Reklam
Hak arama ve adil yargı tartışıldı

Hak arama ve adil yargı tartışıldı

Beykoz Belediyesi ve Türkiye küçük Millet Meclisleri (TkMM)?nin ortaklaşa düzenlediği ?Anayasamızı Hazırlıyoruz? toplantılarının 4.?sü yapıldı.

Beykoz Belediyesi ve Türkiye küçük Millet Meclisleri (TkMM)?nin ortaklaşa düzenlediği ?Anayasamızı Hazırlıyoruz? toplantılarının bu ayki konusu ?hak arama, savunma ve adil yargı? üzerindeydi. Katılımın her zamankinden de daha az olduğu toplantıda katılımcılar, yargı ve adalet sistemi ile ilgili olarak yaşadıkları tecrübeleri ve bu konudaki endişe ve dileklerini dile getirdiler.

Anadoluhisarı Ahmet Mithat Efendi Kültür Merkezi?nde, Yakup Kadri Karabacak?ın koordinatörlüğünde gerçekleşen ?Anayasamızı Hazırlıyoruz- Birey Hak ve Özgürlükleri - Hak arama, savunma ve adil yargı? konulu toplantının bu ayki konukları ise sosyolog-yazar Hilal Kaplan ile Mazlum- Der eski Genel Başkanı ve aynı zamanda Demokratik Anayasa Hareketi?nin kurucularından, gazeteci- yazar Ayhan Bilgen idi.

 

Hilal Kaplan: Tuncay Özkan gazeteci kimliğiyle yargılanmıyor

Adil yargılanma hakkının Türkiye?de son zamanlarda tartışılan bir olgu olduğunu ifade eden sosyolog- yazar Hilal Kaplan, ?çok büyük hak ihlallerinin olduğu bir ülkeden, nispeten daha az şikâyetlerin olduğu bir ülkeye geçiyoruz. Burada nicelik ve nitelik farkını da göz önünde bulundurmak gerekiyor. Ancak sonuç itibariyle canı yanan insanın yine canı yanıyor? dedi.

Hilal Kaplan, Türkiye?de adil yargılanma ve tutukluluk tartışmalarının yapıldığı bir dönemde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AHİM)?nin, gazeteci Tuncay Özkan?ın başvurusu üzerine çok önemli bir karara imza attığını hatırlattı. Kaplan, söz konusu uluslar arası mahkemenin, Ergenekon adlı bir örgütün var olduğu, tutukluluk süresini de göz önünde bulundurarak gazeteci Tuncay Özkan?ın ?gazeteci? kimliği ile değil, bu sürecin bir parçası olarak yargılandığı ve adil yargılanma hakkının da zedelenmediği yönünde bir karar verdiğini hatırlattı. Kaplan, adil yargılanma tartışmalarının yaşandığı günlerde bu konuyu kendi lehlerine sömürmeye çalışan taraflara AHİM?in bu kararının bir cevap olması bakımından önem taşıdığını vurguladı.

?Terör örgütü olmasanız bile, terör örgütünün mensubu sayılabiliyorsunuz?

Sözlerini, ?Fakat bu demek değil ki, Türkiye?de adil yargılanma hakkı mevcut? şeklinde sürdüren Kaplan, uzun tutukluluk sürelerinin bir problem olduğunu ifade etti. Sosyolog- yazar, Terör ile Mücadele Kanunu (TMK)?nun şu anda yaşanılan birçok sorunun kaynağı olduğunu belirterek, ? bu kanun nedeniyle, terör örgütü olmasanız bile, terör örgütünün mensubu sayılabiliyorsunuz? dedi. Hilal Kaplan, ?Uludere Katliamı?ndan sonra, bunu protesto etmek isteyen 40 Dicle Üniversitesi öğrencisinden 25?inin şu anda yargılanmayı beklemek üzere tutuklu durumda bulunmalarını söz konusu kanunun uygulanmasına bir örnek olarak gösterdi. TMK?ya göre, öğrencilerin gerçekleştirdikleri protesto eyleminin terör örgütü propagandası bir faaliyet olarak görüldüğü kaydeden Kaplan, Diyarbakır gibi hassas bir bölgede bulunmaları nedeniyle bu öğrencilerin savcılar tarafından keyfi bir şekilde tutuklanmalarının meşru kabul edildiğini belirtti.

 

Abdullah Gül?e ?kürtçe? eleştirisi

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül?ün, Kürt vatandaşlara yönelik olarak ?Türkçe bilmiyorlar ise Kürtçe savunma yapabilirler; tercüman verebiliriz? şeklindeki sözünü de eleştiren Kaplan, ?bu ne demek aslında? Kürt vatandaşlarımıza yönelik ?Türkçe öğrenmeyin, Türkçe öğrenmez iseniz, kendi ana dilinizde savunma yapmanızı kabul edebiliriz? diye bir mesaj. İlk olarak, bu anlamda sakat bir mantık söz konusu. İkinci olarak, bir insanın kendini en iyi ifade edebildiği dil ana dili ise ve mahkemede yapılan savunmanın da sizin hayatınızı direkt etkileyecek bir şey olduğunu kabul edersek, aslında o insanın ana dilinde savunma yapma hakkının kendisi için ne kadar önemli olduğunu görebiliriz diye düşünüyorum? dedi.

