Reklam
Şeker hastalığı adı gibi 'şeker' değil!

Şeker hastalığı adı gibi 'şeker' değil!

Beykoz Paşabahçe Devlet Hastanesi, diyabet (şeker) hastalarını bilgilendirmek amaçlı olarak bir seminer düzenledi.

Beykoz Devlet Hastanesi?nin ana bina konferans salonunda gerçekleşen ?Diyabetin Akut ve Kronik Komplikasyonları (Şeker Hastalığı?nın Kısa ve Uzun Dönemde Vücudumuzda Yaptığı Hastalıklar)? konulu seminer, eğitimci hemşireler Asiye Çakmak ve Özlem Candan?ın sunumu ile gerçekleştirildi.

Diyabet hastaları ve yakınlarının davet edildiği seminer sert hava koşullarından olumsuz etkilense de,  toplantıya iştirak edebilenler evlerine yararlı bilgiler ile döndüler. Bu da oldukça önemli, zira hastanın, maruz olduğu hastalık konusunda yeterli bilgiye sahibi olması şeker hastalığında ayrı bir önem taşıyor. Bu nedenle uzman kişiler tarafından verilen bu tür eğitimlerin ve bunlara katılımın önemi çok büyük.

 

Beykoz Devlet Hastanesi?nin düzenlediği sağlık seminerinin ?Diyabet Hastalığının Akut (kısa dönem) Komplikasyonları? konulu ilk bölümü, eğitimci hemşire Özlem Candan tarafından sunulurken, hastalığın kronik komplikasyonları konulu ikinci bölümü ise Asiye çakmak tarafından gerçekleştirildi.

 

Diybetin Akut Komplikasyonları

 

Komplikasyon, hastalığın gidişatı sırasında hastalığa eklenen ve hastalığı ağırlaştıran durumlardır.

 

HİPOGLİSEMİ: Düşük Kan Glikozu

Hipoglisemi, insan vücudundaki şeker miktarının ani olarak normal değerinin altına düşmesidir. Kan şekerinin 75 mg/dl?den küçük olduğu durumlar, hipoglisemi olarak tanımlanır. Kan şekerinin hızlı olarak düşmesi sonucu hipoglisemi algılanır. Örneğin, kan şekerinin 300 mg/dl?den 150 mg/dl?ye düşmesi. Yaşlılarda ise 100 mg/dl?den daha az bir kan şekeri hipoglisemiyi düşündürür.

Beyinde hasara yol açıyor

Beynin en önemli enerji kaynağı glikoz?dur; o nedenle glikoz düzeyinin aninden düşmesi, beyin fonksiyonlarında hızla bozulmaya yol açar. En sık görülen akut komplikasyonlardan biri olan hipoglisemi özellikle beyinde olumsuz etkiler yaparak, ölümle sonuçlanabilir. Hastanın özgüveninin kaybolmasına sebep olan bu hastalık, onun toplumdan izole olmasına da yol açabilir.

 

Bilinçli olmak çok önemli

Şeker hastalığında hastanın bilgili olması hastalığın seyri açısından çok önemlidir. Zira, iyi eğitim verilmemiş ve diyet ile insülin uyumu iyi ayarlanmamış hastalarda hipoglisemi riski yüksektir.

Hipogliseminin nedenleri nelerdir?

 

Çok fazla insülin veya OAD (ağızdan alınan şeker ilaçları) alınması, ana veya ara öğünlerin atlanması, kaçırılması veya yanlış zamanlarda yenmesi suretiyle çok az yiyecek alınması, aktivitede görülen artış (yani hastanın hareketliliğinin artması), alkol kullanımı, sindirim güçlüğü ve mide boşalmasının gecikmesi, kadınlarda adet döneminin başlangıcı ve ilaç değişikliği gibi faktörler, kan şekerinin düşmesine neden olabilirler.

Hipoglisemi?nin Belirtileri Nelerdir?

