Reklam
Reklam
Özer Güneş

Millet geçim derdinde siyasiler seçim derdinde!

Artık yerel seçimi geride bıraktık; 4,5 sene seçim yok, ülkemizi yönetenler seçim kazanmaya yönelik insan üstü performanslarını ülkenin ve milletin gerçek dertlerine  ve sıkıntılarına yoğunlaştırıp içeride milleti refaha eriştirirler ve pahalılığa dur derler, dâhili ve hârici düşmanlarımıza ve onların sebep olduğu tehlikelere yoğunlaşıp, milli birlik ve bütünlük içinde düşmana korku dosta güven gösterirler derken yine başa döndük!  

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimler iptal edildi ve yerel seçimlerde yeni süreç başladı.  

Yarışan taraflara bakarsanız;  E. İmamoğlu, “seçimi ben kazandım hakkım gasp edildi. YSK’nın 7 üyesinin kararı ile hakkım yendi ben bunları Allaha havale ediyorum” dedi. 

B. Yıldırım’da seçimde kendisinin gerçek mağdur olduğunu asıl kendilerinin seçimde yapılan organize usulsüzlükle oylarının eksik gösterilerek çalındığını 23 Haziran’da yapılacak seçimle adaletin yerini bulacağını ifade etti.  

Tabi süreçte neler yaşandı? Seçim akşamı Anadolu Ajansı’nın İstanbul seçimlerinin  sonucu olan yüzde 88,5 oyu dört saat gibi kısa bir sürede verirken yüzde 1,5 oranında sayılmamış oy kalmışken veri akışının kesilmesinin nedenini açıklayamaması millet nezdinde ve vicdanında kocaman bir güvensizlik ve  soru işareti bıraktı. 

YSK’nın gerekçeli kararına bakınca seçimlerin iptal sebebinin ana maddesi 754 sandıkta memur üye olmaması, 706 kısıtlı seçmenin oy kullanması, 108 sandık döküm cetvelinin olmaması gösteriliyor… Bu memur olmayan 754 sandıkta sadece 3 kısıtlı seçmen oy kullanmış ve bu 754 sandıktan sadece 4 tanesinde sandık döküm cetveli yok! Şimdi sıkı durun bu memur olmayan 754 sandık başkanının olduğu sandıkların tamamında Binali Yıldırım önde!  

Yani bunun seçim sonuçlarına etkisi maalesef  yok gibi tabi… Şimdi kim kimin hakkını çaldığı ile alakalı 23 Haziranda takdir milletimizin. 

Binali Yıldırım cephesi “oylar çalınmadı da fark niye 23 binden 13 bine indi?” diyor. Göz ardı edilen husus şu: Bazı seçmenin iktidara tepkisini dile getirmek için seçmen zarfının içine; misal, EYT mağdurları 3.600 ek gösterge vs. gibi yazılı pusulalar koyması ( bunlar sandıklar sayılırken geçersiz oy sınıfındaydı) daha sonraki sayımlarda geçerli olarak kayda girdi. Aradaki farkın kapanması bu sebeptendir. 

Tabi bu kısa dönemde bile Belediye başkanları el değiştirince usulsüz, fahiş fiyata yapılan ihaleler, çok yüksek şekilde yapılan israflar ve “bankamatik memuru” denilen yani çalışmadan belediye ve şirketlerinden maaşa bağlanmış kişileri görünce, vah ki ne vah! Dedik. Bu olabilir mi? Müslüman hak yemez yedirmez derken emek sarf etmeden hak etmeden maaş almak ve vermek Elhamdülillah Müslümanım diyen insana yakışır mı? 

Bu süreçte güzel şeyler de olmadı değil; öğrenci akbili 85 TL den 40 TL ye indi. İstanbul halkının kullandığı su fiyatları da yüzde 40 oranında ucuzladı. Şimdi iki tarafta bu vatandaş lehine işleri biz yaptık diyor. İyi de demezler mi adama, madem bunlar yapılabiliyordu niçin bu zamana dek yapılmadı? 

 Bunlar gibi İstanbul’u geçmişte yönetenlerin acaba elinde imkân olduğu halde yapmadıkları ve fahiş fiyatları vatandaşa yükleyerek gelir elde ettikleri, bu gelirlerle de başka yerlerdeki açıkları nasıl kapattıkları hususlarında neler var kim bilir? 

Ülkemizin genel tablosu maalesef iyi değil! 

Türkiye’de temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak insanlar günden güne artıyor. Uzun süreden beri insanların birbirleriyle konuşurken sarf ettiği "insanlar et yiyemiyor" sözleri artık geride kaldı. İnsanlar, temel enerji ihtiyacını güç bela karşılayabiliyor. Patates, soğan, nohut ya da pirinç gibi, herkesin kolaylıkla erişmesi gereken besinler bazı insanların karşılayamayacağı seviyeye gelmiş durumda. Yahut başkalarının yardımına ihtiyaç duyacak konumda. 

"Genç işsizliğin” ulaştığı nokta ise üzeri istatistikî veri atraksiyonlarıyla örtülemeyecek raddede dehşet verici…  Gençler nasıl bir işe girecek, nasıl aile kuracak, nasıl başarma duygusunu, saygınlık kazanma duygusunu hissedecek?  

Türkiye kötü durumda değildir. Bilakis Türkiye çok kötü durumdadır! Türkiye’nin ilk ihtiyacı ivedi bir tarım reformu ve sonrasındaki ekonomik faaliyet reformları akabinde idari reformlardı. Bu noktada, hiçbir şeyle ilgilenmeyip acilen ekonomiye dair olumlu bir şeyler yapmak gerekirken, yine her yerde seçim konuşuluyor. 23 Haziran’a kadar olan süreyi kaybedecek Türkiye. Benzer bir sonuç çıktığı takdirde, seçimden sonraki bir ayı kaybedecek Türkiye. 

Neyse… Öyle ya da böyle biz ne dersek diyelim süreç bir şekilde işletildi ve ülke yeni bir seçimin eşiğine getirildi. 23 Haziran’da söz yine aziz milletimizde olacak. Seçimlerin ülke ve vatandaş menfaatine bir sonuçla sonuçlanmasını, ülkemizin birliği ve dirliğinin bozulmamasını Cenab-ı Allah’tan diliyorum 

Bu vesileyle tüm okuyucularımızın Ramazan bayramınızı kutluyor ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini niyaz ediyorum. 

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...