Reklam
Özer Güneş

Muhsin Başkanı sevenler ’kazadan kaza çıkartmayacak’!

Yerel seçimler yaklaşırken adaylar belli olmaya başladı bu adaylardan biriside Meclis Başkanı ve AKP adayı Binali Yıldırım. Muhsin Yazıcıoğlu’nu seven milyonlarca insan 25 Mart 2009 tarihini ve o günlerde 48 saat itibarı karlar altında kalan devlet yöneticilerini ve bilhassa ihmal boyutuyla ve lakayıt performansıyla öne çıkan yöneticileri asla unutmaz.

Bunlardan biride yine böyle bir yerel seçim arefesinde şehit düşen Muhsin Başkan’ın şehadetiyle alakalı hususlarda sorumluluk sahibi olan birçok kurumu uhdesinde barındıran dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’dır.

Dedik ya unutmayacağız diye… Unutamayacağımız en önemli hususların başında Sivil Havacılık Genele Müdürlüğü ve buna bağlı olan Kaza Kırım Komisyonu’nun art niyetli hatta kasıtlı ve kötü performansı geliyor. Diğer bir husus ise, bu kurumu uhdesinde barındıran sevk ve idare eden dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın “kazadan kaza çıkarmayın” demeci olmuştur. 

Bu yüzden; adli ve idari soruşturma-araştırma kurumlarına verilen dilekçelerde, dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım usulsüz kaza inceleme ve araştırma kurulu oluşturarak ve bunda da ısrar ederek görevini kötüye kullanmakla suçlanmıştır.

Gerek Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün ve gerekse buna bağlı olan Kaza Kırım Komisyonu’nun ihmalleri dava dosyalarında ayrıntılı olarak belgeleriyle yer almaktadır. İşte, havacılık kazalarının araştırılması kaza inceleme araştırma komisyonlarının yetkisindedir. Bunları atama yetkisi de Ulaştırma Bakanına verilmiştir.

Ulaştırma Bakını ölümlü kazaların yasal tanım itibariyle büyük kaza olduğu ve bu tür kazalarda Sivil Havacılık Kanunun 13. Maddesi gereği ve Yönetmeliğin 15. Maddesi gereği 9 ya da daha fazla bilirkişi tayin eder. Ulaştırma Bakanı yasanın kendisine verdiği bu yetkiyi yasa ve yönetmeliklere uymayarak keyfi bir şekilde küçük kaza olarak nitelendirmiş yetersiz ve ehliyetsiz üç kişiyi atamış araştırmanın yanlı ve yüzeysel yapılmasına ve delilerin karartılmasına fırsat vermiştir.

Oysa 2006 yılında yapılan yönetmelik değişikliğiyle ve yine uluslararası uygulamalarla teamül haline gelen bu tür kazalarda hangi uzmanların görev alması gerektiğiyle ilgili oluşan teamüle de uymamıştır. Hatta o kadar ki arama kurtarmada olay mahallinde kırıma uğrayan ölümlü olmayan skorsky kazasında 14 bilirkişi görevlendirilmiştir. Görülüyor ki burada Ulaştırma Bakanının açık bir görevi ihmali aşan görevi kötüye kullanma niteliğinde eylemi söz konusudur. O kadar ki, kaza kırım ekibinin görevi tamamlandıktan sonra bu heyetin yetersiz olduğu yeni bir heyetle yasaya uygun uzmanlardan oluşan bir kurul oluşturularak kazanın araştırılması talepleri dahi kabul edilmemiştir. Olayla ilgilenenlere azarlayıcı önemsemez bir tutum içerisinde bulunduğu da bilinilmektedir.

BBP ve dava sürecini takip eden hukuki departmanlar yukarıdaki nedenlerden dolayı Ulaştırma Bakanının bu ağır kusurunun soruşturulmasını talep etmişlerdir.

Gelelim dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın, merhum BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekilerin hayatını kaybetmesine yol açan helikopter kazasıyla ilgili basına düşen demeçlerine…

Örneğin, Devlet Denetleme Kurulu (DDK) raporunu yorumladığı bir demeci var. Olay yerinde koruma altında olması gereken kırıma uğramış helikopterin parçalarının çalınması ve bununla alakalı görüntülerin basına düşmesi hakkında sorular sorulunca, "DDK’ nın hangi uzmanlık marifetiyle böyle bir sonuca ulaştığını kamuoyuyla daha açık olarak paylaşacaklardır. Ama kazalardan da kaza çıkarmanın, kamu görevlilerine layık görülen bir şey olmaması gerektiğini düşünüyorum’’ demişti…

Israrla Muhsin Başkanın bindiği helikopterin düşmesi/düşürülmesi olayını pilotaj hatasına bağlamaya çalışan Binali Yıldırım DDK raporunu uzman eliyle çıkarılmamakla itham ederek "DDK raporu bize ulaşmış değil. Kaldı ki konu yargıda. DDK’nın yargıda olan ve defalarca uzmanlıkları tartışma götürmeyen kişi ve kurumlarca yapılmış çalışmanın üzerine hangi uzmanlık marifetiyle böyle bir sonuca ulaştığını herhalde kamuoyuyla daha açık ve detaylı olarak paylaşacaklardır. Kaza olmasını hiç bir zaman arzu etmeyiz. Ama olan kazalardan da kaza çıkarmanın, bu ülkede görev yapan kamu görevlilerine layık görülen bir şey olmaması gerek.’’ demiştir…

İşte Binali Yıldırım’ı, o dönemde başında oturduğu bakanlığa bağlı kurumların hatalarını, ihmallerini ve açıklarını kapatmaya çalışan, olayı pilotaj hatasına bağlayıp tıpkı daha önce düşen “Isparta Uçağı” vakası gibi dosyanın kapanmasında ısrar eden, ihmal ve kusuru hatta kastı olan personellerini koruyup kollayan bir yönetici olarak tanıdık ve hafızamıza kazıdık.

Bu sebeplerden ötürü, bir Cemal Kaşıkçı suikastına gösterilen alaka ve hassasiyetin onda birini Muhsin Yazıcıoğlu suikastına göstermeyen siyasi erkin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı Binali Yıldırım’ı “yok” sayıyoruz. Kendisini bir kez daha hafızalarımızda kalan kötü performansıyla hatırlayacağız ve kesinlikle oy vermeyeceğiz!

Yani… Bu zihniyeti, bu “kötü” devlet adamlığı ve yönetici performansının İstanbul’un başına geçmesine karşıyız. Bu duruşumuzda kararlılık göstereceğiz ve Binali Yıldırım’ın kendi deyimiyle “kazadan kaza çıkartmayacağız”!

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...