Reklam
Mustafa Babuz

Su akar yolunu bulur, bulmaz ise hüzün olur!

Değerli Beykozlular,

Sizlere bu yazımda, son günlerde neredeyse hepimizin ortak sorunlarından biri olan Sel’in meydana getirdiği zararları ve çözüm yollarını paylaşacağım.

Doğa her zaman güçlüdür ve insan gücü kolay kolay bu sürece engel olamamaktadır. Fakat engel olamasak da  önlem almak önemli bir adımdır.

İşin aslına baktığımızda yüce yaradan her yarattığı ve doğada güç verdiği tabii olaylara, canlılara kendini koruma gücü ile alan vermiştir. Biz insanoğlu bu gücü ve doğal olayları ne kadar ciddiye almakta  ve önlem almaktayız? Hepimizin eksikliği olduğu gibi yöneticilerin de dikkatsiz plansız yetersizliğini göz ardı edemeyiz.

Bu kısa açılımdan sonra gerçek konumuzu işleyelim.

Her yağmur yağdığında  dere yatakları, kanallar, su giderleri, otoyollar dahi  doğanın engelsiz gücü suya teslim oluyoruz. Yani doğal ihtiyacımız olan suyu canavar haline dönüştürüyoruz. Nedeni ise henüz yaşamın değerini, suyun kıymetini bilmiyoruz, günlük yaşama teslim oluyoruz.

Her elimize geçen gereksiz eşyayı, çöpü ‘’nasıl olsa kimse görmez, masrafsız’’ diye yakınımızdaki dere yatağına veya kanala "at dereye gider bir yere"  mantığıyla atıyoruz..

Sonra ne mi oluyor? Bir yere kadar giden su ile o gereksiz eşyalar derenin/kanalın  dar yeri veya köprü geçişlerinde birleşe birleşe pislik olduğu gibi gelen şiddetli yağmur suları ile tıkanıyor.

Toplumun her kesimine maddi zarar, ziyan ile en acısı can kaybı dahil olumsuzluklar ile karşılaşınca adına doğal afet diyoruz.

Diğer sebepler ise özellikle büyük şehirlerimizin sorunu olan çöp. Bilinçsiz toplumumuzun her eline geçen çöpü sokağa atması ve bu çöplerin kanal ve mazgallara takılarak su giderlerine engel olması, olumsuzlukları peşine takıyor ve şehir yaşamımızı yaşanmaz hale sokuyor. Ne zaman en ufak bir yağmur ve fırtına ile ağaç yapraklarının da dökülmesi işi daha da zora sokuyor. 

Bu sorunların ortaya çıkardığı zararın azaltılması ve felakete dönüşmemesi için yapılması gereken en önemli çalışma; yerel yöneticilerin daha önlemli müeyyide ve halkın desteği yani muhtarlık ve sivil toplum kuruluşları müşterek çalışmalar yaparak  vatandaşı bilinçlendirmesi. Gerekirse cezai uygulamalar ile caydırıcı olunmasını sağlamak. Dere yatağı, kanal, mazgalları periyodik zamanlarda düzenli temizlik ve kontroller ile azami zararla sonuçlanmasını sağlamak olmalıdır.

Atalarımız boşuna söylememiş. "Su  Akar  Yolunu Bulur" diye. Su yolunu bulamaz ise sonu hüzün olur.  Artık bu kadar teknolojik gelişme ile hala bu doğal olayları asgariye indiremiyorsak bu durum hele hele bu kadar denize sıfır boğaz içine yakışmamaktadır. Artık yerel yöneticilerin önderliği ve sorumluluğunda bu sorunlar çözülsün.

Özellikle asfaltlama çalışmaları yapılırken mühendisler yolun su akışını ve mazgalların konumunu iyi hesaplamalıdır. Mesela sokaklar Arnavut kaldırımı dediğimiz kesme taşlardan yapılırken aralara konan sıkıştırma kumları yağmur suları ile akarak mazgal ve su gideri olan yerleri tıkıyor, ana caddeler hala meyilsiz yapılıyor ve yollar parça pörçük su göleti oluyor vatandaş zarar görüyor.

Artık böyle basit işlerin gündemde olmaması gerek.

Sorumluları sorumluluklarını yerine getirmeye... Halkımızı da daha duyarlı, dikkatli olmaya davet  ediyorum.

Yaşamımıza değer katalım atık ve gereksiz malzeme/çöpleri sular ile birleştirmeyelim.

HAYATI DOĞA VE SEVGİ İLE BİRLEŞTİRELİM.

Saygı ve sevgilerimle...

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...