Reklam
Şeref Kaçmaz

Şekerli -Yorum

Dam başında saksağan, vur beline kazmayı!!!! Bu ne perhiz? Bu ne lahana turşusu? da diyebiliriz. Bir taraftan %50 ve üzeri oy almayı hedefleyeceksin, diğer taraftan da bunları yapacaksın. Bu kadar kritik zaman, bu kadar negatif işi kaldırmaz…..

Kıymetli okuyucular, öncelikle hep birlikte bir tespit yapalım. Bir fabrika sahibi olsanız ve alım fiyatını da, satış fiyatını da siz belirleseniz, hammadde alım derdiniz olmasa, malını satmak için on binlerce üretici kapınızda beklese, satış derdiniz de, olmasa malınızı almak için binlerce alıcı kapınızda beklese siz zarar eder misiniz? Bütün bunlara rağmen zarar ediyorsanız işletmeyi bilmiyorsunuz demektir. Yani bütün bu imkanlara rağmen zarar ediyorum bu nedenle satıyorum derseniz, bu kendinizi inkar ve beceriksizliğinizin itirafı gibidir. Gerçek bu mu? İnceleyelim….

Ülkemizde Şeker Pancarı eken çiftçi sayısı yaklaşık 110 bin, aileleri ile birlikte en az 500 bin kişi geçimini sağlıyor. Şeker fabrikalarında çalışan işçiler bu hesaba dahil değil, on binlerce kişiyi ekleyebiliriz. Diğer taraftan şeker pancarı yalnız sanayi hammaddesi değil, aynı zamanda besi hayvancılığında çok kıymetli gıda olan yaprak, baş ve posa ile bir yem bitkisi. Şeker pancarından elde edilen yem, et ve süt üretiminin ve üretimde kalitenin artmasına, insanların daha yüksek hayat standardı ve daha sağlıklı besine ulaşmasına yardımcı oluyor. Üretilen pancar; taşımacılık, tarım alet ve makinaları başta olmak üzere birçok sanayinin gelişmesine, gübre ve ilaç gibi girdilerin kullanılması ile endüstriyel sektöre de büyük katkılar sağladığı teknik raporlarla belirlenmiş gerçekler. Bunların yanında, şeker pancarı ekilen alan, eş değer bir orman alanına kıyasla 3 kat daha fazla oksijen üreterek tüm canlılar için oksijen kaynağı olarak da her türlü verimin artmasına destek olmaktadır.

Kısaca, yüzbinlerce çiftçinin geçimini sağladığı, on binlerce işçinin istihdam edildiği, satıcısı kapıda beklediği, alıcısı kapıda beklediği, insanların sağlıklı yaşamasına destek olduğu, hayvanların ve bitkilerin veriminin artmasına destek olduğu bir ürünün üretildiği fabrikaların satılmasındaki gerçek sebep ‘’ZARAR’’ o-la-maz…

Bu kadar önemli değere sahip olan fabrikalar neden satılır??

Acaba hazine de para bitti de, şeker fabrikalarının satışından bütçe açıklarımı kapatılacak? Yoksa daha modern yeni fabrikalar mı kurulacak?

Ya da geçmişte verilen sözlerin yerine getirilmesi mi talep ediliyor? 10 bin km öteden ABD’den tavsiye niteliğinde, talepler ve taahhütler mi hatırlatılıyor?

Hatırlayalım; ana-sol-m iktidarında ülkenin düştüğü ekonomik bunalımdan kurtulmak için abd den K.Derviş gönderilmiş ve Derviş yasaları denilen kanunlar süratle hayata geçirilmişti.(Ecevit bir anısında Derviş için ‘’en büyük hatam’’ diyordu). Emperyal güçlerin sömürge yasalarına benzeyen bu yasaların bazıları, Uluslararası Tahkim yasası, Telekom yasası, Tütün Yasası, Tuz yasası, Doğalgaz piyasası yasası, Merkez bankası yasası, Bankacılık yasası, Kamulaştırma yasası, İhale yasası vs… gibi yasalardı ve birçoğu ABD ve AB’nin istediği gibi yasalaştı. Bunların bir tanesi de;

‘’Şeker Yasası’’ idi ve 2000 yılında yasalaştı, bu yasa ile Şeker pancarında taban fiyatı kaldırıldı, fiyat belirleme fabrikaların keyfine bırakıldı. Pancar üretimine kota dönemi başladı. Köylü pancar ekemez hale getirildi. Fabrikaların bir kısmı satıldı, diğerlerinin satılması gündeme alındı. Şeker ithalatının önü açıldı. Türkiye, Cargill’in ve kaçak şekerin işgaline uğradı.

Ana-sol-m den sonra, derviş yasalarını ve politikalarını elinin tersi ile çöpe atacağını söyleyerek iktidara gelen Ak parti,  yarım kalanların birçoğunu süratle tamamladı, günümüzde de elde kalan son 14 şeker fabrikasının da satılması için ne gerekiyorsa yapılıyor. Hükümet içinden, muhalefetten, çiftçiden, işçiden yükselen sesleri duymazlıktan gelerek bodoslama duvara doğru son sürat gidiliyor.

ABD’li nişasta bazlı şeker (nbş) üreticisi Cargill, ocak ayında yayınladığı  raporda, Türkiye’ye şeker fabrikalarını özelleştirme tavsiyesinde bulunuyor ve bir TV kanalına katılan Cumhurbaşkanının ekonomi baş danışmanı Yiğit Bulut, bu haber üzerine kendisine sorulan soruya Erdoğan’ın Şeker fabrikalarının satışına asla izin vermeyeceğini savunarak, satışa karşı olduğunu da ifade etmiş oluyordu. Danışmanlara danışılıyor mu? Ya da her hangi birine danışılıyor mu???

Umarım hükümet en kısa zamanda bu gaflet uykusundan uyanır.

Adaletin güçlü, güçlünün de adil olduğu bir dünyanın en kısa zamanda kurulması duası ile Allah’a (c.c.) emanet olun.

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...