Reklam
Adnan Çeliker

15 Temmuz gecesi Beykoz’da kim neredeydi?

Günler, aylar, yıllar o kadar çabuk geçiyor ki… Ne Temmuzlar gelip geçti ve niceleri de gelip geçecek…

O geceyi yaşayanların unutacağı bir gece değil, milletin hep hatırlayacağı bir gece oldu.

Kaç millet acaba tanklara tüfeklere karşı, darbeye karşı durmuş ve acaba kaç insana bu geceyi yaşamak nasip oldu.

15 Temmuz’da AK Parti Beykoz İlçe Başkanlığı’nın Necmettin Erbakan Kültür Merkezi’nde yerel yönetimler danışma meclisi vardı. Danışma meclisi yerel yönetimler gündemli olduğundan Divan Başkanı da Yerel Yönetimlerden Sorumlu İlçe Başkan Yardımcısı Gökhan Kaplan olması gerekirken yurt dışında olduğu için divan başkanlığı görevini bana vermişlerdi ve o akşam divan başkanı bendim.

Danışma Meclisi Toplantısı, yatsı namazına 20 dakika kala bitti çünkü unutmuyorum “akşam namazı geçiyor yatsı okunmadan bitirelim” dedik ve bitirdik.

Ve arkadaşlarla teras kafeye çıktık cay içip sohbet etmeye başladık. İlçe başkanımız Mustafa Gürkan ve Belediye Başkanımız Yücel Celikbilek de masanın başındaydı.

Televizyon köprü haberini verirken bir ara o sıralar Rusya’yla aramız biraz soğuktu “köprüye Rus Bayrağı asmışlar onu indirmek için tek tarafı trafiğe kapatmışlar” muhabbeti bile yapıldı.

Bir ara Mustafa başkana bir telefon geldi ve Yücel başkana bir şeyler söyledi. Yücel başkan da kalkıp makamına belediyeye indi. Mustafa Başkan da “arkadaşlar bir yere ayrılmayın” diye talimat verdi.

Ben, Mustafa Başkan, Abdullah Yümsel ve Recep Yaman belediyeye Yücel başkanın makamına gittik. O zaman işin ciddiyetini anladım ve oradan çıkmamız, arabaya binmemiz ve Kavacık’a gitmemiz bir ralli yarışını andırıyordu.

Unutamadığım Recep’in arabayı kullanması, Mustafa başkanın da camdan beline kadar çıkarak öndeki arabaları eliyle kenara çekmek istemesi ve viraj falan dinlemeden “hızlı hızlı” demesi. Benim de arkada oturan Abdullah Yümsel’e “biz Kavacık’ kadar sağ salim gidersek bu darbeyi yeriz” dediğim unutulacak bir an değildi. 

İlçeye gider gitmez Mustafa Gürkan bütün ışıkları yaktırdı ve hemen mesaj çekilmesi talimatını verdi ve bunları merdivenlerden çıkana kadar yaptı.

Her geçen dakika halk toplanıyor, kalabalık çoğalıyor ve parazit sesler de yükselmeye başlıyordu. Daha sonra Yücel Başkan ses minibüsünden halka seslenerek köprüye yürümemizi söyledi. Halk akın akın köprüye yürümeye başladı.

Bizler Hasan Yavuz Camii’nin oradan direk aşağı doğru indik ve otobana ulaştık. Aşağı iner inmez silah sesleri başladı. Önümüzdeki kalabalığa ateş ediliyordu. Asfaltın üstünde değişik yerlerinden yaralanarak yatan, kanını durdurmak isteyen vatandaşlar vardı.

Bir ara geriye doğru çekilme başladı. İşte o an İlçe Başkan Yardımcısı Zafer Aslan ile beraber ellerimizle “nereye gidiyorsunuz madem geri çekilecektik niye arkadaşlar yaralandı” diye bağırmaya başladık ve ileri ileri diye  bağırıp duruyorduk.

Tabii insanlarda akın akın geliyordu hele bir ara o paniklemeden sonra tekbirlerle arkadan gelen o büyük kalabalığı görmek anlatılacak bir duygu değil yasamak lazım.

Ve o tankların içindeki askerler çıkartıldı fakat bir tanesi hiç gözümün önünden gitmiyor. O namluyu döndürerek milletin üstüne sürmesi ve insanların tankı sanki oyuncak araba gibi görüp tehditler savurması, daha sonra tankları kenara çekip yaralıları hastaneye gönderip trafiği ilk bizim Beykoz olarak açmamız kendimize göre bir onurdu.

O gece kimleri görmedik ki o köprüde.  Hiç aklına gelmeyen çok değişik kişiler sokaktaydı. Her fikirden, her şekilden halkı görmek mümkündü. Huyu değişik, şekli değişik insanlar o gece köprüdeydi.  O gece hepimiz farklıydık fakat tek beraber olduğumuz hiç birimizin kanı bozuk değildi ve o gece yan yanaydık.

Yücel Başkan ve kalabalık bir gurupla köprüden karşıya yani Avrupa Yakası’na geçtiğimizde ses bombaları patlamaya başladı. Yücel Başkanı arabaya bindirdik ve ters şeritten geri gönderdik. Bizde gençlerle yürüyerek Beykoz tarafına geri dönerken tam köprünün ortasında ikinci ses bombası patladı. 

Hiç unutmuyorum “boğaz köprüsünü hava uçurdular” dediler fakat kafayı kaldırıp da köprüye bakmak aklımıza gelmedi ve inandık. O an insanın beyni duruyor.

Geri geldik ve birçok hastanede yatan yaralıları ziyaretler, yaralanmadan yaralandım diyenler ile günler gelip geçti. O gece yaşamayı yüce rabbim bize nasip etti.

O gece sokağa çıkan herkesin bir hikayesi vardır. Herkes gibi benimde var tabiki. O gece sokağa çıkmak, o yaşanan olayların içinde olmak herkese nasip olmaz.

O gece sokakta olan, darbeyi darbeyle durduran her ferdin gurur duyması lazım. Onurlu bir şekilde dış güçlerin ve hainlerin bu ülkeyi ele geçirmelerine hep beraber engel olduk diye arkadan gelen nesle gururla anlatması lazım. 

Çünkü unutmayacağız ve unutturmayacağız.

Bu günleri bir daha yaşamamak umuduyla,

Kalın sağlıcakla 

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...