Reklam
Burhan Bakır

Yoksulluk Mirası

Sık sık karşımıza çıkan bazı pankartlar vardır: “Yolumuzu yaptıran Belediye Başkanımız sn. filancaya teşekkürü borç biliriz”. Vatandaş vergi ödediğinin bilincinde değil ve vatandaşın algısını yönlendirme halidir bu hareket. Yolu yaptıran belediye değil bizzat yöre halkının ödediği vergilerdir. 

Farkına vararak ödediğimiz vergilere doğrudan, farkına varmadan ödediğimiz vergilere ise dolaylı vergi diyebiliriz. Doğrudan vergiler bizim bildiğimiz çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi mantığı ile çalışır. Genelde öyle olmaz tabi birçok şirket farklı meziyetler kullanarak vergiden kendini muaf tutmayı becerir. Böylelikle yoksul, dar gelirli, asgari ücretli kahramanlar devreye girerler.

Cebimizden uçup giden iki yakamızı bir araya getirtmeyen ama nereye gitti bu paranın gizli öznesidir dolaylı vergiler. İşte kahramanlık buradan gelir yapışır dar gelirliye.

Yediğimiz, içtiğimiz gıdalardan giydiğimiz kıyafetlere konuştuğumuz telefondan izlediğimiz televizyona kadar aklınıza gelebilecek her şey de yani zaruri ihtiyaçlarımızın tamamında vergi çıkmazının içinde yüzüyoruz.

2015 yılında Devletin vergi gelirlerinin tamamından %60 ı, 2016 yılında ise %70 lere çıkarak süratli bir şekilde ivme kazandı yoksulun cebinden alınan vergiler.

Konuyu daha da saçma sapan hale getirmeye devam edeceksek eğer bizlerin rahatlıkla satın alarak mavi yolculuğa çıkabileceğimiz yatlarda Katma Değer Vergisi %1 zengini kalkındırmaya devam.

Dar gelirliden vergi alma konusunda üstad yetkililer Limon, Şeker ve Su karışımı bir araya geldiği için durumdan işkillenmiş olacaklar ki bu karışımın bir araya geldiği Limonataya bile Özel Tüketim Vergisi getirdiler.

Mevcut hükümetin, eski hükümetleri eleştirerek onlar yapmadı biz yaptık diye savunduğu ve sloganın ötesine gitmeyen yerli uçak, yerli otomobil gibi icraatlarıyla övünürken bir yandan da Türkiye Cumhuriyetinin kurulduğundan bu yana çatır çatır sattığı kurumların kaymağını başkaları yiye dursun, ülkeyi ekonomisini ayakta tutmanın tek kaynağı vatandaşların sırtındaki ağır vergi yüküdür.

Hal böyle olunca vergiler ve zamlar üst üste geldikçe insanlar eğitim, temel tüketim gibi ihtiyaçlarını borçlanarak karşılamak zorunda kalıyor. Borçlanan ve tasarruf yapamayan hanelerin refah düzeyindeki yaşam standartlarındaki düşüş toplum içerisinde sosyolojik açıdan olumsuzluklara yol açmaktadır. Örneğin son dönemlerde yaşanan boşanma oranlarında ki artış ve bunun gibi birçok örneği beraberinde getirmektedir.

Sürüp gidecek bir yoksulluk mirası bırakmak üzereyiz geleceğe, çünkü borçlanan tasarruf yapamayan aileler eğitimde fırsat eşitsizliğine maruz bırakılıyorlar nedeni ise her konuda olduğu gibi devlet okullarında ki eğitimin çok düşük seviyelerde olması iyi okullar iyi eğitim ne yazık ki maddi güce dayalı ülkemizde.

Bugün yeni doğan bir çocuk dünyaya gözlerini açtığında eğer Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde ise yaklaşık 15 Bin TL borç ile doğmaktadır.

Çocuklarımızın geleceğini bu ipotekten kurtarmak için biz ne yapabiliriz iyi düşünmek ve iyi karar vermek lazım.

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...