 

Terleme, titreme, açlık hissi, çarpıntı, halsizlik, baş ağrısı, huzursuzluk, dudakta ve dilde karıncalanma, sinirlilik, bulanık görme, ileri zamanda konuşma güçlüğü ve bilinç kaybı.

 

 Ani kan düşüklüğünde alınacak acil önlemler nelerdir?

 

Hafif hipoglisemi belirtilerinde hasta eğer bilinçli ise ve yutabilecek durumda ise, hastaya 10-15 gram karbonhidrat verilir veya her biri 5?er gram olan 2-3 adet kesme şeker yedirilir.  3/4 su bardağı meyve suyu veya kola, 3 çay kaşığı bal veya şekerli su veya 1 su bardağı süt de acil durumlarda hastaya verilebilecekler arasındadır.

Ancak? Hasta yanıt vermiyorsa, yutamıyorsa ne olacak?

 

Bu durumda - 5 yaşın üzerindeki hastaya 1 mg olacak şekilde- GLUKAGON iğnesi yapılmalı ve hasta en yakın hastaneye götürülmelidir.

 

Hipoglisemi nasıl önlenir?

 

Öncelikle, hastanın insülün veya ağızdan alınan ilaçlarını ?uygun dozajlarda? kullanıyor olması önemlidir. Hasta, ilaçlarının doğru kullanımı konusunda özenli ve bilgili olmalıdır. Ayrıca, kan şekeri uygun aralıklar ile izlenmeli, hasta insülün veya ağızdan alınan hap kullanmasından itibaren 30 dakika içinde, lispro insülün kullanıyor ise de hemen veya ilk beş dakika içerisinde öğününü yemelidir.

Hastanın yakınları ve çevresi de bilinçli olmalı

 

Bu oldukça önemli bir husus. Diyabetli bireyin kendisi gibi çevresi de hipoglisemi belirtileri ve tedavisi konusunda eğitimli olmalıdır. Hasta eğer araba kullanıyorsa, araba kullanmadan önce ana veya ara öğün almalı, uzun süreli seyahatlerde uygun molalar vermeli ve mutlaka çantasında karbonhidrat taşımalıdır.

 

 Dikkat!

 

Hipoglisemi hastaları, yalnız iken egzersiz yapmamalılar! Egzersiz için mutlaka birilerinin bulunduğu spor salonları veya yüzme havuzları tercih edilmelidir. Bisiklete binme veya koşuda mutlaka bir arkadaş ile birlikte olunmalı; egzersizden önce bir ara öğün alınmalıdır. Egzersiz sırasında hipoglisemi belirtileri hissediliyorsa, egzersize ara verilmeli, hemen kan şekeri ölçülüp kısa etkili bir karbonhidrat alınmalıdır. Egzersize devam
edilmek isteniyorsa,15 dakika dinlenmeli ve bir ara öğün alındıktan sonra devam edilmelidir.

Hipoglisemi engellenebilir mi?

 

Evet! Ancak bunun için; insülin enjeksiyon zamanlarına dikkat edilmeli, ana ve ara öğünler atlanmamalı, düzenli uykuya özen gösterilmelidir.
Gece geç yatıp, sabah geç kalkılıyorsa gece yapılan insülün dozu azaltılmalıdır. Egzersiz sırasında dikkatli olunmalı ve kendi kendine kan şekeri kontrolleri yapılmalıdır.

 

 HİPERGLİSEMİ: Yüksek Kan Glikozu

Hiperglisemi ya da diğer adıyla, ?Yüksek Kan Glikozu? da, aynen hipoglisemi gibi akut bir komplikasyondur. Kan şekeri açlıkta 140 mg/dl, toklukta 180 mg/dl?nin üzerinde ise, idrarda şeker (+) ve HbA1c yüzde 7 ve daha üzerinde ise mutlaka tedavi edilmelidir. Zira bu durum aşırı idrar atımına ve deride dehidratasyona (deride kuruluk, susuzluk) sebep olur ve tedavi edilmezse diyabetik ketoasidoz görülebilir.

