Reklam
Burhan Bakır

Bilmediğini bilmezlik

Türk lirası değer üstüne değer kaybediyor, ülkenin bankaları borçlu, sanayicisi borçlu, şirketleri borçlu, esnafı borçlu, vatandaşı borçlu. Kriz bizim krizimiz değil dersen yenilen ejder meyvelerinden zaten krizin sizin kriziniz olmadığını buradan görebildiğimizi söyleyebiliriz. 

Birilerinin oyuncağı haline getirilebilen Türkiye ekonomisi zaten bitmiş veya bitirilmiş haldedir. Çıkıp vatandaşın karşısına ekonomimiz iyi durumda derseniz yiyen yer, yemeyip çözüm önerileri için ses çıkartanlarda manipüle ediyor diye her dönemin olduğu gibi ABALI’sı ilan edilir.

Bir ülkede ekonominin büyümesine, istihdamın artmasına, üretimin artmasına, enflasyonla mücadeleye düşük faiz sebep olur, faiz düşürülmesi değil. Paraya talep, para arzından düşük ise yani doğal ekonominin çerçevesinde düşük faiz işe yarar, ülkemizin bulunmuş olduğu ortamda merkez bankasının faizleri aşağı çekmiş olması ekonomiye çokta bir etki sağlamayacaktır.

Bir müddet görüldüğü üzere doların ateşini söndürebiliyor, hatta yaptığı faiz artırımları ile doları 5 liranın altına inmesi gerekirken inmiyor çünkü yabancı yatırımcı ülkede hukuka güvenmiyor, tek adam yönetimine güvenmiyor, biliyorlar ki ekonominin başındaki hanedan üyesi olduğu için o koltukta.

Enflasyonun çok daha fazla artacağı kesin olduğu için yüksek faiz yüksek enflasyon getirir diyerek yine ben suçsuzum bakın bunlar suçludura getirmek yine her zaman ki gibi eyy kapısını açık tutmaktır.

Hükümetimiz 10 ay önce kendinden emin her şeyi bilen küçük dağları biz yarattık endamıyla açıkladığı Orta Vade Planlarında 2020 yılında dolar kurunun 4,02 olacağını belirtmişti. Şimdi de yeni Orta Vade Planımız var, 10 ay önce ki Orta Vade planını açıklayan hükümetimiz zaten bu ülkeyi 16 yıldır yönetmiyorlar mıydı ki? Nerede hata yapıldı o plan tutmadı, şimdi ki planla neyi değiştirebilecekler?

Üretmekten vazgeçtik ithalata yüklendik üreten değil tüketen toplum modelinde çığır açtık yetmedi hayvan ithalatında tüm denetimleri de kaldırarak salgın ve ölümcül hastalıkları ülkemize soktuk. Bunun aynısını satılan ve yavaş yavaş kapatılmaya başlayan şeker fabrikalarında da yaşayacağız şeker yok mısır şurubu ithal edip tüm gıdalarda kullanacağız ve tüketeceğiz sonrasında gelsin hastalıklar.

Son günlerde de ürünlerine zam yapan firmalara yüklenilmeye başlandı ağır bir şekilde eleştiriliyorlar onların savunucusu değilim fakat bu firmalar eğer üretimlerini ülkemizde yapıyorlarsa muhtemelen herkes gibi elektrik, benzin gibi zamlardan etkilenmişlerdir. Hatta markasını bastığı etiketinden ürününün ambalajına kadar yani ham maddesini döviz ile aldığından maliyetleri elbette artacak ve bunu vatandaşa yansıtmak zorunda kalacaktır.

Ne zaman vazgeçilecek ve sorumluluk almaya başlayacak bu hükümet merak ediyorum her seferinde suçlayacak birilerini buluyor, ülkemiz bu hükümet sayesinde herhalde sadece uzay istilası ile karşı karşıya kalmamıştır. Ama hep suçlular başkaları yaramaz çocuk gibiler ben yapmadım o yaptı.

Avrupa bizi kıskanıyormuş, bence dalga geçiyorlar her türlü oyunu oynadılar hepsinde de ben bilirim edası takınan yetkililerimiz afiyetle yediler ama farkında olmadıkları, hiç bir şey bilmediklerini bilmiyorlar.

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...