Reklam
Özer Güneş

Bari bu sefer Beykoz’un çocukları kazansın

Yerel seçimler yaklaşıyor. İçerisinde hatıralarımızı ve hafızamızı sakladığımızı yeşiliyle, mavisiyle hala doğayla iç içe olma özelliğini koruyan, vazgeçemediğimiz güzide ilçemiz Beykoz’umuz üç dönemdir mevcut siyasi iktidar tarafından yönetiliyor.

Müstakbel yerel seçimlerin kazanılması ile alakalı parametrelere artık insanların kötü yönetilen ekonomik durumları ve mutsuzlukları da eklendi. Bu yüzden belediye başkanlığı mevcut siyasi iktidar için eskisi gibi çantada keklik değil. Bu yüzdendir ki hâlâ belediye başkan adayını belirleyebilmiş değil.

“Biz toplumun önüne ne koyarsak, toplum onu mecburen yer” anlayışı eskisi gibi tutmuyor. Siyasi iktidar İstanbul’un en nadide semtlerinden olmasına rağmen koskoca Beykoz’a yerli bir aday bulamamış olacak ki, ilk etapta İstanbul’un başka bir ilçesinde belediye başkanlığını yapmış olan bir ismin üzerinden Beykozlulara yoklama çekti. Şu anda gelen tepkiler değerlendiriliyor.

Bazıları ise yabancı adayda öyle ısrarlı ki, tabanın tepkisini azaltmak için her yolu deniyor.  Lakin İktidar partisine mensup insanların ekserisi ve ilçemizde câri olan sivil toplum örgütlerinin ekserisi bu duruma olumsuz tepki gösteriyor.

Gelelim Beykoz’da iktidar partisinin yöneticilerine ve Beykoz orijinli aday adaylarına… Hepsi süt dökmüş kedi gibi sus pus oluş durumda, görüş bile beyan etmekten çekiniyorlar. Belki de korkuyorlar.

O denli genel merkezlerinin dominant etkisi altındalar ki, üstlerinin aldıkları kararları Beykozlulara anlatmaktan acizler… Anlatanların izahları ve gerekçeler de; hem sokaktan kopuk, hem de demagoji yığınından öte bir şey ifade etmiyor. Yerel secime yönelik propaganda çalışmalarında ne yapacaklarını kara kara düşünüyorlar. Ya üstlerinin “siz oturun oturduğunuz yerde, biz genel siyaset ve vatan-millet-din üçlemesiyle vaziyeti kurtarırız” stratejilerine teslim olmuş durumdalar.

Beykozlu bu seçimde bu tip manevraları görmez diye umut ediyoruz, fakat gerçekten de koskoca Beykoz’un içine düştüğü durum çok komik! Genel merkezlerinin seçtiği adayın İstanbul’un bir ucunda belediye başkanlığı yapmış biri olması, “Beykoz nasıl selamete ulaşır” başlıklı nutuk atanların çoğunun bırakın Beykozlu olmasını, Beykoz’dan iki mahalle isim sayacak derecede Beykoz’a yabancı olması…

Dedik ya; İstanbul’daki gelişimden fazla nasibini alamamış,  doğa ve sakinlik açısından güzel fakat yaşamak için günden güne şartların kötüleştiği,  kozmopolit insan yoğunluğu ve düzensiz nüfus hareketleri yüzünden kültür seviyesi yüksek insanların marjinalleştiği Beykoz’umuz bu kötü gidişi hak etmiyor.

Beykoz her şeyin en iyisine layık ama balık yine baştan kokuyor! Türkiye’yi 18 yıldır tek başına yöneten ve Beykoz’a en fazla yatırım yapması gereken siyasi iktidar, Beykoz’a olan ilgisizliğini ve duyarsızlığını, en başta Beykoz’u yönetmeye talip adayın seçiminde yapıyor!

Buraya kadar siyasi iktidarı tenkit ettik… Muhalefet de bu başarısız süreç yönetimini fırsata çevireceği yerde onlarda fasit bir dairede dönüp duruyorlar. Açıkçası tez zamanda toparlanmazlarsa bu basiretsizlikle muhalefetten de büyük sürprizler beklemiyorum. Muhalefet küskün seçmeni bir an önce kendisine döndürmezse fena halde çuvallayabilir.

Muhalefet partileri güçlü ve nedensiz yere aday gösterilmeyen başarılı siyasetçileri yerelde aday göstermeli. Ama nereden aday gösteriyorsa oranın başarılı ve tartışması en önemlisi yerli isimlerini sahaya sürmeli.

Ben bu yazımda mütevazı bir şekilde bizimle aynı dertleri paylaşan, aynı sıkıntıları yaşayan, çarşıda, pazarda, sokakta aynı dilden aynı şeyleri konuşan “Beykoz’un hakiki sahipleri”nin vekili, dili ve kalemi olmaya çalıştım.

Maksadımız belli niyetimiz halistir: Bari bu sefer Beykoz ve Beykoz’un çocukları kazansın.

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...