Reklam
Şeref Kaçmaz

Ortadoğu’da Oynu - Yorum

BOP - Büyük Ortadoğu Projesi/ 22 İslam devleti yıkılacak, yerine çok sayıda küçük devletler kurulacak, bu devletlerde ılımlı İslam modeli kurulacak ve laik yöneticiler iş başına getirilecek.  

BİP -  Büyük İsrail Projesi/ Yeni kurulan küçük devletler İsrail’e vilayet yapılacak

Nil’den Fırat’a kadar Büyük İsrail kurulacak. Bu plan Dünya siyonist kongrelerinde alınan kararların İngiltere ve Abd eliyle her ne pahasına olursa olsun işletilmesi planıdır. Resmi adı her ne kadar ‘’Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika’’ olsa bile, BOP denmesinin bir sebebi var.

BOP içindeki alt programın eş başkanı kimdir? Neden bu görevi kabul etmiştir? Bu işin içinde olarak plana engel olur muyum diye mi kabul etmiştir? Bu güne kadar engel olabilmiş midir? Aslında Irak’da Suriye’de Mısır’da Sudan’da Libya’da Yemen’de ve daha bir çok yerde yaşanan katliamların daha kötüsü!!!! Önlenmiş midir? Aslında Saddam asılmıştır ama yakılmaktan mı kurtulmuştur? Kaddafi linç edilmiş ama parçalanmaktan mı kurtulmuştur? Bu işin sonunda Kerkük ve Musul alınmak için mi bu kadar kan akıtılmasına seyirci kalınmıştır. Bu konuda da günün birinde Allah(c.c.) af etsin, aldatıldık mı denecektir? Bütün bunlar ayrı bir tartışma konusu ve şimdilik bunlara değinmeyeceğim.

 

Kuzey Irak referandumu, tarihe kanla yazılacak bir sürecin başlangıcı mıdır? Referandumu açık açık destekleyen tek ülke neden İsrail? 

Kuzey Irak çevresindeki devletlere bir göz atalım, Türkiye’nin yeniden Osmanlı İmparatorluğu kurma resmi ideolojisi var mı? Elbette yok, bilakis komşularının toprak bütünlüğünü destekliyor. İran, yeniden Pers imparatorluğunu kurmak gibi bir düşüncesi var mı? Yok. Irak, Babil İmparatorluğunu kurmak, ya da Suriye Asur İmparatorluğunu kurmak gibi bir hedefi var mı? Yok. Peki ya İsrail, bölgede başka devletlerin topraklarını da içine alacak şekilde devlet kurmak için sinsi planlar yapan, bunu resmi ideoloji olarak söylemekten çekinmeyen terörist devlet İsrail. Siyonistler için bu coğrafya da bir referandum yapılıyor olmasının çok büyük bir önemi var. Sonuçları ne olursa olsun, evet de çıksa hayır da çıksa hiç önemli değil, önemli olan ikiz yasalar dayanaklı bir referandumun bu bölgede yapılıyor olmasıydı ve yapıldı. Yapılan referandum sonuçları itibarı ile ve gördüğümüz kadarı ile Türkiye’nin güney sınırında İsrail ile komşu olmasına kadar varacak tehlikeli bir sürecin başlangıcı. Referandum cumartesi karar verilip Pazar günü de yapılmadı!! Barzani davul zurna ile uzun zamandır söylüyor. Buna rağmen Türkiye bütün tehlikeleri dikkate alarak bu referandumun yapılmasına engel olabileceği halde neden engel olmadı? Yapıldıktan sonra sonucunun hiçbir önemi yok dedik,  İsrail’in ekmeğine yağ mı sürüldü. Acaba öyle mi? Yoksa Emperyalistler ve Siyonistler ava giderken avlandı mı? Oyun kurarken oyuna mı geldi? Devlet aklına bizim aklımız ermez. Ancak şunu biliyoruz ki; Devletin ilk görevi bekasını garanti altına almaktır. Ankara anlaşmasının canlanması için, bu anlaşmadan doğan haklarımızın gündeme gelmesi için uygun şartların oluşması gerekmez mi?  Barzani akıllara zarar bir kararla bu ortamı hazırladı mı? Yetmez ise daha ilerisini yapacak!! (yaptıracak) irade var mı? Evet. KYB’nin ipleri kimin elinde? Bölgede oynanan oyunda Abd ve İsrail’in rolü ne? Elbette, Dünya’nın en büyük emperyal ve sömürgeci devleti İngiltere’nin, yazdığı senaryoda ne rol verirse onu yapmak. Diğer ülkeler ve taraflar gibi.  Sorun nerede peki? Türkiye son zamanlarda senaryoya bağlı kalmıyor ve doğaçlama yapıyor.

