Reklam
Mustafa Babuz

Beykoz ve Turizm

Sevgili Beykozlular,

Her yıl nisan ayının 2. haftası Turizm Haftası olarak kutladığımız sosyal bir terim olarak Turizm tarihi-doğal, kültürel zenginliği ve güzelliği, yerli ve yabancı turistlerle olan bölge veya yere ekonomik destek sağlamak için kültürel, teknik önlemlerin yapılan çalışmaların tümü yani insanların asıl ikameti dışındaki yerleri gezmek, görmek eğlenmek amacı ile yapılan turistik gezi veya seyahatlerdir.

Aslında turizm ülkelerin ekonomisine büyük destek sağlayan bir endüstri olmuştur. Yani buna turizm endüstrisi diyebilirim. Fakat Beykoz ilçemize baktığımızda turizm ne amaçla ne şekilde değerlendiriliyor görelim.

Anadolu Hisarı’na baktığımızda tarihe meydan okuyan bir kalemiz var 1900’lü yıllarda surların bir kısmı yol geçidi için yıkılmış, öyle kalmış. Kalenin kendisini turizm tanıtım kitapçığında resmi hariç gözükmemektedir. 640 yıllık  bir tarihi olan kültürel zenginlik görsel olarak durmaktadır.

Göksu Deresi’ne baktığımızda 2006 yılında dere girişinde yapılan düzenleme boğazda tekne turu yapan tekne, özel sandal ve yatların güvenliği için yapılmış mecburi bir hizmet. Derenin içerisine doğru ilerleyince düzensiz tekne, gelişi güzel oluşturulan sıra sıra yatlar, kimin ne yaptığı belli olmayan düzen, sportif anlamda kano ve deniz sporu yapmaya çalışanları nasıl engelliyor siz karar verin. Lakin içeride ilerleyince Baruthane Parkı’nın  güzelliği 2013 yılında Beykoz Belediyesi tarafından zorda olsa yapıldı ve güzel hizmet veriliyor.

Göksu Deresi’nin en büyük özelliği olan sandallarımız ve sefa turları, derenin balçık olması sebebi ile belirli bir noktadan ileri gidemiyor. Yeni başlanan temizlik çalışmalarının neticesini hep birlikte göreceğiz. Zamanında Baruthane Parkı yapılmasın diye Anıtlar Kurulu’na şikayet üstüne şikayet eden STK’ların temsilcileri şimdi hangi yüzle turizm destinasyonu deyip  belediyeden faydalanıyorlar acaba. Turizmin nesinden yararlanma niyetindeler, bu konuda da yerel yönetimler hangi STK’nın ne amaçla çalıştığını iyi süzgeçten geçirmelidir.

Küçüksu’ya geldiğimizde tarihi Küçüksu Kasrı görkemli mimarisi ile tek ayakta duran yerdir. Onun da TBMM’ye bağlı olması güvenli kurumsal bir yapı özelliğini korumaktadır. Fakat bitişiğindeki kafeteryalar bu tarihi güzelliği sanki parseller gibidir. Anadolu Hisarı Turizm Kalkındırma Derneği’nin 41 yıldır mücadelesini verdiği tarihi, doğal, kültürel değerler mirasının korunması mücadelesinde milli saraylar ile yapılan protokol gereği Saray bitişindeki iskele alanı komple Milli Egemenlik Parkı olarak kalması kararı alınmış iken kafeteryanın  uzantısı olmuştur. Halk bu alandan sadece boğaz hattı teknelerine ulaşım olarak yararlanmaktadır. 

Göksu Deresi kenarı ve Küçüksu yolu üzerindeki işletmeler ise gelen vatandaşların kahvaltı, yeme, içme, eğlenme, vale hizmeti ile turizme ticari anlamda katkı sağlamaktadır. Küçüksu Çayırı ile ilgili daha önceden yapmış olduğumuz mücadeleyi hepiniz biliyorsunuz sanırım. Önceki yazılarımın içeriğinde bilgilendirmiştim. Anıtlar kurulunca tescilli bu doğal alan ise kaderine terk edilmiştir. Vatandaşlarımız 1970-1990 yıllarındaki Küçüksu Çayırı’nın özlemi içerisindedir.

Genel olarak baktığımızda sayfalara sığdıramayacağımız tarihi, doğal, kültürel, manevi güzellikleri barındıran ilçemiz, semtimiz kurumlarca kahvaltı, yürüyüş, geçici toplantılar ile turizm haftası görüntüsü ile geçiştirilmesi hiç de önemsenmeyecek bir konu değildir.

Beykoz ilçemizde turizm amaçlı iki STK vardır. Birisi 41 yıllık mücadelesi ile  Anadolu Hisarı Turizm Kalkındırma Derneği, diğeri ise Beykoz Turizm İşletmeleri Derneği’dir. Gönül isterdi ki ilgili yerel yönetimin bu kurumlar ile müştereken bir turizm çalışması yaparak Beykoz turizm endüstrisine büyük katkı sağlayacak bir hizmetin ortaya çıkması olurdu.

Harikulade doğal, kültürel, sanat, manevi güzellikleri barındıran Beykozumuzun en eski semti olması özelliğiyle Anadolu Hisarı’nın bazı turizm eksikliklerini anlatmaya çalıştık. İnşallah ilgili kurumlar bu konuda gerekeni yaparlar.

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...