Reklam
Reklam
Gonca Jale Peker

Biraz susun lütfen!

Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba. Geçtiğimiz günlerde keyifli bir çizimle karşılaştım. Yan profilden baktığınız şeffaf bir insan yüzü ile birlikte kafasını hayal edin. Beyin ve dil görseli resmedilmiş. Beyin görselinden kabloyla bir priz uzatılmış, prizin takılacağı yuva da dilden çıkan bir kablonun ucu. Altında da şu cümle yer almış;  “Konuşmaya başlamadan önce bağlı olduğundan emin olun!” Aynen öyle, son dönemde gerek bizden gerek dünyadan yükselen sesleri hayretler içinde izler ve dinler haldeyiz. Ya fişi takın, ya da biraz susun lütfen! Buyurunuz…

.....“Keşke Yunan galip gelseydi. Eğer, bir Müslüman ’Atatürk’ü seviyorum derse ya ahmaktır ya sahtekardır.”

….."Trabzon, Kurtuluş Döneminde kimlerin elindeydi? Rum Pontus’un elinde olan Trabzonlu bir tane feslinin açıklamaları sonucunda her ilimizden fışkıran böyle hareketlerle (Atatürk büstlerine saldırılar) karşı karşıyayız."

... “Ezan Türkçe okunsun.”

.... “Ülkü ve ülke sevdalısı olan, davalarının gözü kara yiğitlerine af gelsin

…. “15 Temmuz’da iki batıl çatıştı.”

.... “Türkiye’nin tutumundan büyük endişe duyuyoruz. İfade özgürlüğü, dernek kurma ve toplantı özgürlüğü ile adil yargılama teminatı, yargı bağımsızlığı, diğer insan hakları ile temel özgürlüklere saygı duyma, bunları garanti altına alma ve keyfi şekilde gözaltında tutulanları serbest bırakma çağrısında bulunuyoruz.”

.... “Öğrenci Andı işlevselliğini yitirmiştir. Her gün ‘papağan gibi’ tekrarlayacakları sözler yerine, konuşup tartışarak ve yaşayarak edinecekleri özellikler günümüz eğitiminin önemli bir kısmını oluşturmaktadır. 30’lu yılların ritüellerini benimsemek çağdışı bir yaklaşım olacaktır. Gerek faşizm, gerekse komünizm bu ve benzeri uygulamaları sıkça kullanmıştır.” 

….. “PKK ile YPG’yi aynı görmüyoruz.”

….“Filistinli mültecilere bulundukları yerlerde vatandaşlık verilmesi dünyada adalete karşı yapılmış en büyük katliamdır.”

... “Yunanistan gerekli gördüğü zaman ve gerekli bulduğu kurumsal yollarla karasularını genişletme hakkına sahiptir.”

…. “Türkiye, Almanya’da ki vatandaşlarının kendi tarafında olmasını istiyor. Eğer bu durum devam ederse çifte vatandaşlık amacını yitirmiş olur. Bu sistemin nasıl biteceğini konuşmamız gerekir.”

…. "Kaşıkçı cinayetiyle ilgili tapeleri dinlemek istemedim, dinlemek için bir sebebim de yoktu. Oldukça şiddet dolu, vahşice ve berbattı. Ve aynı zamanda da bir müttefikimiz söz konusu ve birçok noktada çok iyi olan bir müttefiki bırakmak istemiyorum."

….“Türk erkeği sevdiği kadını döver.”

Siz bunları söylerken ve biz bunları konuşurken aslında biz nereye gidiyoruz bir durun düşünün. Ege ve Akdeniz ısınıyor, enerjideki hamlelerle dışa bağımlılık azalıyor! Bunun nedenli önemli olduğunun farkında mısınız?  Yıllık 10 milyon ton ham petrol işleme kapasitesine sahip olan Star Rafinerisi’nin üretime geçmesiyle birlikte Türkiye’nin işlenmiş petrol ihtiyacının yüzde 25’inden fazlası karşılanacak ve ithalat bağımlılığı azalacak!  Diğer taraftan ABD merkezli bir şirketle Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) arasında Akdeniz’de gerçekleştirilecek sondaj çalışmaları kapsamında 15 milyon dolarlık sözleşme imzalanıyor ve Türkiye’nin ilk sondaj gemisi Fatih sondaj çalışmalarına çoktan başlıyor bile.

Bütün bunlar olup biterken biz neden hala biraz susamıyoruz ve başa sarmak için elimizden geleni yapıyoruz!...

gonca.peker@yahoo.com

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...