Reklam
Reklam
Şeref Kaçmaz

Oylu – Yorum

Normal zamanı 3 Kasım 2019 olan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili seçimleri ile ilgili hükümet ve yavru muhalefet her defasında seçimlerin zamanında olacağını özellikle vurguluyordu. Hatta kimse sormadığı halde ‘’seçimler zamanında yapılacak’’ ifadesini kullanıyorlardı. Çok değil daha 1 ay kadar önce iktidar partisi Genel Başkan Yardımcısı bir basın toplantısında yine seçimler zamanında olacak dedi, bir gazetecinin ‘Bahçeli erken seçim çıkışı yaparsa ne olacak? sorusuna ‘’sadece çıkış yapmış olur seçimler zamanında yapılacak’’ diyerek cevap verdi.

Bu kadar kesin kararlılık ve irade ortaya koydukları seçim zamanı meselesinde neden karar değiştirdiler?

Saadet Partisinin Sayın Genel Başkanının seçim ittifakı görüşmelerinde ortaya koyduğu prensipler; Adaletin tesisi, hukukun üstün tutulması, insanların haklarını arayabileceği ortamın sağlanması, ekonomide yolsuzluklarla, israfla mücadele, mali ekonomik politikaların terk edilerek, reel ekonomik politikalara geçilmesi, üretime dayalı olmayan yatırımların derhal durdurulması ve üretim ekonomisine geçilmesi, tarım ve hayvancılıkta milli politikalara geçilmesi, ithal eden değil ihraç eden durumu gelmemizin sağlanması, içerde kutuplaşmayı değil, kucaklaşmayı ve kardeşliği sağlayacak sosyal politikaların uygulanması, adil gelir dağılımın ve vergi adaletsizliğinin son bulacağı ekonomik politikaların uygulanması konuları toplumun birçok kesiminde kabul gördü ve seçmenler bunları dinledikçe Saadet Partisi’ne karşı ilgi de arttı destek de arttı. Saadet Partisi’nin yükselişine engel olmak ancak Saadet Partisini de cumhur ittifakının içine dahil etmekle olurdu fakat, kendilerine yapılan çok cazip sayılardaki milletvekilliği ve bakanlık tekliflerini, önemli olanın devletin ve milletin bekası olduğu, bunun da ancak yukarıda sayılan prensiplerinin hayata geçirilmesi ile mümkün olacağı düşüncesi ile elinin tersi ile itmesi Saadet Partisine olan ilgi, alaka ve güvenin daha da artmasına sebep oldu. Cumhur ittifakına da dahil edilemediğine göre Saadet Partisi daha fazla güçlenmeden bir an önce apar topar seçimlerin yapılması kaçınılmaz hale geldi.

Erken seçim talebi yapan yavru muhalefetin teklif ettiği tarih olan 26 Ağustos değil de! Neden 24 Haziran tarihi seçim tarihi olarak açıklandı?

İktidar bir taşta iki kuş vurmayı hedefledi ve madem erken seçim yapılacak ve Saadet Partisinin daha da güçlenmesi önlenecek, öyle bir tarih olsun ki, İYİ Parti de seçime giremesin, muhalefetin aday bile tespit edemediği hazırlıksız baskın bir seçimle yollarına devam etsinler, ahbap çavuş ilişkisi ile ülkenin bütün varlıklarının satışına son gaz devam etsinler, Ancak böyle olmadı. Hiç beklemedikleri ve hesaba katamadıkları bir şey oldu, CHP kıvrak bir zeka ile iktidarın bu oyununu terse çevirdi, İyi Partinin seçimlere girmesini garanti altına aldı.

Neden iktidar partisinin Genel Başkanını 24 Haziran’dan sonra daha fazla adalet daha fazla özgürlük, daha fazla refah ve sosyal haklar taahhüt ediyor?

Ancak Muhalefet partisinin vaad ve taahhüt edeceği bu konuları 16 yıldır tek başlarına iktidar olanların söylemesi ne kadar garip değil mi? iktidarın, kendi dönemlerindeki kendi icraatlarını eleştirmesi, kendi bakanlarını, belediye başkanlarını ihanetle suçlamaları, kendi tarım, hayvancılık, imar, milli eğitim politikalarının ne kadar yanlış olduğunu ve derhal değiştirilmesi gerektiğini söylemeleri samimi ikrar ve itiraf olarak hafifletici sebep görülebilir ancak, aynı zamanda acziyetin, çaresizliğin, tükenmişliğin de ifadesi olarak ülkemizin siyasi tarihinde yerini almıştır.  Ayrıca bu ifadeler, her seçim döneminde aziz milletimizin milli ve manevi değerlerini kullanarak gaz alma, göz boyama ve mağdur edebiyatının ve bazen de terör, kargaşa, istikrarın bozulması gibi tehdit ve şantaj ifadelerinin yanında, bu kadar yıl olmadı ama bu sefer olacak son bir fırsat daha yakarışları ile günü kurtarma çırpınışlarının ötesine geçemeyecektir.

