Reklam
Ali Bilir

Bir yaşına daha girdim…

Kırk beş yılımı kendim kurdum, tıpkı Kırk beşlik plaklar gibi her yaşı yaşadım bu sürede. Çocuk oldum, büyüdüm, genç oldum, yetişkin oldum. Gülenle güldüm, sevenle sevdim, ağlayanla ağladım, dertliyle dertleştim, daha çok şeyler oldu kırk beş yılda.

Acısıyla, tatlısıyla, sevinçlerle, üzüntülerle, hastalıkla, sağlıkla, başarılarla, başarısızlıklarla geçen kırk beş yıl…

Son yıllarda yeni yaşıma hep hasta girerim, nedendir bilemiyorum. Yeni bir yaşı bahane edip seyahate çıkarım. Bu satırları’ da milli hava yolumuzun İstanbul Malta uçuşunda 12 bin metre yükseklikte yazıyorum. İki saatlik uçuşta acele olacak biliyorum ama yazabildiklerimi yazıp yayınlayacağım.

45 yılda…

Gerçekten olmasını istediklerimin hepsi oldu.

Sevdiklerimin peşinden gittim hep,

İstediklerimi yaptım,

Sevdiğim kadınla evlendim.

Üç çocuğumuz olsun istedik. İki oğlan bir kız. Oğullarımız Berk’le Furkan geldi. Doktorlar üçüncü çocuğun olanaksız olduğunu söyledikleri sırada Zeynep kızımız çıkageldi. Çok mutlu olduk.

Kırk beş yılımda, sırtımı dayayacağım, gözüm kapalı uçurumun kenarına yürüyebileceğim, beni her koşulda seven biriyle evli olmam yaşamımdaki en büyük kazancım olduğunu söylemeliyim.

Çok kez kalbimim kırıldığını hatırlıyorum. Benimde kalp kırdıklarım oldu. Yanlışlarım oldu. Biliyorum ki doğrularım daha fazlaydı.

Bir yaşına daha girdiğimde, geriye baktığımda mutluyum. Gelecekten umutluyum ve anı sektirmemeye çalışıyorum.

Uzun süren cemiyet hayatım oldu. Yardımlaşma derneklerin görevler yaptım.

Çalışanların haklarını savunmak için sendikalarda yöneticilik yaptım. “Gemileri yaktık geri dönüş yok” derken safların en önünde yer aldım.

Siyasete girdim. Düşüncelerimi, fikirlerimi savundum. Siyasi düşüncemi daima insanlığın temeline koydum. Hiçbir zaman idealist bir düşüncem olmadı.

Hayat boyu gelişimi yaşam felsefemin vazgeçilmezi kabul ettim. Bu süreye üç üniversite diploması sığdırdım.

Önce kendimi, sonra yaşayan tüm canlıları daha iyi anlayabilmek için Psikoloji Master’ı yaptım.

Tez konumu, yaşamaktan büyük keyif aldığım Beykoz’da yaşayan hemşehrilerimin Psikolojik iyi oluşlarını değerlendirilmesi ile ilgili yaptım.

Doğduğum yer olan Görele’nin kitabını yazdım.

Yaşadığım yerin kitabını yazmakta bana nasip oldu. Beykoz kitabım ile İstanbul’un 100 yazarı arasında gösterildim.

Üniversitelere çok kez konferanslara davet edildim.

Hep kendimi ve hayatı anlattım. Kullandığım hiçbir cümle kitaplarda yoktu. Konferans sonrası oluşan ilgi yaşamıma ve yaptıklarıma beni daha çok motive etti.

Bağlama kursuna gittim, başarısız oldum.

Sanat Müziği söylemek istedim. Olmadı.

Vazgeçmedim, şimdi türkü söyleme kursuna devam ediyorum.

45 yılımı…

Nasıl değerlendirirsiniz umurumda bile değil. Bu hayatta en çok kendimi sevdim. Ve hayatta en önemli kişi kendim olduğuna inandım. Herkesin böyle olmasını öneriyorum. Kendini sevmeyen kişiden başkasını sevmesini, kendine yetemeyen kişiden başkasına yetmesini ve kendini anlamayan kişiden başkasını anlamasını beklemek anlamsızdır.

“Hayır” diyemediğim için çok kez başıma işler açtım. “Hayır” demem gerektiğini artık öğrendim ve demeye çalışacağım.

