Reklam
Gonca Jale Peker

Midilli Adası’ndaki Yeni Cami ağlıyor

Bir Osmanlı eserine yabancı bir ülkede rastlamış olmak benim için tarifsiz bir haz ve mutluluk sebebidir. Harabe bile olsa buram buram tarih kokan yapının büyüsüne anında kapılır, öylece bir içgeçirir, ‘Şu duvarların dili olsa da konuşsa!’, der der dururum. İşte onlardan bir tanesi; Yeni Cami, rotamız Midilli Adası.

Fatih Sultan Mehmet’in, Barbaros Hayrettin Paşa’nın, Namık Kemal’in iz bıraktığı topraklara, Midilli Adası’na doğru yola çıkıyoruz. Yolculuk için gerekli belgeler Schengen vizesi olan bir pasaport ve gemi bileti. Ayvalık Midilli arasında günü birlik karşılıklı gemi seferli düzenleyen özel tur şirketleri mevcut. Gidiş dönüş 30 Euro yaklaşık 130TL ödeyerek sabah gidip akşam dönüş yapabilirsiniz. Yaklaşık 1 saat 40 dakika boyunca Ege’nin o mis kokusunu hissedebilir, adalarla çevrili yol boyunca bir dolu öz çekim yapabilirsiniz. Ada, Ayvalık’a gelen yerli turistler için popüler bir destinasyon olmakla beraber, Ayvalık da Rumlar için oldukça popüler. Meşhur perşembe pazarı için Ayvalık’a günü birlik gelir ve bavullarını doldurur akşam geri dönerler.

Adada tarih boyunca; Antik Yunan, Pers, Roma, Bizans, Ceneviz, Osmanlı ve Yunan egemenliği hüküm sürmüş. 1462 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı yönetimine geçmiş, 1912 Balkan Savaşları’na kadar Osmanlı yönetiminde kalmış. Bugün, Yunanistan’ın Girit ve Eğriboz adalarından sonra üçüncü büyük adası olma özelliğine sahip. Aslında, ‘Lesvos’ adıyla bilinen ada, başkentinin Midilli olması sebebiyle bu isimle de anılmakta. Türkiye kıyılarına oldukça yakın olmakla birlikte, kendi içinde 2 büyük körfeze ve çok sayıda koya sahip.

Osmanlı egemenliği boyunca adada sayısız Osmanlı eseri inşa edilmiş. Bunlardan biri, merkez çarşı Ermou Caddesi’nde ki, II. Mahmud döneminde inşa edilen ve adanın en büyük camisi olarak bilinen Yeni Cami’dir. Cami’nin 1825 yılında Midilli’nin en zengin Müslüman ailesi olarak bilinen Kulaksızzadelerden Mustafa Ağa tarafından yaptırıldığı söyleniyor.

Minaresi yıkılmış olan caminin heybeti bir anda kucaklıyor insanı, bahçeden avluya girmek için kapıya yöneliyorum ancak kapı duvar, demir zincirle kilit vurulmuş. İçeri giremiyorum. Bahçe oldukça pis ve bakımsız, çöp dolu. Bahçe duvarlarıysa graffitilerle doldurulmuş. Kısaca, sahipsiz kalmış bir Osmanlı eseri…

Adada birçok cami olduğu söyleniyor; Sigri Cami, Molva Cami, Hasan Reis Cami, Vezir Hasan Bey Cami, Valide Cami ve Messagra Cami. Onları görme fırsatım olmadı ancak durumun Yeni Cami’den farklı olduğunu düşünmüyorum. Lesvos Belediye başkanının yıllar önce yaptığı bir açıklamayı izledim, şöyle demiş; AB Fonlarından alınacak hibeyle cami ibadete açılmasa bile müze haline getirilerek turistlerin ziyaretine açılacak. Komşu verdiği sözü tutmamış, ama biz bir şeyler yapmalıyız.

Bugün, 56 ülkede 58 program koordinasyon ofisi ile faaliyet gösteren TİKA’nın (Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı) karşı kıyıya kayıtsız kalmayacağına ve komşuyla işbirliği içine girerek restorasyon faaliyeti yürüteceğinden eminim. Bu eserlere sahip çıkmak atalarımıza olan vefa borcumuzdur. Taraflarla ve ilgili kurumlarla iletişime geçerek konunun takipçisi olacağım.

gonca.peker@yahoo.com

Reklam

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...