Diyabetik Ketoasidoz (DKA) nedir?

Eğer vücutta yeterince insülin yoksa, kaslarınız kendileri için gerekli olan şekeri hücre içine alamaz. Bu nedenle enerji gereksinimi, vücutta depolanmış olan yağların yakılmasıyla sağlanmaya çalışılır. İşte ?Keton? cisimleri, yağ yakılması sırasında oluşan ürünlerdir. Eğer vücutta keton üretimi idrarla atılma kapasitesini aşarsa, kanda birikir ve zararlı etkiler yapar. Aynı zamanda kan şekeri de yükseldiğinden, idrarla şeker atılımı da artar. Bu beraberinde suyun da idrarla atılmasına sebep olur ve vücut susuz kalır. Eğer vücut susuz kalmış ise ve kanda keton varsa238 ??Diyabetik Ketoasidoz??dasınız demektir.

Hipergliseminin belirtileri

Ağız kuruluğu, çok şu içme isteği, sık idrara çıkma (özellikle gece), ani kilo kaybı, bulantı, kusma, karın ağrısı, yorgunluk, dalgınlık, baygınlık hissi, derin solunum, görme bulanıklığı, açlık hissi, ciltte kuruluk ve kaşıntı, nefeste aseton kokusu.

Hipergliseminin nedenleri nelerdir?

 

DKA, genellikle yüksek kan şekerinin önemsenmeyerek, ihmal edildiği kişilerde görülür.

Ağızdan alınan ilaçların ve insülinin yeterli dozda olmaması, insülin enjeksiyonunun doğru yapılaması, çok fazla yemek yenmesi, gerekli olan egzersizin yapılmaması, başka hastalıkların (ateşli hastalıklar) eşlik etmesi, bireyin stresli olması, kullanılan bazı ilaçlar (kortizon, kemoterapi, diüretik, antidepresan) bu hastalığa neden olurlar.

 

 Hiperglisemi durumunda ne yapılır?

 

Böyle bir durumda hastanın bol su içmesi ve oturarak, dinlenmesi gerekir. Hastanın kan şekeri sık aralıklarla kontrol edilmeli ve şayet bir düzelme olmaz ise en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

 

DİYABETİN KRONİK KOMPLİKASYONLARI

 

Diyabet hastalığının uzun vadede yarattığı sorunlara gelince? Bu sorunlar da ne yazık ki oldukça ciddi: Körlük, böbrek yetmezliği, inme, miyokard enfarktüsü (kalbin koroner kan dolaşımının belli bir bölgede yetersiz kalması sonucu, o bölgedeki kalp kası dokusunun ölmesi) ampütasyon (özellikle kol ve bacakların cerrahi yöntemlerle tamamen veya kısmen kesilip alınması) ve ölüm bu ciddiyeti ziyadesiyle kanıtlıyorlar.

 

 Komplikasyonlara karşı ayrıca nelere dikkat etmek gerekir?

Sigara, yüksek tansiyon, kilo, kan yağlarının yüksek oluşu, hareketsiz bir yaşam tarzı, mikroalbiminürü hastaların dikkat etmesi ve kaçınması gereken hususlardır.

İnme riski 2-5 kat fazla

Diyabet, uzun vadede koroner arter hastalıkları, inme, kalp yetmezliği, damar sertliği, retinopati (gözün retina bölümündeki küçük damarların hastalığı), nefropati (böbrek yetmezliği), nöropati ve diyabetik ayak hastalıklarına sebep olur. Diyabetli kişilerde kalp hastalığı ve inme riski, diyabeti olmayan kişilere göre 2-5 kat fazladır.