Sevmediğim kişilerle aynı ortamda bulundum, Olmamam gerektiğini biliyorum.

Hayatım boyunca, birlikte zaman geçirdiğim kişileri düşüncesine, yaşına, cinsiyetine, güzelliğine veya milliyetine göre seçmedim. Yanlarında olmak istediğim için bulundum.

Para ilişkisi kurduğum arkadaşlarım ve akrabalarımla keyfimiz kaçtı. Bundan sonra arkadaşlarımla böyle bir ilişki içerisinde bulunmayacağım.

Yaptığım iyiliklerin ve yardımların karşılığını bekleyerek yapmadım.

Hayallerimi kurarken sınır tanımadım fakat kendi potansiyellerimi de unutmadım.

45 yılda kırk ülke 100’den fazla şehir gezip, buralara ait biblo ve semboller koleksiyonu yaptım. Eski radyolarım ise belirli bir sayıya ulaştı. Planım koleksiyonlarımdan ve radyolarımdan küçük bir müze açmak.

Çok kitap satın aldım. Yüzlerce kitabımı kütüphanelere ve üniversitelere bağışladım. Fakat benim için çok özel kitaplardan oluşan kütüphanemi kurdum. Zaman zaman kütüphanemin önünde durur kitaplara bakarak içeresindeki hatıratları ve olayları düşünürüm. Yazarlarıyla konuşur onlarla yüzleşirim…

Kırk beş yılda, sevdiklerime ve dostlarıma yeterli zamanı ayıramadım.

Çünkü kendimi tavşan-kaplumbağa ikilisine çok benzetirim. Kaplumbağa gibi ağır ve yavaşım. Başladığım bir şeyi tamamlamak uzun zaman alıyor. Tavşan gibi olsaydım her şeyi çabucak bitirebilir her yere yetişebilirdimJ.

Kırk beşimin son günlerinde bir teste tabi tutuldum. Önce “sevdiğiniz birini düşün” dedi. Testi yapan kişi, sonra “sevmediğin birini düşün” dedi. Sevmediğim kimse gelmiyor aklıma dedim. Oysaki sevmediğiniz çok kişi olabilirdi. Hayatım boyunca nefret, öfke, olumsuz duygular gibi kavramları yaşamımda olmadı. Benim sevmediğim kimse olmadı hayatımda. Uzak durmak olduğum kişiler oldu sadece.

Kötülük bulduğum kişilerle, onlara iyilik yapmak için karşılaşmayı bekledim hep. Karşılaştıklarımda çok oldu. Ve hep iyilik yaptım. Onlara kötülük yaptığı günleri hatırlatmamaya çalıştım.

Kırk beş yıl,

Çok çalıştım. Kazandıklarımın önemli bir kısmını hayırla paylaştım, dağıttım. Zengin olmadım. Gönül zenginliğini ve dost zenginliğini tercih ettim. Kazandığım para belirlediğim hayat standartlarına yeterli geliyor.

Sevdiğim işi yaptım hep. Türkiye’nin ilk bankası Osmanlında çalışma şerefine nail oldum. Sonraki çalıştığım işimde Anadolu’yu dolaşarak eğitimler verdim. Birçok yeni dostluklar edindim. Yaşadığım Beykoz’da beş yıl hizmet ettim. Sonrasında sevdiğim başka bir iş olan turizm sektöründe hizmet vermeye başladım, hem kendim geziyor hemde misafirlerimi gezdiriyorum. Yolculuğa çıkmadan önce tek düşündüğüm, döndüklerinde teşekkürlerini duymak.

Hayat felsefem dua ve teşekkür almak oldu hep. Dua almayı en büyük sermaye edindim kendime. Edindiğim her şeyi hayır dualarıyla edindiğime inanıyorum.

Kırk beşimden sonra, bir yaşıma daha girdim…

Bundan sonra’ da,

Öğrenmeye, Okumaya, Sevmeye, İyilik yapmaya, sağlıklı olmaya, hizmet etmeye, çalışmaya, inanmaya, hayal kurmaya, gezmeye devam edeceğim.

Mesela;

Asya’dan, Avrupa’ya boğazdan yüzerek, köprüden koşarak geçeceğim.