Adil yargılanma hakkı devlet gibi koca bir heyulanın altında ezilmesin

TMK?nın sonradan çıkartılan bir kanun olduğunu kaydeden Kaplan, bu kanunun adil yargılanma hakkı bakımından ?en büyük zulümlere sebep olan kanunlardan birisi? olduğunu belirtti. Sosyolog Kaplan, konuşması sırasında ?vatandaşın devlet karşısında ne kadar güçsüz, ne kadar çaresiz bir durumda kaldığına? dair yaşamdan örnekler de sıraladı. ? Adil yargılanma hakkı, devlet gibi koca bir heyulanın, koca bir mekanizmanın altında insanların ezilmemesi için çok elzem olan bir hak? diyen Kaplan, bu nedenle yeni anayasada yapılacak düzenlemelerin ve kanunlarda yapılacak değişikliliklerin herkesin hayatını yakından ilgilendirdiğinin altını izdi.

 

Ayhan Bilgen: Hak, devletin vermesi ile doğan bir şey değil

Gazeteci- yazar Ayhan Bilgen ise konuşmasına, ?Anayasa tartışmalarını niye yapıyoruz, bizim hayatımızda ne ifade ediyor?? sorusu ile başlayarak, hak kavramının insanın doğduğu andan itibaren kazanıldığını ifade etti. Ayhan Bilgen, ?hak, devletin vermesiyle doğan bir şey değil, aslında var olan ve devletin sadece tanıması gereken bir şeyden bahsediyoruz. Sadece insan olmaktan dolayı sahip olduğumuz bu haklar kullanılamaz ise, insanlığımızı kaybediyoruz. Varlığımızın bir parçası olan bu hakların korunması ve hayat bulabilmesi ile ilgili mekanizma ise anayasadır? dedi. Bilgen, sözlerini şöyle sürdürdü: ?Anayasanın en genel anlamı, insana ait olan hakların devlet tarafından tanınması ve bunun yazılı olarak güvence altına alınmasıdır. Yani haklarımızın keyfi olarak verilmediği, konjonktürel olarak ele alınmadığı, ülkenin ve kişilerin durumuna ya da çağ gibi bir takım faktörlere bağımlı olmaksızın yazılı olarak taahhüt altında tutulmasıdır. ?

?Tuz kokuyor?

Adil yargılanma ve savunma hakkı konusunda, ?tuzun kokması? şeklindeki atasözüne atıfta bulunan Bilgen, ?bir siyasal veya toplumsal düzende adil yargılanma hakkı ve savunma hakkı ile ilgili işleyişte ya da yasalarda teminat altına alıcı, güçlü güvenceler yok ise, o ülkede birçok şey tehdit altında demektir. Dolayısıyla da bizim adil yargılanma ve savunma hakkımız aslında doğuştan zaten var, bize lütfedilmiyor, bunun sadece anayasada kabul edilmesi ve güvence altına alınması gerekiyor? dedi.

Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı söz konusu olduğu sürece adil yargılanma hakkından da söz edilebileceğini kaydeden Bilgen, ?yargı kendine devleti koruma görevini uygun görüyorsa, burada bağımsızlıktan da, tarafsızlıktan da söz edilemez? ifadesini kullandı. Ayhan Bilgen, ideolojik bir arka plan kazandığı andan itibaren zaten yargı bağımsızlığının da kaybolacağına işaret ederek, ?devlet, kendi güvenliğini merkeze koyuyor ise, birçok hakkı askıya alarak yargının da bu yönde refleksleri gelişmeye başlar? açıklamasını yaptı.

?İyi yasalar da çok anlam ifade etmez?

Duyarlı takipçiler olmadığı takdirde iyi yasaların da çok anlam ifade etmeyeceklerini kaydeden Bilgen, haklarının bilincinde hareket etmeyen, bastırılmış bir toplum psikolojisi mevcut ise, iyi yasalar ile yönetiliyor olmanın bir anlam taşımadığını söyledi.

Katılımcılara söz verildi

 

Sedat Dalar (Özgün Haber): Diyarbakır?da protesto yapan öğrencilerin uzun tutukluluk süreleri örneğini verdiniz; katılıyorum; evet, bu iyi bir örnekti. Son dönemlerde oldukça popüler bir dava olduğu için soruyorum: Ergenekon Davası?nda uzun bir tutukluluk süreci söz konusu. Ergenekon?da adil yargılanmalar olduğu için mi konuşmanızda bunu örnek olarak vermediniz, yoksa konuşma süresi yetmediği için mi?