Şeker hastaları kalp krizi ağrısını anlayamayabilirler

 

Şeker hastalarının ağrı duyuları azaldığı için hastalar ağrı ya da acılarını hissetmezler. Bu birçok soruna yol açar: Bazı kalp hastaları kalp ağrısını hissetmedikleri için gizli kalp enfarktüsü geçirebilirler. Bu, ölüm riskini arttırır.

 

Körlük yapıyor

 

Diyabetlilerin yaklaşık yüzde ikisinde retinopatiye bağlı körlük oluşur. Hastalar, görmede azalma, zaman zaman azalan görme, cisimlerin yarısını görme, çift görme, ışık parıldamaları veya sis, yanma, yorulma, gözde şişme ve ağrıdan şikâyet ederler. Bu nedenle düzenli olarak göz kontrolü yaptırılması ve insülinin etkin bir şekilde kullanılması gerekmektedir. Dünyada 24 saat yani bir gün içinde 55 kişi diyabete bağlı olarak kör olmaktadır.

Diyalize mahkûm bırakabilir

 

Şeker hastalığı böbreğe de zarar verdiği için böbrek yetmezliğine neden olabiliyor. Kötü olan, böbrek nakli yapılsa dahi, şeker hastalarının bu böbreğin vücuda uyum sağlamasında sorunlar yaşayabilmeleri. Böbrek naklinden sonra hayatta kalım süresi diyabetik olmayanlarda yüzde 90 iken, diyabetik hastalarda yüzde 75?tir. Bir gün, yani 24 saat içerisinde 120 kişide diyabete bağlı son dönem böbrek yetmezliği gelişmektedir.

 

 Nöropatik ağrılar çok tehlikeli olabilir

 

Nöropatik ağrı, şeker hastalığının seyrinde belirti vererek veya vermeden ortaya çıkan sinir hasarına bağlı olarak oluşan ağrılardır. Nöropati, şeker hastalığının en sık rastlanılan sorunlarından biridir. Bu ağrı, ağrılı veya ağrısız olabilir. Ağrısız belirtiler arasında hafif batma, karıncalanma hissi ve uyuşukluk vardır. Çoğunlukla ayağı ve bacağın alt kısmını etkiler. Nöropatik ağrının donduran, yakan, batan veya elektrik çarpmasına benzer bir şekli vardır. Hatta giysilerin ve battaniyenin dokunması bile hasta için katlanılmaz olabilir. Etkilenmiş olan bölge bazı durumlarda gerçek dokunma, sıcağa ve soğuğa duyarsız olduğu için örneğin hasta ayağı yansa da bunu fark edemez. Eğer ağrı nöropatik ise, normal ağrı kesiciler hiçbir işe yaramaz.

 

Ayağın kesilme olasılığını 16 kat arttıran hastalık: Diyabetik Ayak

 

Şeker hastalarının ayaklarında görülen yaralar ve şekil bozuklukları ?diyabetik ayak? olarak adlandırılır. Diyabetik ayak lezyonları ölüm oranını arttıran en önemli komplikasyonlardır. Yaşam kalitesini kötüleştirir, ağır işgücü ve organ kayıplarına neden olur. Ayağın kesilme riskini 16 kat arttırır. Sigara kullanımı, mantar enfeksiyonları, 40 yaşın üstünde olmak, 10 yıldan fazla süredir diyabetli olmak, ayak başparmağında şekil bozukluğu ve kemik çıkıntısı, his kaybı, diyabetik ayağın risk faktörleridir.

 

Diyabet hastalığının sebep olduğu diyabet ayak ile ilgili fotoları bu sayfaya koymaya çekindik; çünkü görüntüler hiç de hoş değil. Ancak şeker hastalığının ciddiyetine dikkat çekmek için bunun yapılması da gerekiyor. Bu nedenle en katlanılabilir bulduğumuz fotoğraflardan birini dikkatlerinize sunuyoruz.

 

Sağlıklı günler!

Reklam

YORUMLAR...