Devletimiz 15 Temmuz sonrası, bölgedeki bütün oyunları artık kuralına göre OYNU-YORUM, yeni kuralları da ben koyuyorum demiştir. Ancak üzülerek söylemek gerekirse Devletin gösterdiği kararlılığı hükümet tam olarak destekleyemiyor. Hükümet kendi içindeki hainleri temizleyemediği sürece bırakın Devletin Milli operasyonlarına destek olmasını, zaman zaman köstek olmasını bile görebiliriz. Gerçek şu ki; Ülkemiz, fiilen bir savaşın içindedir ve bu savaş ülke içinde ve dışında sürmektedir. Bazı hükümet organlarının hiçbir şey yokmuş gibi davranması kabul edilemez.

Bakın; sözde stratejik ortağınız dost ve müttefikiniz olan bir ülkenin koruması ve güvencesi altındaki hain, sizi nasıl da tehdit ediyor. Neden etmesin ki? hayatında hiç örgütün gazetesini okumamış dergisine abone olmamış, yurtlarında kalmamış, dershanesi ve okuluna gitmemiş, hiç bylock yüklememiş, bankalarına hiç para yatırmamış binlerde kripto örgüt elemanı olduğunu darbe araştırma komisyon yetkilisi itiraf etti. Bunu söylemiş olması bir yerlere mesaj olabilir, bunun da birkaç nedeni olabilir. Biri dışındakileri düşünmek bile istemiyorum. Umarım bu mesaj, ‘’sizin, gizli, saklı, açığa çıkan, çıkmayan, kripto olan olmayan bütün elemanlarınızı biliyor ve takip ediyoruz, haberiniz olsun’’ mesajı olarak üst akıl sahibine verilmiştir.

Bylockdan tutuklanmış bir avukat etkin pişmanlıktan faydalanıp itirafçı oluyor ve fetöye hiç bulaşmamış 53 hakimin  ismini veriyor. Bunlar, işgal girişiminden bu güne kadar görev başında olan ve adları hiç bir yerde geçmeyen kripto fetöcüler. Bunlar gibi daha kaç yüz/bin tane kripto terörist yargıda, orduda, emniyet de kamuda görev yapıyor?....  

Bir partinin genel başkanı bir davadan bahsetmektedir ve teşkilatının %80 i davanın ne olduğunu bilmemektedir, %80!! çok söyledin diyenleri duyar gibiyim. İnanmıyorsanız sokaktan geçen 100 partiliyi çevirin sorun 2053 hedefi ne demek? 2071 hedefi ne demek? Bu partinin davası nedir? Bakalım kaç tanesi doğru cevap verecek.  Davayı bilecek olanlarla da, beraber ıslanılan ve beraber yürünen yollar çoktan ayrılmıştır. Teşkilatınız içindeki metal yorgunlarını temizlemeye çalışırken yaşadığınız her sıkıntıyı her icraatınızda yaşayacaksınız demektir. Fetö terör örgütü ile tek başınıza mücadele edemezsiniz, Bölücü terör ile tek başınıza mücadele edemezsiniz, faizsiz sistem için, üretim ekonomisi için, milli eğitim politikaları için, milli tarım politikaları için tek başınıza mücadele edemezsiniz, bunları gerçekten inanarak yapacak kadrolarla yola devam etmekten başka çareniz yok.  Nasıl mı olacak? Yıllar önce dolaba kaldırdığınız gömleğinizi alıp giyeceksiniz, ütüye bile gerek yok. Kılıçların kınından çıktığı bu zamanda Hakk’ın hakimiyeti için Hakk yolda yürüyenlere katılacaksınız, yuvaya döneceksiniz, önce kılıcı nefsinize çalacak bütün dünyalıkları terk edeceksiniz, göreceksiniz ki Dünya’lar sizin olacak.

