Reklam
Özer Güneş

Büyüyen ekonomi, fakirleşen halk!

Ülke olarak yeni bir ekonomik krizin tam göbeğindeyiz. Türkiye’nin AKP ekonomi idaresi altındaki ‘model’i, dövizin ucuzluğuna dayalı olarak ucuz ithalat, ucuz döviz, bol sıcak para, bunların getirdiği ekonomik canlılık üzerine kurguluydu. Artık bu yalancı baharın sonuna gelindi.

Siyasi iktidar bu gidişatın bizzat kendilerinin neden olduğu yapısal sorunlar kaynaklandığını bildiği halde, sorunun çözümünü yine sorunun mağduru milletin kucağına bırakmış, sanki yaşananların hepsi siyasi iktidarın başarılarını çekemeyen dış güçlerin bir tezgahı gibi yansıtıyor ve sorunun çözümünü yine popülist politikalarda arayarak seferberlik havasında döviz bozdurma gibi popülist hamlelerle krize çare arıyor.

Resmi kurumlar sendikalar ve derecelendirme kuruluşları nerdeyse her ay ekonomik gidişatı gösteren istatistik sonuçlar açıklıyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı verilere göre “Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYH) %5,1 arttı. Gayrisafi yurtiçi hâsıla ikinci çeyrek ilk tahmini; zincirlenmiş hacim endeksi olarak (2009=100), 2017 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %5,1 arttı. Üretim yöntemiyle gayrisafi yurtiçi hasıla tahmini, 2017 yılının ikinci çeyreğinde cari fiyatlarla %16,3 artarak 734 milyar 211 milyon TL oldu. Gayrisafi yurtiçi hâsılayı oluşturan faaliyetler incelendiğinde; 2017 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim değeri olarak; tarım sektörü %4,7, sanayi sektörü %6,3, inşaat sektörü %6,8 arttı. Ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetlerinin toplamından oluşan hizmetler sektörünün katma değeri ise %5,7 artmış..” diyor.

Tabi buradan gazı alan Sn. Cumhurbaşkanımızda “Büyüme oranlarını gördünüz. Kriz ülkemizi teğet geçtiği için kısa sürede toparlandık. Batı ülkelerinde 2008 küresel krizin yıkıcı etkileri hissediliyor. Son büyüme oranını gördünüz, dünyada bir numara olduk. 15 Temmuz gibi tarihi bir şoku atlattık. 2017 yılını rekorla tamamladık. Benzer bir başarıyı ihracatta yakaladık, kasım ayı itibariyle 143 milyar doları geçti. Geçmişte 158 milyar doları bulmuştuk, muhtemelen yeni bir rekorla bunu tamamlayacağız. Uluslararası yatırımlardaki nispi azalışı, turizmdeki yükselişle telafi ettik. 800 milyon liralara düştüğü dönemden, tabi Rusya’yı kast ediyorum, hamd olsun 4,5 milyar doları yakaladık. Döviz kurunun yüksekliği hep ifade ettiğim gibi kesinlikle ekonominin gerçekleriyle uyumlu değildir. Bunun için de döviz kurunda kısa sürede doğru dengenin bulunacağına ben inanıyorum.” diyor.

Cumhurbaşkanımız  böyle söylüyor ama çarşı-pazar fiyatları alt gelir seviyesindeki vatandaşın belini bükmeye devam ediyor. Esnaf işsizlikten kan ağlıyor. Kredi, vergi, SSK vs ödemelerini yetiştiremez duruma gelmiş, kepenk kapatanların sayısı bir hayli fazla …

TÜRK-İŞ (Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu) otuz bir yıldan bu yana her ay düzenli olarak çalışanların geçim şartlarını “açlık ve yoksulluk sınırı” araştırmasıyla belirlemektedir. TÜRK-İŞ Araştırmasının 2017 Aralık ayı sonucuna göre; Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 1.608,13 TL… Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 5.238,32 TL..

Bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti ise 1.989,20 TL olarak gerçekleşti. Büyüyen ekonomide işsizlik oranı artar mı?

Peki, büyüyen ekonomide milyonlarca kişiye sosyal yardım yapılır mı?

Bağımsız Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın bilgi edinme talebi doğrultusunda sosyal yardımlara ilişkin soruları, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından yanıtlandı.

Bakanlık verilerine göre; Türkiye’de 2016 yılında 3 milyon 154 bin 69 aile, 10 milyon 610 bin 928 kişiye sosyal yardım yapıldı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı aracılığıyla yapılan sosyal yardımlar 22 milyar 499 milyon TL tutarında iken sosyal yardım veren diğer kurumların yardım miktarı ile birlikte toplam sosyal yardım tutarı 32 milyar 7 milyon 123 bin TL olarak gerçekleşti.

Bu rakamlara belediyelerimizin yaptığı yardımlar dâhil değil.

Hani nerede ekonomik  büyüme?

Ekonomik olarak büyüdüysek  yapılan bu yardımlar neden azalacağı yerde çoğalıyor?

Şu anda hane başına düşen borçlanma miktarı artmış durumda. Vatandaşta tıpkı devlet gibi çarkını borçlanarak çevirmekte!

Ülkemizde  sekiz kişiden biri sosyal yardım alırken yoksulluk sınırı rakamları ile vatandaşın bir ayda eline geçen maaş miktarları ortadayken  ekonomik anlamda büyüyoruz zenginleşiyoruz demek bu milletin aklı ile dalga geçmektir.  

Netice itibariyle... OHAL’in yarattığı belirsizlikler, batıyla gerileyen ilişkiler, ülkemizin bekâ faktörlerini tehlikeye sokan milli güvenlik sorunları, kutuplaşmalar, birbiriyle uyumsuz bu tuhaf ekonomi ve siyaset modelleri vs… Tıpkı hayatta ve ayakta kalma zorunda kalan bir hasta misali Cumhuriyet tarihinin en kötü günlerini yaşıyoruz…

Tablo ortada! Memleket, siyasi iktidarın bize sunduğu gibi güllük gülistanlık değil… Hatta istatistiklere bakıldığında, siyasi iktidarın 16 senelik tek başına iktidar süreci, ‘artık koalisyonlarla yönetilmeyeceğiz’ argümanındaki kötülediği dönemlerden daha beter!

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...