yani duyarlı vatandaş uyuşturucu çetelerinin açık hedefi olmaktan çekiniyor…

Mevcut sistem ve kanunlar iyi niyetli olsa’da bu istikamette ciddi gayretler sarf edilse de demek ki yeterli değil muazzam olumsuz istatistikler ortaya çıkıyor ve çocuklarımızla zehir arasına engeller konamıyor! Devlet bu hukuki boşluları biran önce doldurarak, çocuklarımızı zehirleyen bu uyuşturucu satıcılarına gereken şekilde caydırıcı cezalar verilmesini sağlamalıdır.

Bunların dışında, her riske rağmen, vatandaşımız bana dokunmayan yılan bin yaşasın dememeli, her köşe başında peynir ekmek gibi uyuşturucu hap satan bu zehir taciri yılanların bir gün kendi çocuğunu da zehirleyebileceğini düşünerek yetkili mercilere yardımcı olmalıdır.

Aileler de artık her şeyi devletten beklemeden çocuklarına sahip çıkmalı, her türlü müdahaleye açık çocuklarını her zamankinden daha fazla kanatları altına almalıdır. Vatandaşların çocuklarına sahip çıkması çocuğun dışarıda arkadaş çevresini ve sosyal çevrelerinin güvenli olup olmadığını gözlemleyerek dışarıdaki tehlikeden uzak durmasını sağlaması gerekmektedir.

Bir anlık mutluluk için beyinlerini zehirleyen çocuklarımızı ve gençlerimiz mutsuzlar! Unutulmasın ki, mutsuz çocuklar mutsuz ailelerden çıkıyor!

Bu problem milletimizin ve devletimizin öncelikli meselesidir. Tıpkı terör sorunu gibi tahribatı hatta daha beter zararları vardır… Ülkeyi yönetenlerden daha çözüm odaklı, daha kalıcı ve netice alıcı, köklü hukuki ve inzibati tedbirler almasını bekliyoruz. Eğitim sistemimizden plansız ve sağlıksız şehirleşme politikalarına kadar her şey ince detaylarına dek masaya yatırılmalı… Her şeyden önce uyuşturucu maddelerinin kolayca teminin önü alınmalıdır.

Ülkeyi yönetenler “dindar nesil”  hedefli istikametler belirliyor belirlemesine de; uyuşturucu başta olmak üzere tecavüz taciz ahlaki çöküntü gibi başlıklar altında sıralanan istatistikî veriler Cumhuriyet tarihimizin en zirve oranlarına sahip maalesef..!

Demek ki bir yerlerde ciddi hatalar yapılıyor!

Tablo çok kötü; gençliğimizi kaybetmek üzereyiz!

Unutmamak lâzım; gençliğimiz varsa geleceğimiz var! Gençliğimiz yoksa geleceğimiz de yok!

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...