 

Adnan Çeliker (Sinoplular Derneği Başkanı): Türkiye?de adil yargılama olsaydı, bu kadar gayrı meşru bir yargılama sistemi de olmazdı herhalde. Hırsızlık olaylarına bakıyoruz, hırsızın biri insanların kaç yıllık emeklerini çalıyor; yakalanıyor, 3 ay sonra ise çıkıyor. Çıktıktan sonra yine aynı şeyi yapıyor. İşin içinde hak olmadığı zaman, adaletsiz bir yargı sistemi söz konusu oluyor.

Mustafa Sezgün (Yazar): Bazen fail, fiilin önüne geçiyor. Fail, yapan; fiil ise yapılan şeydir. Bazen faile bakarak fililer değerlendiriliyor. Böyle olduğu zaman da fiil, failin gölgesi altında kalarak, kesiliyor. Bu olduğunda bunun topluma yansımaları ne olabilir? Ayrıca bir sorum da: Adalet eşitlik mi? Eşitliğin kayırıcı bir yanı var diye düşünüyorum. Oysa, adalet daha kapsayıcı ve herkesi daha koruyucu bir yanı olan bir kavram. Bu konuda sizler ne düşünüyorsunuz?

Eda Seskir (Beykoz Postası): Yerel basında bile basın mensupları düşüncelerini özgürce ifade ettikleri zaman fişleniyorlar. Hakların özgürce kullanılmaları konusunun yeni anayasada dikkate alınmasını istiyorum.

 

Av. Yüksel Baki (Belediye Başkan Yardımcısı): Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi?nin 6. maddesinde, adil yargılanma hakkı konusunda ?makul süre? koşulu bulunmaktadır. Bu maddeye dayanarak ne kadar talepte bulunursanız bulunun, çok fazla dinlendiği kanaatinde değilim. Adil yargılanma hakkı bağlamında bunu yeni anayasada nasıl şekillendirebiliriz? Kanaatimce, anayasa çok uzun bir metin olunca insanların bundan beklentileri de yüksek oluyor, hem de uygulamada çok güçlükler ile karşılaşılıyor. Anayasamız çok temel bir metin olmalı, çok üst bir metin. Herkesin anlayabileceği basit bir metin olmalı. Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu?nda veya Terör ile Mücadele Kanunu?nda düzenlemeler yapılmalı. Çünkü hakikaten, bir koruma tedbiri olan ?tutuklama,? bir koruma tedbiri olmaktan çıkıyor, cezaya dönüşüyor. Bu, üzücü hak ihlallerine sebebiyet veriyor diye düşünüyorum.

 

Devleti ?baba? olarak görmekten vazgeçilmeli, ondan korunmanın yolları aranmalı

Soruları yanıtlayan sosyolog- yazar Hilal Kaplan, katılımcıların ?mahkemeye düşmek? şeklinde ifade ettikleri yargılama sürecinin, içinde bulunulan durumu zaten yeterli şekilde tarif ettiğini kaydederek, devleti baba olarak görmeyi istemenin doğru olmadığını belirtti. ?Savcılar da devleti baba olarak görüyor ve onlar da kendi babalarını koruyorlar; hâkimler de aynı şekilde. O yüzden devleti baba olarak görmekten vazgeçmemiz lazım, çünkü bu algı, herkesin kendi babasını koruduğu bir kaos ortamına ve adaletin teslim edilemediği bir duruma sebep oluyor. ?Baba?dan çok bizi rahat bırakacak bir devlet mekanizması kurmaya çalışmamız ve devletten korumanın yollarını aramamız gerekiyor? diyen Kaplan, sözlerini, ?devlet kapısında vatandaş olarak biz eşitliği talep etmeteyiz. İktidarın olduğu hiçbir yerde eşitlik söz konusu değildir? şeklinde sürdürdü.

Türkiye?de cezaevinde yatanların üçte ikisinin hükümlü değil, tutuklu

Suçluların cezalandırılmadığı bir toplumda suçluların artacağını belirten gazeteci- yazar Ayhan Bilgen ise, hakları gasp edildiğinde bunun cezalandırılmasını talep etmenin insanların en doğal hakları olduğunu kaydederek, ?Türkiye?de cezaevinde yatanların üçte ikisi hükümlü değil, tutuklu? dedi. Bilgen, ?insanın özgürlüğü bu kadar kolay engellenebilir mi?? diye sordu ve geç işleyen adaletin adalet olmadığını ifade etti. Hâkimlerin bağımsızlık ve tarafsızlığının önemine de işaret eden Ayhan Bilgen, hakim ve savcıların tayin ve atamaları bağımsız bir şekilde yapılmadığı sürece bu konuda sorunlar yaşanacağının da altını çizdi.

 

Koordinatör Yakup Kadri Karabacak?ın, bir sonraki programda daha fazla katılım görmek umudunu dile getirmesinin ardından ise toplantı sonlandırıldı.

Bir sonraki TkMM toplantısı, 21 Mart 2012 tarihinde gerçekleştirilecek.

Reklam

YORUMLAR...