Reklam
Sueda Muradoğlu

Eğitimin sistem kısmını bir türlü başaramadık

2018-2019 Eğitim-Öğretim yılı vatana millete hayırlı olsun. Tüm öğrenciler bu yıl, dilerim ki çok başarılı olsun.

Her yıl olduğu gibi yeni sezona, biz öğretmenler iki haftalık bir seminer dönemi sonrası başladık. Seminer döneminde, ilçemiz genelindeki Fen Bilgisi öğretmenlerine yönelik olarak düzenlenen dört günlük bir eğitime katıldık. Dört günlük bir beyin fırtınası demek daha doğru olur. 

Konu, revize edilmiş olan yeni müfredat, uygulamada görülen aksaklıklar, yeni sınav sistemi ... vs. Daha ilk günün ilk yarısında isyan bayraklarını açasım geldi. Söz hakkı aldığımda, sözüme bir soruyla başladım; "değerli hocam biz şimdi dört gün burada kafa yoracağız ya, siz bizden aldığınız dönütleri ilgili komisyonlara iletecekmisiniz yoksa bi burada tartıştığımızla mı kalacağız?" . "Biz burada tartıştığımızla kalacağız" ı kendisi oldukça edebi ve neredeyse alt metni okunamayacak kadar üstü kapalı bir şekilde dile getirdi. Elbette izleyen günlerde bu bizler için motivasyon kaynağı oldu. 

Göreve başladığımda sene 2003, yüksek lisansımı tamamladığımda ise sene 2008’di. Dün gibi hatırlarım! İlk görev yerimde, ilkokulumun öğretmenler odasında, sistemi masaya yatırırken takdire şayan bir idealistlik sergiliyordum. Şimdi kendime haksızlık etmeyeyim yel değirmenlerini yeneceğimize inandığımız zamanlarda sıkça oldu. Yıllar geçerken düzelme değil bozulmalar gözle görülebilir durumdaydı. Yüksek lisansa başladım. Hepi topu beş kişilik bir sınıfla, birbirinden değerli akademisyen hocalarımızla -ki aralarında o yıl ders kitapları yazarlarının komisyon üyeleri de vardı- biz yine eğitim sistemini, aslında olması gerekenleri tartıştık durduk iki yıl boyunca. Hani umutlarımızda sönmüş değildi... Şimdi yıl 2018... Ben geriye döndüğümde geçen yılları bir başkası yaşamış olsa gerek diyorsam da, yaşayan elbette bendim. Zaman hala fazlasıyla hızlı... İlk günden bu güne bakıyorum, sonra bugünden o ilk günlere! İlerleme var mı? Hayır! Ve üzgünüm ama gerilediğimiz noktalar da bana göre yadsınamayacak seviyelerde. İşte ben eğitimin ilk günü söyledim ki meslektaşıma; bak süreç böyle böyle. Şimdi biz dört gün ne yapalım? 

Bu minvalde başarılı bir şekilde(!)  dört günü tamamladık.

Güzel ülkem adına üzgünüm ki, biz bu eğitimin sistem kısmını bir türlü başaramadık. Başaracağımız konusunda kalan ümitlerim ise bir hayli az! Eğitimi hükümet politikası olmaktan çıkarıp, devlet politikası haline getiremediğimiz sürece de, sene sonralarında sınavlara verdiğimiz kurbanları Allah kabul buyursun!!! 

Dershaneleri kapattık, amenna. Bir sebebi vardı, haklıydı, kabul. Ama dershaneler varken bile sınavlar insaflıydı. Hayır, biz okulda gereken eğitimi veremiyoruz, siz bir de dershaneye gidin demiyorum elbette. Ben diyorum ki, maalesef ailelerin kafasında okul+dershane birlikteliği et ve tırnak misali... Biz bunun yıllarca karşı düşüncesini savunduk. Ama gel gelelim yıllarca yapılan teog sınavı ile geçen yıl yapılan sınavın akademik düzey bakımından hiç mi hiç ilgisi yoktu. Teog ne kadar aşağılar derecede basit idiyse, geçen yılın soruları bir o kadar zorlayıcıydı. Yok, biz bu işin ortasını bulamıyoruz. Bulabilecek miyiz onu da bilmiyorum. Sınav olmamalı asla demiyorum. Sınav elbette olmalı. Akademik seviyeler ölçülmeli, okullara yerleştirmeler buna dayanarak gerçekleştirilmeli. Ama el insaf, sınavlarda da az biraz iman, biraz tutarlılık olmalı.

Bir de, sistem değerlendirilirken, bu sistemin uygulayıcılarıyla bir araya gelinmeli. Dinlenilecekse onlar dinlenilmeli. Onlardan alınan dönütler üzerine birşeyler inşa edilmeli; onlara rağmen değil! "Siz aranızda konuşun tartışın, biz sonuçları almadan da gereğini yaparız" tavrı, bu eğitim sistemini hiçbir yere getirmedi, bundan sonra da getirmeyecek...

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...