Reklam
Özer Güneş

Siyasette son durum - 2

BBP bu zaman kadar sandıkta karşılığı olmayan bir parti idi… Ama sandık dışında seçmen indinde itibar üreten dinamik bir partiydi. Şehit liderimizin deyimiyle “grupları tartan bir özgül ağırlığı olan” partiydi… En büyük dinamiği Muhsin Yazıcıoğlu’nu Partisi algısı ve muhalif düzlemde doğruya doğru-yanlışa yanlış şeklinde siyaset yapma geleneği idi…

Maalesef BBP 16 Nisan referandumunda aldığı EVET kararıyla bu iki dinamiğini de siyasi iktidara teslim etti! BBP sözüm ona pragmatik bir siyaset yapmaya çalıştı. Bu sayede siyasi iktidarın kendisine olan ithamlarını ve husumetini bir nebze dindirdi dindirmesine de, öbür taraftan ilkeli duruşuna çok zarar verdi. Çoğu konuda AKP’lileri bile şaşırtacak hatta alaylı bir şekilde tebessüm ettirecek derecede kraldan fazla kralcılık yaparak siyasi iktidardan fazla siyasi iktidarcı oldu.

Şu anda BBP’de dava ruhu diye bir şey kaldığını sanmıyorum. İktidar memnuniyeti odaklı siyaset yapan BBP’yi yöneten bu kadrolar, 16 Nisan itibariyle bence Muhsin Yazıcıoğlu merhumun yaktığı meşaleyi söndürmüştür! Bu saatten sonra bu meşaleyi yeniden yakacak ateşi ve o ruhu geri alamazlar… Bahsettiğimiz ruh, bu partiyi tüm olumsuz şartlara ve %1’lik oylara rağmen iktidar sahiplerine minnet etmeden 25 yıl ayakta tutan ruhtur.

BBP’side şu anda tıpkı MHP gibi önümüzdeki seçimlerde bize ne verirler derdindeler. Ama şansları MHP’den daha düşük… Bir de AKP-MHP kankalığını ve MHP’yi şu anda yöneten kadroların BBP ve Muhsin Yazıcıoğlu konusundaki sevimsizliklerini düşünün.

Bu iki parti yakın zamanda o kadar çok ilkelerini çiğnediler ki, yarın bir gün Beştepe’den kendilerine verileceğini umduklarını alamazlarsa bir daha geri dönüp partilerini siyasi sürece sokacak güçleri ve itibarları da kalmayacak.

Çünkü 16 Nisandan beri iktidardan gelecek nimetlere odaklanıp motive olan MHP ve BBP kadroları, kurumsal desteklerini ve taban-teşkilat desteklerini kaybetmiş durumdadır. Hadi MHP mecliste ve medyada her gün yer alabiliyor, BBP’nin en tepe yöneticilerinden taşradaki mensubuna kadar çoğu kitle sahada karşılıkları olmadıkları için Fecebook ve Twitter gibi sosyal medya hesaplarından mangalda kül bırakmadan siyaset yapmaktadırlar.

Zaten bu iki parti bunun için asli vazifeleri olan muhaliflik görevlerini yerine getirmeyi bir kenara koyup, sabahtan akşama kadar “seçim ittifakı” senaryoları ile ve “Sayın Cumhurbaşkanının yanındayız” mesajlarıyla meşguller.

Sayın parti büyüklerimiz anlaşılan o ki muhalefet yapıp Sayın Erdoğan’ı üzmemeye kendilerine vereceklerini düşündüklerini kaybetmemeye çalışıyorlar. Ama bari ilişkilerin iyi olduğunu iddia ettikleri Sayın Erdoğan’la bir gün müstakil bir randevu alıp Şehit Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nun davasının yeniden açılması için son bir gayret gösterseler!

Biliyorsunuz Şehidimizin bindikleri ve kırıma uğradığı helikopterden parça çalıp enkaz yerinde delil karartanlar 15 Temmuz Darbe Girişimi’nde Sayın Cumhurbaşkanına suikast teşebbüsünde bulunmuşlardı. Bunlar şu anda tutuklular ve “terör örgütü mensubu” olmaktan yargılanıyorlar. Muhsin Başkanımızın kapatılan davası için bu terör örgütü mensubu kişilerin dava dosyasında da şüpheli olarak yer almaları davanın yeniden açılması için yeterli bir sebep değil mi?

İktidardan gelecek nimetlere odaklanıp motive olan kadrolarımız bu konuda daha fazla çaba gösteremez mi?

Ülkemiz gerçekten zor günler geçiriyor. Bizim gibi Muhsin Yazıcıoğlu gibi “Türkiye Delileri”nin dillerinde tek bir dua var: Allah Türkiye’yi korusun dâhili ve harici hainlere fırsat vermesin.

Reklam

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...