Reklam
Reklam
Gonca Jale Peker

Zihniyet Dönüşümü

Öncelikle, bu yazıyı utana sıkıla yazdığımı belirtmek isterim. 21.yüzyıl Türkiye’sinde kız çocuğuna, eşe, anneye ‘kadın’a biçilen değeri, kimliği ve rolü hala konuşuyor olduğumuz için. Daha önce çocuk gelinlerle ilgili bir yazı kaleme almıştım. Küçük yaşlarda zorla evlendirilen kız çocuklarının, taşımak zorunda bırakıldıkları yüklerden dem vurmuştum.  Bu yazımın öznesi yine ‘kız çocukları’; evlilik dışı, cebir ve şiddet sonucu onlara yüklenen biçilmiş hayatlar üzerine…

Geçtiğimiz günlerde skandal bir iddia ortaya atıldı. Basına yeni yansımış olsa da olay 2017’ye dayanıyor.  İstanbul’da ki bir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne beş ayda getirilen 250 kız çocuğunun 15 yaş altı 38’i Suriyeli, 77’si 15 yaş üstü 18 yaş altı olmak üzere toplam 115 kız çocuğunun hamile olduğu ve bu durumun emniyetle paylaşılmadığı iddiasıyla adeta sarsıldık. 15 yaş altı? Gebelik? Annelik?

Hastanede sosyal hizmet uzmanı olarak çalışan bir personelin durumu tespit edip konuyu başhekim yardımcısına aktarması ve sonuç alamamasıyla birlikte, T.C. Başsavcılığına yaptığı ihbar sonucunda olay gün yüzüne çıkıyor. Yıllık ortalama 18 yaş altı gebe 450-500 kız çocuğunun hastaneye getirildiğini söylüyor çalışan. Bu İstanbul’da sadece tek bir hastane. İstanbul’un 39 ilçesinde ki hastane sayısına göre kayda geçen ve geçmeyen sayıyı düşünün... Bunu Türkiye genelindeki hastaneler ölçeğinde düşünürsek, herhalde işin içinden çıkamayız. Tablo korkunç!

Haber, medyada geniş yer bulduktan sonra Aile Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve İstanbul Valiliği olaya müdahil oldu ve konunun takipçisi olacakların belirtiler, gerekli müfettiş görevlendirmelerinin yapıldığı, hatta çocukların psikologlar ve sosyal uzmanlar nezaretinde sorgulanmaya başladıkları haberleri dün basına yansıdı.  İstanbul Valisi Vasip Şahin’in açıklamaları ve görevlilerle ilgili soruşturma izni vermemiş olması dikkat çekiciydi. Açıklamalarından satır başları şöyle; “15 yaş altı gebeliklerin bildiriminin yapılmasının kanunlar gereği gerekli olduğunun ve yapıldığının, 15 yaş üstü ve 18 yaş altı gebeliklerde eğer cebir, şiddet, tehdit ve diğer baskılar söz konusu ise ve tespit edilmişse bunların tespitinin zorunlu olduğu; eğer tespit yapılamamışsa ‘bildirim zorunlu değil ve soruşturma şikayete tabi’ ”. Tabi, buradan çıkacak bazı sorular var: Tespit yapılamamışsa ne demek? Tespit yapılmak istenmemiş olabilir mi mesela? Çocuk istismarının üzeri örtülmek istenmiş ve suça ortak olmak istenmiş olabilir mı? 15 yaş üstü 18 yaş altı çocuk değil mi? Cebir ve şiddet tespitinin hastane personelinin kararıyla değil de, adli makamlarca yapılması gerekmez mi? 

Hukukçu değilim, ancak konuyla ilgili kanuna bir baktım, TCK’nın 103.maddesinde; ‘15 yaşını tamamlamış her çocuğa karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranışın cinsel istismar sayılacağına’ ilişkin hüküm 2016 yılında Anayasa Mahkemesinin kararıyla iptal edilmiş ve yeni düzenlemeyle; 15 yaşını tamamlamış çocukların ‘cinsel davranışın anlamını ve sonuçlarını algılama yeteneği’ ve ‘rızası’ var ise kendisine yönelen suç sayılmaz denmiş. Burada ki ‘rıza’ kelimesi tartışmaya çok açık. İşleyen hukuk sistemi, adalet bir ülkenin, bir milletin olmazsa olmazıdır. Kanun maddelerindeki boşlukların, hataya mahal veren esnek yorumlamaların yeni yapılacak düzenlemelerle günümüze uygun şekilde revize edilmesi gerekir.

Aile Bakanlığı’nın, erken yaşta evliliklerle mücadele konusunda ne kadar hassas olduğu ve sıkı çalışmalar yaptığını biliyoruz. Konuyla ilgili geçtiğimiz yıl bir eylem planı hazırlandı ve uygulamaya sokuldu. Devletin, kamu kurum ve kuruluşlarının, STK’ların, medya organlarının, ailelerin, toplumun her kesimindeki bireylerin bu konuda çok çok duyarlı ve katılımcı olması gerekir. Erken yaşta ve zorla yaptırılan evliliklerin engellenmesi için milletçe bir zihniyet dönüşümünün yapıldığı ve hiçbir istismar vakasının üzerinin örtülmediği bir gelecek temennisiyle…

gonca.peker@yahoo.com

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...