Reklam
Reklam
Mustafa Babuz

Küçüksu için hak davamız!

Sevgili Beykozlular,

Kent yaşantımızın en büyük sorununun otopark olduğunu hepimiz biliyoruz. 13 yıl öncesine kadar sokaklarda değnekçilerle yaşadığımız sorunlar, hepimizin çözülmez bir sorunu idi, özellikle otomobil sahipleri için. Yaya vatandaşlarımız da bu durumdan mustarip idi. 2005 yılında İBB’nin kurduğu İSPARK işletmesi kurumsal kimliği ile otopark mafyası ve değnekçiliğini ortadan kaldırmaktaydı. Bu düzenli çalışma ile otopark yerlerinin kontrolünü eline alarak birçok kişiye istihdam sağladığı gibi hepimize güvenebileceğimiz, araçlarımızı huzurlu bir şekilde otoparka teslim edeceğimiz bir kurum karşımıza çıktı.

Fakat ilerleyen zaman İSPARK’ı da sektörel güç haline getirdi. Bu güç ile sanki kendi mülküymüş gibi yasaların dışına çıkarak hareket etmeye doğal olarak da kendi istediği şekilde hizmete açmaya ve iştah kabartıcı kazançlar elde etmeye başladı. Bu görüntü tarihi ve doğal güzelliklerin, özellikle de tarihi mesire yeri olan Küçüksu Çayırı’nın otopark olarak kullanılmasına mahal verdi. Semt sakinleri olarak yıllardır halk yaşamına kazanılması için mücadele ettiğimiz Küçüksu Çayırı’mızda birçok hak sahibinin olması, alana kaderine terk edilmiş bir görüntü verdi. İspark’ın yol kenarlarındaki park alanları ihtiyacı karşılamayınca, ispark çayırımızdaki yeşil alanları hunharca kullanmaya başladı. Bu durum sit alanı ilan edilmiş bir bölgenin, yasalar ile korunması gerekirken, bilinçsizce otopark olarak kullanılmasına  göz yumuldu. Önce Marmara Üniversitesi’nin kullanım alanı olan parsele, mıcır ve asfalt malzemeleri dökülerek yeşil alan yok edilip otopark yapıldı ve sadece kurumsal çıkarlar düşünülerek hareket edildi. Bu alana şikayetimizi Çevre Bakanlığı ve Tabiat Varlıkları Koruma Kuruluna bildirdik. Kurumdan gelen olumlu cevap bizleri sevindirirken diğer taraftan günümüzün ekonomik doyumsuzluğu çayırımızın diğer alanındaki vakıf parselinde devam etti. (İSPARK OTOPARK). Tarihi değerlerimizi ve mesire alanımızı, yasaların ve dernek tüzüğümüzden aldığımız yetkiyle, bu uygunsuz parklaşmaya dur dememiz gerektiği bilinciyle dava ettik. Bu kadar önemli ve tarihi bir alanın, İspark gibi İBB’ye ait bir kurumsal işletmenin çevre düzenlemesi yaparak herkesin ihtiyacı olan otopark için uygun alanlar oluşturarak yapması daha olumlu olur iken mesire alanı moloz ve çöplerle doldurularak kot farkı oluşturulup çirkin bir faaliyet ile otopark hizmetine sunuldu. İlgililerin duyarsızlığı bizleri üzdü. 

Tek güvencemiz olan yasalar çerçevesinde verilen kararlar bizleri sevindirdi. Durum bu iken İspark 2014 yılında uygulanması gereken mahkeme kararını neden uygulamadı?

Bu karar yürütülmesi gerekirken çayırın diğer boş alanına otopark genişletmesi için(mıcır ve asfalt dökülerek) yeniden otopark alanı yaratmaya çalışmaları ne içindi?

Madem bu kadar ihtiyaç vardı neden yıkılan kulüp tesislerinin olduğu alan kullanılmadı? 

İspark yetkililerinin bu konuya açıklık getirmesini istiyoruz.

Bizler bölgenin tarihi ve doğal dokusunu yasaların ön gördüğü kanunlar çerçevesinde halk yaşantısına kazanılması için sorumluluğunu yerine getiren halkımızın sesi olan dernek mensuplarıyız ve bu konunun takipçileriyiz.

Lakin suçlu oldukları mahkeme kararı ile onaylanan İspark’ın, derneğimizi halkımıza hizmetleri engelleyen, halkı zor duruma bırakan bir kurummuş gibi ifade etmelerini kınıyoruz.

Anadolu Hisarı Turizm Kalkındırma Derneği olarak amacımız halkımızın gerçekten ihtiyacı olan otopark sorunu ile Tarihi Mesire Yeri projesinin hayata geçirilerek tüm halkın faydalanmasını ve çok güçlü bir turizm potansiyeli oluşturmasını sağlamaktır. 

3 yıl önce verilmiş olan mahkeme kararının ülkemizin çok hassas bir döneminde uygulamaya konulması bizleri de düşündürmektedir.

KÜÇÜKSU MESİRE YERİNİN GERÇEK KİMLİĞİNE KAVUŞMASINI İSTİYORUZ!

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...