Son dört seçimdir alternatif olmadığı için çaresizlik içinde mecburen iktidara oy veren seçmenlerin kurtuluş kapısı olarak ortaya çıkacak olan Saadet Partisi, İyi Parti ve CHP ittifakının derhal ve bir an önce kurulması bütün dengeleri değiştirecek ve son 16 yıla damgasını vuran bir dönemin de sonunu getirecektir. Aslında iktidar %50 +1 şartını kabul ederek kendi kendilerinin sonunu zaten getirmişlerdir.

Yaklaşık 16 yıldır tek başlarına iktidar olanların yaptıklarına baktığımızda; özellikle gözümüze sokulmak istenen beton yığınlarının dışında, finans sektörünün yabancıların eline geçtiğini, tarımın ve hayvancılığın bittiğini ve dışa bağımlı hale geldiğimizi, işsizliğin arttığını, dış borç rakamlarının yükseldiğini, üretimin düştüğünü ve ithalatın arttığını, en kritik kurumların teröristlere teslim edilmesi ile neredeyse ülkemizin işgal edileceğini, gerçek sorumluların Allah af etsin diyerek sıyrılmaya çalışırken diğer taraftan on binlerce suçsuz insanın yapılan bu gafletin bedelini hayatlarından çalınan yıllarla ödediklerini, bu işgal girişimin arkasındaki devletlerle dost ve stratejik ortak olduğumuzu, yakalanan gerçek suçluların  idam edilmediğini, lüks cezaevlerinde milletin parasıyla bakıldığını, ülkemize 3-5 milyon turist gelecek diye Doğu Türkistanlı ve Çeçen kardeşlerimizin kaderlerine terk edildiğini, askerimizin başına çuval geçirildiğini, Süleyman Şah türbesinin apar topar kaçırılarak kendi topraklarımızı terk ettiğimizi, mavi Marmara da şehit edilen vatandaşlarımızın canlarını verdikleri Filistin davasının sahipsiz kaldığını, Gazze ablukasının kalkmadığını, Kudüs’ün bir kısmının işgalci teröristlerin başkenti olarak kabul edildiğini, Türk telekomun, tüpraşın, tümosanın, petkimin, isdemirin, erdemirin, petrol ofisinin, limanların, bankaların, çimento fabrikalarının, şeker fabrikalarının, maden ocaklarının, enerji şirketlerinin... say say bitmez bir çok kamu kuruluşunun satıldığını, ab istedi diye zinayı suç olmaktan çıkardık itirafından sonra tekrar suç kapsamına alınmadığını, borçlu kişi sayısının ve icra dava sayısının arttığını, boşanma oranlarının arttığını, uyuşturucu kullanımının arttığını, suç oranlarının arttığını, paradan para kazanmaktan başka bir iş yapmayan bankaların vergi rekortmeni olduğunu,

16 yıldır milli uçağımızın yapılamadığını, milli otomobilimizin yapılamadığını, çok büyük tavizler verdiğimiz halde Avrupa Birliğine alınmadığımızı, serbest dolaşım hakkı kazanamadığımızı görüyoruz.

Bunları söylemek elbette bir vatandaş olarak beni son derece üzüyor, memleketimizin bu hale gelmesi tabiki üzücü, maalesef hepsi gerçek, bu gerçekleri dile getirmek bazı vatandaşlarımızı rahatsız edebilir, bu gerçeklere rağmen kendilerine reva görülen düşük hayat standartları ile yaşamaya razı olabilirler, kendi geleceklerinin, nesillerinin geleceklerini ipotek altında olmasına razı olabilirler, ancak yıllardır bu gerçeklerle yaşamak zorunda olan ve artık bu gidişe dur demenin zamanı geldiğine inanan, gelecek nesillere verilecek hesaplarında başları dik bir şekilde, ‘’Yaşanabilir bir Türkiye’nin, Yeniden Büyük Türkiye’nin ve Yeni Bir Dünya’nın kurulmasında benimde katkım var’’ diyecek vatandaşlarımızın sayısının daha fazla olduğunu düşünüyorum.

Tabi 16 yıllık iktidarı kaybetmek istemeyenler ellerinden ne geliyorsa yapacaklardır, devletin bütün gücünü kullanmalarının yanında, fetö terör başının paketlenmesi, Demirtaş’ın tahliyesi, yeni bir açılım süreci, yeni bir askeri harekat… bunların hiç biri seçmenin ikna olması için yeterli olmayacaktır. Millet yıllardır istedikleri krediyi fazlasıyla verdi, şimdi iktidar için yedek kulübesinde bekleme zamanı…

24 Haziran seçimlerinin Ülkemizin, Milletimizin, Ümmetimizin ve İnsanlığın hayrına vesile olmasını, kavgasız, gürültüsüz, kazasız belasız kardeşlik ortamında tamamlanmasını niyaz ediyorum.

Adaletin Güçlü, Güçlünün de Adil Olduğu bir Dünya’nın en kısa zamanda kurulması duası ile Allah’a (c.c.) emanet olun.

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...