Cennet vatanımın gitmediğim çok az sayıdaki yerlerini ziyaret edeceğim,

Gitmediğim ülkelere gideceğim 46 yaşımda 46 ülkeyi tamamlamış olmam gerekiyor. Farklı yerlerde farklı tatlar tadacağım.

Sözlerini anlamadığım, kulağıma hoş gelen, ruhumu okşayan müziğin ritmine bırakacağım kendimi.

Şimdiye kadar olduğu gibi geçmişe ait tüm hesapları kapatmış olarak devam edeceğim yoluma, sevdiklerimle, yanımla olanlarla birlikte.

İçimdeki uslu çocuk hiç büyümeyecek fakat hep uslu durmaya devam edecek.

Kim ne der, ne konuşur demelere kayıtsız kalmaya devam edeceğim. Doğru bildiklerimden, günahından, sevabından sorumlu olduklarımın peşinden koşacağım.

Başarısızlıktan hiç çekinmedim. Aynen devam edeceğim.

Çok kitap okudum fakat hiç roman okumadım, ama bir roman yazacağım. Önce Geziyorum kitabım ve Psikoloji içerikli kitaplarım var.

Şimdiye kadar yazdığımım, yüzlerce kez düşüncelerimi kaleme aldığım, yazılarımı yazmaya devam edeceğim.

Tecrübe edilenleri yeniden tecrübe etmek için zamanımın az olduğunu biliyorum, bunun için tecrübelerden yararlanacağım.

Seçimler kazandım. Kaybettiklerimde çok oldu. İki kez Belediye başkan Aday Adayı, bir kez Milletvekili Aday Adayı oldum fakat Aday gösterilmedim. Haklarım dolmuş değilim. Günün birinde tekrar ortaya çıkabilirimJ

Yeni seçimlere gireceğim, sonucu zafer sarhoşu edemeyeceği gibi, hayal kırıklığında uğratamayacak.

Hiçbir şeyin bağımlısı olmadım. Olmayacağım. Çünkü bağımlı olmak en büyük hastalık olduğunu biliyorum. Bağlı olacağım.

Hatalarımı kabul edip özür dilemeye devam edeceğim.

Affetmekten vaz geçmeyeceğim.

İşkolik huyumu biraz azaltacağım, fakat işlerimi daha iyi yapmak için gayret göstereceğim

Sevdiklerime ve çocuklarıma daha çok zaman ayıracağım.

Tanımadığım insanların cenazelerinde ağlayanlarla ağladım, tanımadıklarımın düğünlerinde onlarla mutlu olan biri olarak hayatın değerini acı ve zor günlerde değil her anında anlamaya devam edeceğim.

Hiç silah edinmedim, edinmeyeceğimde, dostlarımın var diye. Fakat bir tekne satın alacağım dostlarımla denizlere açılmak için,

Bundan başka bir hayatım olmadığını biliyorum. İyi olmanın, olumlu bakmanın hayatıma anlam katacağı inancım devam edecek.

Çocuklarımı dünyaya getirmekle onların sahibi değilim. Onlara iyi örnek olmakla mükellefim. Bir gün çocuklarıma babaları sorulduğunda gururla adımı söylemeliler, Yâda çocuklarım gururla babalarından bahsetmeliler. Bunun için çocuklarım ben öldükten sonra beni yaşatacak olan yegâne varlıklarım olduğu inancım devam edecek.

Konuşmaktan ziyade daha çok dinlemeye devam edeceğim. Bir şey sorulmadığı sürece fikrimi beyan etmeyeceğim.

Hiçbir zaman önyargılı davranmadım, davranmayacağım fakat sezgilerime dinlemeye devam edeceğim.

Daima, karşılıksız sevmeye devam edeceğim…

Nedendir bilemiyorum ama sanki beklediğim yaşıma girmiş gibiyimJ

Hayat bundan sonra daha sade, yalın ve anlamlı geçecek gibi duruyor…

Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder / Dante gibi ortasındayız ömrün diye başlayan şiirler çok uzak artık bize,

Hoş geldin 46. yıl.

Kaptan pilot elektronik cihazlarınızı kapatınız dememiş olsaydı devam edecektim. Fakat bitirmek zorundayım:( Oysaki benim boş geçen hayatımda yazılacak şeyler bitmezdi…

Sevgiyle kalınız, iyiki varsınız…

Ali Bilir, İstanbul-Malta, TK1371 32000 feet

Reklam

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...