 

Bu kolay mı? Elbette kolay değil, bunu yapamıyorsanız hiç olmazsa; Yıllardır bize karşı örtülü yürüttüğü savaşı 15 Temmuz’dan sonra açık açık sürdüren, terör başını barındıran, içimizdeki terörist hainleri besleyen, güney sınırımızdaki teröristlere binlerce tır dolusu silah veren, son olarak vize ambargosu sürecinde ülkede terör olayları olmuyorsa bizim sayemizde diyerek açık tehdit eden, terör devletine karşı Milli Görüşün tek temsilcisi Saadet Partisinin teklifini dikkate alıp;

İncirlik başta olmak üzere, ülkemizdeki bütün askeri üslerini TSK emrine verin,

Dost, müttefik ülke, stratejik ortak gibi tanımlamalara son verildiğini ilan edin,

İmzalanmış bütün askeri anlaşmaları yeniden gözden geçirmek üzere askıya aldığınızı söyleyin

11 milyar dolarlık 40 adet uçak siparişini derhal iptal edin,

Bunları yapabilir misiniz? Haklısınız, bunları da yapamazsınız, mevcut kadrolarla bunları da yapamazsınız, yapmak isteseniz de, yapılması gerektiğini düşünseniz de yapamazsınız. Yapmak için ne lazım? Güç, kudret, iktidar mı? Teknolojik silahlarla donatılmış ordular mı? Hayır. Lazım olan ilk şey İNANÇ. Tekeden süt çıkar mı????

Milli otomobil çalışmalarının geldiği noktayı takdirle izliyoruz, inşallah Devletimiz, proje tamamlanana kadar bu babayiğitlerin can güvenliğini sağlayabilir.  D-8 toplantısında ve Gençlik toplantısında söylenen çok önemli sözleri dikkatle dinledik, zararın neresinden dönersen kardır, belli ki dolabın kapağı açılmış. Bu söylenenler küresel hakim güçlere alternatifli tehdit olarak mı söylendi? Yoksa gerçekten 2. Yalta toplantısının ayak seslerini mi duyduk? bunu zaman gösterecek. Her ne sebeple olursa olsun kulağa hoş gelen bu söylemler, eyleme dönmeye başladığında, en büyük destekçiniz Yer yüzünde Hakk’ın ve Adaletin tesisi için mücadele eden Milli Görüş kadroları olacaktır. Hakk’ın hakim olduğu Adil bir Dünya’yı kimin kurduğunun bir önemi yok, kim olursa olsun baş tacı olur. Bu mücadele, emperyalist ve Siyonist oyunlara karşı yıllardır bağışıklık kazanmış çelikleşmiş şuurlu kadrolarla yapılır, arkanızı kime döndüğünüz ne kadar önemli, bunu çok yakın bir geçmişte acı bir tecrübe ile yaşadık. Bazı hatalar vardır ki ikinciyi kaldırmaz…

Adaletin güçlü, güçlünün de adil olduğu bir dünyanın en kısa zamanda kurulması duası ile Allah’a (c.c.) emanet olunuz.  

Reklam

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...